ClA'in vicdanı

|

ClA A ClA

Yakınlarda CIA İran raporunu açıkladı ve İran'ın nükleer silah geliştirme çabalarına son verdiğini bildirdi. Bu durum, Bush ve ekibinin söyledikleriyle çelişiyordu. Ama kamuoyu da Bush'la birlikte ters köşeye yattı, CIA'den böyle bir dürüstlük beklemiyordu kimse. Yoksa artık CIA'de bir şeyler değişmeye mi başladı?

Liberal Hollywood filmleri yıllardır CIA içindeki bireylere bel bağlıyor, onların vicdan muhasebeleri sonucunda örgütlerinin yanlışlarını düzeltme çabasına gireceklerini umuyor. Syriana'nın da, Bourne dizisinin de kahramanları örgütlerinin yani ClA'in yöntemlerinden rahatsızlık duyuyor ve emirlere karşı çıkıyorlar.

AMERİKALILAR NEDENSE(!) ORTADA YOK
'Yargısız İnfaz'da da benzer şeyler yapan bir kahraman var. Peki başta söz ettiğimiz gelişmenin de ışığında bu tip vicdanlı CIA ajanı sayısının arttığından ve nihayetinde örgütün bir değişim geçirdiğinden söz etmek mümkün mü acaba? Açıkçası eşyanın tabiatına aykırı böyle bir gelişme olacağını, kurumun ilk iş olarak dezenfor-masyona son vereceğini filan hiç sanmıyoruz ve bunu filmler bile iddia etmiyorlar. Ama bildiğimizi sandığımız şeylerden çok da emin olmamamız gerektiğini, hayatın sürprizlerle dolu olduğunu kabul etmek gerek.

Yargısız İnfaz'ın söylemek istediği net bir mesaj var: İşkenceyle doğru enformasyona ulaşamazsınız. İşkence altındaki kişiden duymak istediklerinizi duyarsınız ama bunlar gerçeği yansıtmaz. Bu tabii ki katılacağımız ve desteklenmesi gereken bir mesaj. Ama film daha derine gitmiyor, Amerika'nın Ortadoğu politikasıyla ilgili başkacana bir derdi yok filmin. Aksine Ortadoğuluyu Ortadoğu'dan, yani bir Arap'ı diğer Arapların elinden kurtaran da yine Amerikalı oluyor. Söz konusu kişinin işkenceye alınmasına neden olan CIA'nin yöneticileri ama Amerikalılar ellerini kana bularken neredeyse hiç görülmüyor. Sonuçta canavarlaşan emri verenden çok uygulayan Araplar oluyor.

İNTİHAR BOMBACISINA AŞIK OLMAK
Yargısız İnfaz'ın 'Syriana'ya biraz andıran bir yapısı var. Farklı zamanlarda geçen birbiriyle ilişkili farklı öyküleri paralel bir kurgu içinde izliyoruz. Ana öykü bir Amerikalı kadınla evli, yeşil kart sahibi ve 20 yıldır Amerika'da yaşayan Mısırlı bir kimya mühendisinin bir bombalamadan sorumlu tutulup sorgulanmasını anlatıyor. CIA'nin uçaklarından birine bindirilip bir Arap ülkesine götürülüp işkenceye maruz bırakılıyor El-İbrahimi (Omar Metwally). Bombalamada bir meslektaşını yitiren ve onun görevini üstienmek zorunda kalan Douglas Freeman (Jake Gyllenhaal) ise filmin vicdan sahibi CIA görevlisi. El-İbrahimi'nin eşi (Reese Witherspoon) ise hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolan kocasını tanıdığı bir politikacının (Peter Sarsgaard) yardımıyla bulmaya çabalıyor. Bu arada sorgulamayı yürüten Arap polis müfettişinin kızının babasına isyanını ve bir intihar bom-bacısıyla yaşadığı aşkı da izliyoruz. Yargısız İnfaz iyi niyetli olsa da yine benzerine rastladığımız klişeleri tekrarlayan, umudu direnişin çıkması gereken yerde değil, baskıyı gerçekleştirenin değişmesinde arayan bir film. İyi oyuncuları için izlenebilir.

Yargısız İnfaz
Orijinal Adı: Rendition Yönetmen: Gavin Hood Oyuncular: Meryl Streep, Omar Metwally, Reese Witherspoon, Jake Gyllenhaal, Aramis Knight, David Fabrizio, Zineb Oukach Türü: Gerilim, Dram Ülke: ABD

* * *
Gevşek zamanın peşinde
RIZA'da Tayfun Pirselimoğlu, Zeki Demirku-buz'un sevdiği mekânlar ve insanlar arasında dolaşmış: Bekâr odaları ve ucuz otellerde, gazetelerin üçüncü sayfa kahramanlarının arasında. Başı maddi açıdan derde girince kendisini yapayalnız bulan, kimseden yardım görmeyen ve yavaş yavaş dibe vuran bir adamın, kamyoncu Rıza'nın öyküsünü anlatıyor film.

Rıza tek sermayesi olan kamyonu arızala-nanınca tamir için gereken 10 milyarı denk-leştiremiyor. İşsiz kalınca cebindeki parası da tükenmeye başlıyor. Eceliyle ölen bir arkadaşının cebindeki parayı çalmakla suça bulaşıyor. Ardından arkası geliyor. Rıza işlediği suçların sonuçlarıyla karşılaştıkça, vicdani rahatsızlığı artıyor ama zamanı geri döndürmek imkânsız ve Rıza yaptıklarıyla, daha doğrusu kendisiyle birlikte yaşamak zorunda artık. Kaderi pamuk ipliğine bağlı sıradan insanlardan Rıza. Özellikle kötü biri değil ama her koyunun kendi bacağından asıldığı bir düzende kendisini bütün çareleri tükenmiş bir şekilde buluveriyor işte birgün.

Filmin başrolünde aslında bir lokanta işletmecisi olan Rıza Akın, ilk kez kamera karşısına geçmiş birinden beklenmeyecek bir performans sergiliyor. Hem yönetmeni hem oyuncuyu kutlamak gerek. Fakat filmin hem kusuru hem de başarısı sıkıcı oluşu. Pirselimoğlu boşlukta yüzen insanların gevşek zamanını seyirciye hissettirmek istiyor ve başarıyor da. Ama bunun doğal sonucu sıkıntı oluyor.

Rıza
Yönetmen: Tayfun Pirselimoğlu Oyuncular: Rıza Akın, Nurcan Eren, Melissa Ahmedi, Emin Baş, Muhammed Cangören, Hayati Pirselimoğlu Türü: Dram Ülke: Türkiye

* * *
Çıplak gerçek
ERKEKLER çok yaşlansa da hâlâ kadınların gözünde çekici olmaya gerçekten de filmlerde görüldüğü kadar devam ediyorlar mı? İnanması güç. 'Hayatta İki Kez'den tat alabilmek için 8o'ine merdiven dayamış Jean Rochefort'un hâlâ çekici bir erkek olduğuna inanmak gerekiyor her şeyden önce. Gerçi buna inanınca sorun bitmiyor. Çünkü bir zamanlar bir çift olan iki sanatçının yıllar sonra karşılaşması, hesaplaşması ve tekrar bir araya gelmesini anlatan filmin akılda kalmaya değer hiçbir yanı yok. Eşcinsel bir karaktere Gaylord adını vermek gibi bayağılıkları da cabası. Charlotte Ramp-ling'i daha önce, mesela Ozon'un 'Havuz'unda çıplak görmediyseniz, bu arzunuzu bu filmde giderebilirsiniz, başkacana da bir neden göremiyorum bu filmi seyretmek için.

Hayatta İki Kez
Orijinal Adı: Desaccord Parfait Yönetmen: Antoine de Caunes Oyuncular: Jean Rochefort, Charlotte Rampling, Isabelle Nanty, lan Richardson, Simon Kunz, James Thierree Türü: Komedi Ülke: Fransa, ingiltere, Romanya