Topkapı işçisi direniyor!

|

Topkapı işçisi direniyor! A Topkapı işçisi direniyor!

Adettir, her devre arası geldiğinde istatistiki bilgiler verilir spor sayfalarında. Hele ki; ara transferler daha belli olmamışsa eğer, vazgeçilmez birer kurtarıcıdır o rakamlar.

Bu kez de ben kullanmak istiyorum o rakamları. Ama biraz farklıca. Futbol sosuna bulayarak anlatacağım meramımı. Belki müşkülüme çare olur…

***

Türkiye Futbol Federasyonu 1 Ocak 1923’te kurulmuş. Neredeyse cumhuriyetle yaşıt bir kurum. Şişecam ise 1935’te. Atatürk’ün bizzat talimatıyla Beykoz Paşabahçe’de atılmış temelleri. 1969 yılında da Topkapı Şişe Fabrikası kurulmuş. Bu iki fabrikanın büyüttüğü firma, bugün onlarca tesis ve 18 bini aşan çalışanıyla uluslararası bir güç durumunda. Ama artık bu fabrikalar yok. Önce Paşabahçe Fabrikası’nın kapısına kilit vurdular, şimdi de Topkapı Fabrikası’na…

Takımlarımız şu anda 2. dönem hazırlıklarını yapmak için devre arası kamplarındalar. Antalya’da başlayıp belki de bir Avrupa ülkesinde bitirecekler bu hazırlıklarını. Topkapı işçisi ise günlerdir çoluk çocuk fabrika önündeler. Dondurucu soğuğa rağmen orada sabahlıyorlar. Yılsonunu da orada geçirdiler, yılbaşını da! Çünkü cam işvereni onları Eskişehir’e kurduğu yeni fabrikaya götürmeme kararı aldı. Çalışanlar da aileleriyle birlikte gece demeden, gündüz demeden seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Kendi emekleriyle kurulan diğer Şişecam fabrikalarına mevcut haklarıyla yatay geçiş yapmak istiyorlar…

Yıldırım Demirören’in üstün gayretleriyle (!) boşalan Beşiktaş Jimnastik Kulübünün kasası, Fikret Orman yönetiminin en büyük derdi olmuştu. Şimdi de öyle zaten. O yüzden bu sezon başı ortaya atılan “FEDA” fikri hala yürürlükte. Birçok oyuncu, alacaklarında ve maaşlarında indirime gitti. İndirime gitmeyenlerin de kendileri gitti zaten. Bkz: Q7. Ne ilginçtir ki; cam işvereni de benzer bir projenin peşinde. Ama bir farkla. Beşiktaş kendi başkanı tarafından batırılmışken Şişecam, çalışanların emekleri sayesinde tarihinin ekonomik zirvelerinde dolaşıyor. Buna rağmen cam işvereni, yayınladığı bir tamimle “İşe giriş ücretiyle çalışmak isteyen, buyursun başvursun. İçlerinden seçeceklerimi belki Eskişehir’e götürürüm” diyor! Yani tıpkı Beşiktaş gibi “FEDA” edin diyor! İşe giriş ücreti diye bahsedilen rakam, bugün orada çalışan 10-15 yıllık bir işçinin maaşının üçte birine bile denk düşmüyor. Hadi diyelim düştü ve sen gitmeyi kabul ettin. Götürüleceğinin de bir garantisi yok çünkü başvuranlar arasından seçme yapılacakmış. Yani FEDA bile kurtarmıyor!

Tüm bunlar olurken, başbakan yine her yerde  “Cumhuriyet tarihinin en işçi dostu hükümeti biziz” diye nutuk atıyor. Elbette bu lafların fi tarihinde grev gözcüsü önlüğüyle verdiği pozdan ibaret olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Zaten öyle olmasa, bu karda kıyamette çoluk çocuk ekmeğinin derdine düşen işçiyi fark edip, sorunu çoktan çözmüş olurdu.

Özetle, Topkapı’daki direniş her türlü zorluğa rağmen devam ediyor. 572 işçi, 2000’i aşan aile fertleriyle birlikte bu hava şartlarına rağmen fabrikasını terk etmiyor.  Çocuklar, anneler, akrabalar, emek dostları oradalar. Eğer sizin de yolunuz Davutpaşa tarafına düşerse Topkapı Şişe Fabrikasına bir uğrayın derim. Bu haklı mücadeleye bir nefes de siz katın.

 Nasıl olsa daha sonra önümüzdeki maçlara bakarız…