1 Mayıs!..

|

1 Mayıs!.. A 1 Mayıs!..

Bugün 1 Mayıs, Emeğin Bayramı.
Tüm çalışanlara ve emekçilere kutlu olsun!..
Birçok dünya ülkesinde bu bayram, farklı ve anlamlı bir şekilde kutlanacak.
Emeğin en yüce değer olduğu, emekçinin kutsandığı, alın terinin insan onurunu yarattığı ve insan varlığının gerçekleri üzerinde durulacak.
Üreten ve yöneten olmanın vazgeçilmezliği dile getirilecek!..
****
Bu sözleri içtenlikle söyleyenler, yaşam kalitesinin emeğe saygı ile oluşacağını bilirler…
Çünkü onların inandığı iki şey vardır.
Biri insan, diğerin insanın emeği!..
Onlar bilir ki; Düşünen ve yaratan insanın erdemi, yaşamın varlık göstergesidir.
Bu nedenle, dünyanın varoluşundan bu yana yılmadan emek mücadelesi sürmektedir!..
****
AKP zihniyetinin yönettiği  ülkemizde ise, iki şeyin değeri yoktur.
İnsan ve zaman!..
Zaten hayatın bu iki temel direğine değer verilmezse orada, insanla ilgili hiçbir adım atılamaz.
Demokrasi, hak, özgürlükler, eşitlik, adil paylaşım, adalet, emek, yeni anayasa, barış, vs. kelimeleri sadece sözcük olarak kalır!..
Hedeflenen talepler olarak görülmez ve bir toplumun yaşam biçimi olarak algılanamaz!
İnsana değer verilmeyen, zamanı önemsemeyen ülkede sömürü vardır!..
Sömürü baskıyı, baskı korkuyu ve korkuda diktatörleri yaratır…
Tıpkı şimdi Türkiye de olduğu gibi…
****
Türkiye, sosyal haklarda yapılan kısıtlamalarda, kemer sıkma politikaları, emekli yaşı ve işsizlik konusunda Avrupa’da birinci ülkedir.
Emeğe saygı duymayan bir ülke haline gelmiştir.
Yoksulluk ve örgütsüzlük özellikle emekçileri ezmektedir.
****
“Aç ve cahil bırakılan bir toplumun yönetilmesi kolaydır” anlayışı, AKP iktidarının uyguladığı politikadır!..
Sosyal Devletin yapması gerekenleri “AKP ve RTE yapıyor” gibi gösterilmesi ve bu illüzyonun “algı yönetme” yöntemleriyle desteklenmesi iktidarı güçlendirmektedir.
Bu güçle AKP, “vahşi bir emek sömürü düzeni” oluşturmaktadır!..
****
Değersizleştirilen emek, sahipsiz de kalmıştır.
Sol, değişime yeterince müdahale edememiş, bölünmüş, yaşlanmış emeğin yanından ayrılmıştır.
Son 10 yılda toplam 10.723 işçi, iş kazalarında hayatını kaybetmiştir.
AKP iktidarı işçi ölümlerindeki artışla dünyada rekor kırmış, 1.3 milyar nüfuslu Çin’i bile geçmiştir.
Öyle ki; 2012 yılında yalnızca 323 günde, iş kazalarında 878 işçi ölmüştür.
****
Taşeronlaşmayı yöntem olarak kabul eden, çalışanların sosyal güvenceden uzaklaştıran, işyerinde yeterli güvenlik önlemleri almayan, işçiyi insan olarak görmeyen zihniyet emekçileri ölüme terk etmektedir.
İktidarın dayandığı şirketlerin aç gözlülüğü, işçi ölümlerinin artışına, yoksulluğa ve işsizliğe yol açıyor…
****
AKP iktidarı işçilerin ve sendikaların üzerinde müthiş bir baskı uyguluyor.
Ülkede her vesileyle sendikalar kapatılıyor.
Ya da kapatılmak zorunda bırakılıyor…
Türkiye’nin nüfusu 45-50 milyonken sendikalı işçi sayısı 2 milyon 800 bin idi.
Şimdi nüfusumuzun 75 milyon olduğu söyleniyor.
Sendikalı işçi sayısı 650 bin!..
Arada kalan fark, taşeron firmalarda her türlü haktan mahrum ve asgari ücretle çalışan işçi sayısıdır.
****
Oysa sendikalar dünyanın her yerinde sosyal adalet için mücadele ederler. Açgözlü sermayenin emekçi çoğunluğu sömürmesine karşı çıkarlar… Çalışanların alın terlerinin karşılığını alırlar, adil paylaşımın oluşmasını sağlarlar.
Kısaca, Dünya’yı yaşanılır bir yer haline getirmek için mücadele ederler…
****
Bugün, büyük mücadelelerle elde edilen “Taksim Bayram alanı,” 1 Mayıs kutlamalarına kapatıldı.
Yanlış yapıldı!..
Geçen yıl tam bir bayram havasında geçen kutlamalar anlaşılıyor ki bu yıl, sıkıntılı geçecek!...
Başbakan ve İstanbul Valisinin anlamsız direnci, korkarım ki Taksim’de yeni çatışmalara neden olacak!..
Eskiye dönmenin kimseye faydası yok!..
İşçiler, emekçiler, çalışanlar ve tüm insanlar “1 Mayıs emek gününü” bir bayram mutluluğu ve coşkusu ile kutlamak istiyor.
Ne taksim Meydanına zarar verirler, ne de kendilerine!..
Uygarca gelip, türküler söyleyerek, heyecan ve vakurla giderler…
Polisin gazı, copu hatta varlığı, bu bayramı bir mahşer gününe çevirebilir.
İnadın amacı otoriteyse, yanlıştır!..
Çünkü bunun bir sonraki adımı diktatörlük olur!..
Yöneticilerin anlamadığı, emekçilerin uygar ve sağ duyulu  insanlar olduğu gerçeğidir!..
****
DİSK Genel Başkanı Kani Beko, haklı olarak hiçbir zaman unutulmayacak olan “ 1 Mayıs 1977 misyonu” ile Taksim’i talep etmiştir...
Şimdi ne oldu? Tüm emekçiler,  ‘Onlar yasaklıyor, biz özgürleştireceğiz!’ demek için, Taksim’e gidecekler!..