2010: Sinema ve hayatta Fethullahçılık Kemalizm rekabeti

|

2010: Sinema ve hayatta Fethullahçılık Kemalizm rekabeti  A 2010: Sinema ve hayatta Fethullahçılık Kemalizm rekabeti

Bu yıla damgasını vuran gelişme Kemalizm ve Fethullahçılığın kozlarını politika sahnesinde olduğu gibi sinemada da paylaşmasıydı. Son gülen politika sahnesinde de olduğu gibi Fethullah Gülen oldu. Yılı şu ana kadar yapılmış en epik Fethullahçı film olan ve Said-i Nursi’nin  hayatını anlatan 'Hür Adam' filminin basın ve gala gösterimiyle kapattık. Ve gördük ki Fethullahizmin, Kemalizmden korktuğu hiçbir şey kalmamıştır. Gerçek hayatta da öyle değil mi zaten? İktidar Partisi bizatihi bir Fethullahçılık merkezidir ve başbakan Erdoğan Atlantik ötesine selam duradurmaktadır, bilindiği gibi. CHP’nin devrik başkanı Deniz Baykal da geri kalmayıp, “adı her nedense anılamayan” Fethullah Gülen’i temize çıkarmıştı. Kılıçdaroğlu’nun yeni formüllü CHP’sinin önemli konumlarında da elbette Fethullahçılara yer verilecekti. Abdullah Öcalan ve Murat Karayılan’a ne buyrulur? Devrimciliklerine bir kez daha hayran olmamak mümkün mü? Onlar da cemaate saygılarını sundular bittabii.

NURTOPU GİBİ FETHULLAHÇI CUMHURİYET
Yeni bir Türkiye kuruldu. Kemalist cumhuriyetin içinden nurtopu gibi bir Fethullahçı cumhuriyet doğdu. Hayırlı olsun. Sanıldığı kadar farklı değiller aslında, Kemalizm ile Fethullahçılık yani… Ordunun darbelerinin ve kurduğu faşist baskı rejimlerinin bugünlere gelmemizde büyük katkısı var. İki ideoloji de kapitalist sistemden yana; bir defa en temel ortak noktaları bu. İkisi de burjuva ideolojisi ama burjuvaların yaşam tarzları farklı bir miktar. İkisi de muasır medeniyeti Batı kapitalizminde görüyor. Fethullah çıpayı ABD’ye atmış durumda. İki ideoloji de gerektiğinde fena halde devletçi. Kamucu anlamında devletçi değil, devlet birey ilişkisi anlamında devletçi. Yani itaatkar, munis vatandaştan yanalar ikisi de. İkisi de Türk kanındaki yüce değerlere hayran. İkisi de başöğretmen olmak için birbiriyle yarış halinde. Fethullahçılığın daha emperyal hedefleri var gibi, ABD müsaade ederse inşallah. Çok ciddiye almamak lazım bu emperyal rüyaları. Ve tabii ki en büyük fark Fethullahçılığın İslamcı oluşu. Fark dindarlıkta desem, Kemalizm de bir dinin nerdeyse bütün öğelerini içerdiği için, derdimi anlatamazdım. Fark dindarlıkta değil, fark dinin niteliğinde. Hz. Muhammed’in tasvir edilememesi gibi, Atatürk’ü de filmlerde tasvir edemezdik, çok yakın zamana kadar. Resmi ve heykeli serbestti ama onlar “sanat eseri” sayılmaz, gerçeğin ta kendisi olarak algılanırdı. Ama sinema öyle değildi! Mustafa Kemal’i oynayacak oyuncu için bir Türk uygun görülemez, Hollywood starlarının adları ileri sürülüp dururdu, yıllar boyunca. Anthony Quinn’lerden Antonio Banderas’lara kadar, kimler geldi kimler geçti…

BEN ÇARPILACAK MIYIM?
Bu yıl sinemadan geçenler arasında ise Kemalist filmler “Dersimiz Atatürk” ve “Veda” göze çarptılar, fena da gişe yapmadılar. “Kelebek”le başlayan Fethullahçı sinema ise bu yıl güçlü bir çıkartma yaptı. “Eşrefpaşalılar” Fethullah Gülen’i bir ahir zaman peygamberi olarak sundu, ama elbette adını anmadan (yahu, Fethullahçılık ya da Fethullah Gülen diyen çarpılıyor mu? Ben çarpılacak mıyım? Bunu söylese biri de ayağımı denk alsam. Zamanında ”cunta” dedim diye başıma gelmedik kalmadı, Kemalist cunta tarafından hapse tıkıldım. Tarih yenilenmiş haliyle tekerrür etmesin!)

Daha sonra Mahsun Kırmızıgül’ün “NY’da 5 Minare”si geldi. Filmi seyretmedim. Biliyorum işim gereği seyretmeliyim ama Kırmızıgül eleştirmenlerin seyretmesini istemedi, ben de onu kırmak istemiyorum. ABD’deki bir Türkiyeli imamı anlatıyorsanız, çok fazla gerçek insanı örnek almış olamazsınız, yanılıyor muyum? Duyduklarıma göre film, böyle bir imamı yani Fethullah Gülen’i örnek alıyor. O zaman onu da Fethullahçı sinemaya dahil edebiliriz. Bu da hangi sinemanın galip geldiğini belirliyor. Veda ve Dersimiz Atatürk de iyi iş yapmıştı ama 5 Minare hepsine fark attı. Ve Fethullahçı sinemanın Kemalist sinemaya galip geldiğini dünya aleme ispat etti. En hakiki kaybeden ise iyi sinema oldu bu savaşta. Propaganda filmlerinde sanat bir yere kadar sonuçta.

Yeni muhafazakar ve daha Müslüman Türkiye’ye hoş geldiniz. Şimdi lütfen içki kadehlerinizi bırakınız, başınızı bağlayınız ve uçuşa hazır olunuz. Hepimize iyi yolculuklar.

Yeni  yılınız kutlu olsun!!!