Hangi Erdoğan?!..

|

Hangi Erdoğan?!.. A Hangi Erdoğan?!..

- ''Biz sadece gövde taşıyan, gövdesinin üzerinde kafa, o kafanın içinde beyin taşıyan fizyolojik varlıklar değiliz.''
- ''Biz, kalp taşıyoruz, ruh taşıyoruz, vicdan taşıyoruz. Bizi, hayvan ve bitkilerden ayıran en önemli farkımız, düşünebildiğimiz kadar, vicdan sahibi olmamızdır.

****
- "Dünya hızla ve hırsla tüketilmeye devam ederse, nefes alacak atmosfer, içecek bir damla su kalmayacak."
- “Eğer, üzerimize giydiğimiz elbise, Bangladeş'te 5 yaşındaki bir çocuğun umutlarıyla dokunduysa;
- “eğer aracımıza koyduğumuz benzin, Libya'da bir masumun kanıyla karıştıysa;
- “eğer çocuklarımıza verdiğimiz çikolata, Afrika'nın nehirlerine zehir kattıysa;
- “eğer üzerimize giydiğimiz palto, bir hayvan türünün yok olmasına sebep olduysa;
-“ evimizdeki mobilya yağmur ormanlarını yağmaladıysa;
Bu döngüden, böyle bir küreselleşmeden, böyle bir ticaretten rahatsız olmak, bunu derinlemesine sorgulamak ve buna çareler üretmek zorundayız!..''

*****
- ''Bu derin çelişki'', eko sistemin bozulmasında çok daha çarpıcı şekilde görülüyor.
- “Birileri kalkınırken, bir yerlerde nehirlerin kuruduğunu, birileri sanayileşirken, bir yerlerde denizlerin kirlendiğini, birileri refah ve huzur içinde yaşarken, başka bir yerlerde ormanların yok edildiğini biliyoruz.”
- “Şunu hepimiz görmek ve anlamak zorundayız. Büyüme ve kalkınma dediğimiz süreç böyle devam ederse, ortada yaşanabilir bir dünya kalmayacak.
- “Bu acımasız rekabet, bu hırs, bu tamah böyle devam ederse, çocuklarımıza bırakacağımız bir dünya var olmayacak.''

****
Ve Bir KIZILDERELİ sözü var! Diyor ki;
''Bütün ağaçlar kesildiğinde, bütün hayvanlar avlandığında, bütün sular kirlendiğinde, hava solunamaz hale geldiğinde, işte o zaman paranın yenilebilir bir şey olmadığını anlayacaksınız!''
Her satırına imza koyacağımız bu sözleri Başbakan Erdoğan, 8 nisan 2013 de İstanbul da toplanan Birleşmiş Milletler Ormancılık Forumu'nda söyledi!...
Şimdi bu konuşmayı yapan Başbakan Erdoğan’ın yönettiği Türkiye’deki bir gerçeği, gözlerinizin önüne sermek istiyorum!..
Önce bir bilgi vereyim:
Mersin/Silifke’ye bağlı Akdere ve Yeşilovacık beldeleri sınırları içinde hükümetin onay verdiği, 2 çimento fabrikası ve söylentilere göre 13 termik santral (sayısının artabileceği belirtiliyor.), kurulması planlanıyor.
Ayrıca hemen yanına yani Büyükeceli beldesine de, nükleer santral kuruluyor!!.

****
Oysa bu bölge, Toros Dağları ile Akdeniz arasında kalan, çam ormanları ve kumsallarla çevrili bir doğa harikasıdır!..
Kumsalları, uluslararası kuruluşlar tarafından Caretta Caretta kaplumbağalarının üreme yeri olarak tescil edildi.
Ayrıca, özel koruma altına alınan “Akdeniz Keşiş Foku'nun” yaşam alanı olarak ilan edildi.

****
Bu bölgenin halkı tarım ve balıkçılıkla geçiniyor.
Bakanlığımda Yeşilovacık’ta balıkçı barınağı yaptırmıştım. Sonra yat limanına çevrilmek üzere karar almıştık.
Çünkü halk, balıkçılık ve tarımın yanı sıra, doğal güzelliklerini ve muhteşem antik kalıntılarını kullanarak, turizm yatırımlarından gelir bekliyordu.
Yıllardır bu bölgenin turizme açılması için mücadele veririz!.
Şimdi Turizm bölgesi ilan edildi…

****
Ama bakın sonra ne oldu?!.
BM toplantısında konuşan Başbakanın hükümeti, şaibeli ÇED raporları verdi. Çimento fabrikası ve termik santraller kurulması onaylandı.
Yeşilovacık barınağı termik santrallerin ve çimento fabrikalarının Afrika’dan ithal edilecek kömürün ve satışı yapılan çimentonun sevkiyat limanı haline getirilmeye başlandı!..
Hani BM’de edilen sözler?..
Camdan okunduğu için uçup gitti!

****
Büyütülen liman, Akdeniz Keşiş Foklarının yaşam mağaralarını yok ediyor. Caretta’ların üreme alanlarını da tehdit ediyor.
Fabrikalar çevreye saldıkları zehirli gazlarla, halkın sağlığını doğrudan etkileyecek. Tarım alanlarına zarar verecek!..
Kısaca çevre ve insan tehlike altında kalacak!..
Halk bu duruma tüm gücüyle tepki gösteriyor.
Ama güvenlik güçleri elinde belgesi olmayan müteahhidi değil de, eylem yapan halkı suçlu buluyor ve dövüyor!..

****
Durumun vahametini ve Türkiye’nin düştüğü durumu anlatan 15.01.2013 tarihli Orman ve Su Bakanlığının, ODTÜ Erdemli Deniz Bilimleri Enstitüsüne yazdığı yazıyı gösterebiliriz.
8878 sayılı Yazı; "…bahse konu proje ile ilgili ÇED Olumlu kararı olmasına rağmen, bu iznin nihai izin olmadığı, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından izin ve görüş alınmadan faaliyete başlanılmasının mümkün olamayacağı…” diye devam ediyor.
Buna rağmen liman çalışması pervasızca sürüyor!..

*****
Şimdi hangi Erdoğan’a inanalım!..
BM’de konuşana mı?
Halkı, Fokları ve Carettaları yok edenlere izin verene mi?!.
Ey Kızılderili!.. Kalk da seni bu yüzyılda kullananlara bir kez daha ibretle bak!..