Düşüş başladı!

|

Düşüş başladı! A Düşüş başladı!

Türkiye’de yaşayan insanlar belki şu sözleri dün gibi hatırlayacak. ”Bundan böyle artık her şey eskisi gibi olmayacak!..”
Yakın tarihimizde bu anlayışın yer aldığı birkaç olay yaşadık. Bunların başında “Susurluk Kazası” gelmişti.
Bu kaza gözlerimizi açmış, ”Derin devletin kirli ilişkileri” belgeleriyle birlikte ortaya dökülmüştü. Egemenliğin halkın elinden alınması doğrultusunda yaratılan olaylar dizisi peşi sıra açığa çıkarılmıştı. Siyasetçi/bürokrat/mafyadan oluşan çetelerin devleti nasıl ele geçirdiğini  görmüştük!.. Faili meçhul cinayetler, çözülmeyen Kürt Sorunu, Alevi katliamları, hortumlanan bankalar, suçlanan gençler ve yasaların dışına çıkarılan devlet!.. Meşru kamu görevlileri yerine katliam sanıkları, uyuşturucu tacirleri ve katillerin kullanıldığı operasyonlar. Tüm bunlar, sağlam bir demokratik yapının oluşamadığını, rejimin “göreceli parlamenter sistemde” kaldığını açıklıyordu.
“Her şey eskisi gibi olmayacak!”
Bu söz Susurluk için söylendiğinde “büyüleyici “bir duygu oluşturmuş, ancak geçen süredeki hukuksal gidişat ve devletin yapısı bu büyüyü bozmuştu. Beklentiler öyle güçlü oluşmuştu ki, peş peşe gelen sistem başarısızlığı, adaletsizlik ve egemenlerin oluşturduğu koruma kalkanları, insanları bir an hayal kırıklığına uğratmıştı. Ancak şu gerçek kabul edilmeli ki, “Susurluk olgusu,” bu ülkedeki insanların demokrasi anlayışını ve yaşama dair taleplerine olan sahiplenme bilincini geliştirmiştir. En azından “derin devletin” varlığı, demokrasiye olan engeli anlaşılmıştır!..
Benzeri bir olay süreci, 3 Haziran'dan beri Türkiye’de yeniden yaşanıyor!.. Gezi Parkı direnişi!.. "Her yer Taksim” sloganıyla başlayan, yurdun her yanında, iktidarın yurttaş özgürlüğü ve eşitliğini hiçe sayan yönetim tarzına itiraz eden bir başkaldırış yaşanıyor!.. Öncelikle gençler, değiştirmek istenen yaşam biçimlerine sahip çıkıyorlar. Halkın katıldığı bu müthiş direnç, Türkiye’yi yeni bir zaman dilimine sokuyor!..
AKP iktidarı ve Başbakan bu demokratik kültür gelişimini anlamıyor. Daha fazla baskı ile insanların üzerine gidiyor. Demokrasi, hukuk ve adil yönetim anlayışı bir kenara bırakılarak, yalanlara dayanan bir karşı direnç gösterilmeye çalışılıyor. Parlamentodaki AKP çoğunluğunun halkı aynı oranda temsil etmediğini görmezden gelerek, artan şiddetle direnen insanların üzerine gidiliyor. Devlet ve polis şiddetinin yanı sıra yargıyı kullanarak gözaltı ve tutuklamalarla insanlar yıldırılmaya çalışılıyor.
Hak aramak, demokratik yaşamı kurmak ve özgür olmak isteyen halk direnişine, devlet gücüyle saldırılıyor. Bu vahşi kavga sırasında 6 gencimizi yitirdik!..
Abdullah Cömert!.. Ethem Sarısülük!.. Mehmet Ayvalıtaş!.. Polis amiri Mustafa Sarı!.. Lice’de Medeni Yıldırım!..
Ve Eskişehir’de sopalarla dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz!..
Bu yitirdiğimiz gençlerimizin failleri bu güne kadar bulunmadı. Bulunanlar da serbest bırakıldı!..
Bu nasıl adalettir ki; öldürenler bulunamazken, Elinde “pala” ile etrafa saldıran ve de insanları yaralayan saldırgan serbest bırakılıp Fas’a kaçmasına göz yumuluyor. Bu nasıl hukuk devletidir ki; haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle başvuran 34.311 kişiden bir tekinin dahi talebi, yargı tarafından dikkate alınmıyor.
Bugüne kadar İktidarın değişik platformlarda yaptığı çağrılar sonrasında; savcılıklarca 44’ü çocuk olmak üzere 1042 kişi gözaltına alındı. 40 kişi tutuklandı!..
Bayrak satan Ali Sarıçiçek, “halkı isyana teşvik ettiği” gerekçesiyle ”örgüt” suçundan tutuklandı. Eşi Merhamet Sarıçiçek; “Ailesinin 7 kişiden oluştuğunu, tüm örgütlerinin sayısının da bu olduğunu” söyleyerek ve “Adaletsizlik ve yargıdaki ayırımcılığın” altını çizerek siyasi yöneticilere ders verdi!..
AKP İktidarı müthiş bir kaos içinde. 10 yılın sonunda itibarı yok olmaya başladı. Bu kez durduramayacağı bir hızla desteği eriyor!.. Yalan ve halkı ikiye bölme üzerine kurulmuş siyaset biçimi, onu yok ediyor. Halkın algısını değiştirmeye yandaş basının da gücü yetmiyor!.. Anlaşılan o ki; “Bundan böyle eskisi gibi olmayacak!” sözü bu kez AKP için geçerli olacak!
Artık yapılanlar halkı kızdırıyor!.. Bilinmeli ki; demokrasiden uzaklaşan, hak ve özgürlüklere musallat olan ve eşitsizlik ile ayrımcılık üzerine oturan siyasi yönetimler, çabuk giderler!.. Çünkü; Yurttaşlarını kendilerine düşman ettiklerinin farkında olmazlar!..