Barış’ta herkes kazanacaktır!..

|

Barış’ta herkes kazanacaktır!.. A Barış’ta herkes kazanacaktır!..

Siyaset, yetkiyi aldığı yurttaşın talepleri doğrultusunda ülkeyi yönetmeli,
Siyasetçinin en önemli görevi, halkın sorunlarına çözüm bulmak olmalı,
Onların refah, mutluluk ve gelecek güvencesi içinde yaşamalarını sağlamalıdır.
Ve Siyaset, inanarak yaptıklarını topluma iyice anlatmalı, onu ikna etmelidir!..

****
Bu durumda kişisel kaprisler, karizmatik tavırlar, bireysel düşünceler değil, partilerin ortaya koyduğu ideolojiler değer kazanacaktır.
Baştan söylenenden sonradan vazgeçilmesi, keyfiliğin hem siyasette hem de kişisel ahlakta etkin olduğunu gösterir.
İnsanları kandırmak niyetinde olanların, aslında, ideolojiden yoksun oldukları bilinir.
Onlar için merkez kendileridir!..
Toplumu ve de basiretli yönetimi düşünmezler!..
Aldatabildikleri sürece iktidarda kalma niyetleri vardır.
Niyet, hırsa dönüştüğünde ülke için müthiş bir gelecek tehlikesi oluşur.
****
Gerçeklere, doğrulara ve beklentilere göre hareket etmeyen yönetim, çözüm önerilerinde çelişkilere, düşünsel ya da eylemsel çatışmalara neden olacaktır.
Çıkar üzerine kurulu planlar, halkı düşünmeyen adımlar, sonunda kaosu yaratacaktır.
Bugün benzeri bir durumla karşı karşıyayız!..
****
Kürt sorununun çözümü gündemimizin en önemli maddesidir. Türkiye’nin demokratikleşmesi ve insan haklarına saygılı bir ülke olabilmesi için bu sorun artık, kalıcı olarak çözülmelidir.
40 bin yurttaşını kaybetmiş, oluk oluk kan akıtmış, anaların gözyaşları yıllardır durmamış bir ülkenin acilen yapması gereken tek şey, iç barış yolunu açmak, “farklılıkların kucaklaşmasını” sağlamak olmalıdır.
**** 
Sinop ve Samsun olayları gelecekle ilgili bir işaret fişeği olarak alınmalı, yol kazasına uğramadan Türkiye, demokrasisini tüm kuralları ve kurumlarıyla kurmalıdır. 
Barış süreci içinde her adımın, ölçülüp biçilip çok dikkatle atılması zorunluluktan öte, hayati değer taşımaktadır!
 
****
İkinci İmralı görüşmesi, dışarıya yansıdığı kadarıyla, bu gün için olumlu bir iradenin varlığını teyit etmektedir.
Ancak herkesten ve her kurumdan daha çok, başta Başbakan olmak üzere hükümet, bu sorunun çözümünde dikkatli ve yapıcı olmalıdır.
Halkın olumlu baktığı, en azından sessiz kalarak destek verdiği barış girişiminin başarıya ulaşması, bir şekilde iktidarın tavrı ve üslubuyla yakından ilişkilidir.
****
Başbakan, İmralı sürecinin başından beri doğru bir üslup kullanmamaktadır.
Çok sert, bazen aşağılayıcı, bazen bir önceki durumla çelişen açıklamalar yapmaktadır.
Tek adam “rolünü” çok kötü şekilde oynamaktadır.
Evet, temsil ettiği ülke gerçeği, ona bazı ayrıcalıklar tanımaktadır.
Ancak, barış elini uzatan bir insanın sağduyulu konumuna uymak, diplomasinin kurallarını uygulamak ayrı bir ustalık ister.
Muhatap olarak alınan siyaset, yani BDP ise bu partiye, demokratik hukuk devletine yakışan bir nezaketle yaklaşılması gerekmektedir.
Başbakan zaman zaman, Bakanlar, AKP yetkililer ve düşünenlerle çatışan sözler söyleyerek, toplumda hayret uyandırmaktadır.
****
Sinop olaylarının hemen sonrasında, taşkınlık yapanların MHP ve CHP’li olduğunu açıklaması, doğru olmayan beyanlarda bulunması, vahim bir durumdur.
İşin gerçeği çok geçmeden anlaşılmıştır.
Başbakan'ın söylediğinin aksine taşkınlıkları örgütleyenler AKP’li çıkmıştır!..
****
Üstelik Başbakan grup konuşmasında, BDP’li milletvekillerinin Karadeniz gezisinden haberdar olduğunu açıklamıştır. Hatta "Onlara misafirperverlik gösterildiğini, öğretmen evini bile açarak konaklamalarını sağladıklarını” belirtmiştir. Bu sözleri söylerken "Sevseniz de sevmeseniz de onlar milletvekilleridir. Her yere gidebilmelidirler” diye eklemiştir.
****
Daha düne kadar Meclis'te milletvekili olduklarını kabul etmeyen biri için bu sözler, önemli bir gelişmeyi gösteriyor.
Ancak, Başbakan BDP milletvekillerinin bu bölgeye geleceklerini bildiğine göre, neden tam bir güvenlik önlemi alınmadığını da bizzat kendisi açıklamalıdır. Ayrıca Başbakan, Karadeniz'in toplumsal reflekslerini en iyi bilen bir kişi olarak barış sürecini Karadenizlilere açıklamalı ve hemşehrilerini ikna etmelidir.
****
Samsun’daki olaya şahit olanların aktarımında, güvenlik güçlerinin bilinçli bir şekilde olay çıkaranların üzerine gitmediği iddia edilmektedir.
Hatta STK ve partilerin bulunduğu binayı basan ve TKP’nin tabelasını söküp onun yerine Türk bayrağı asan kişinin de sivil polis olduğunu iddia etmekteler.
****
Türkiye’nin barışa ihtiyacı var!..
Ancak barış isteyenlerin de toplumu ikna etmek gibi, kutsal bir görevleri olduğunu bilmeleri gerekir.
Muhalefet İktidarı destekliyor.
İktidar samimi ve şeffaf olduğuna toplumu inandırmalı.
Her gün başka başka sözler yerine, abartmadan olanı olmayanı, isteneni, istenilmeyeni dürüstçe topluma anlatmalı ve onlardan destek almalı.
Bilinmeli ki “barış sağlandığında” herkes kazanacaktır!..