6+0+4

|

6+0+4 A 6+0+4

Futbolun temel sorunlarını tartışırken altyapı konusu genellikle ilk sırada yer alır. Şüphesiz almalı da. Yatırımın insana dair olan kısmı, keşke her zaman ilk akla gelen şey olsa. Ancak on yıllardır bu kadar çok önemli olarak görülen ama yine bir o kadar gürültüye giden başka bir konu da yoktur herhalde. Samimi olunmadığı aşikâr…

Buna rağmen ülkede sürekli bir organizasyon yapma sevdası var. Hadi Akdeniz Oyunları’nı alalım, hadi Olimpiyatları düzenleyelim, hadi Dünya Kupası’na talip olalım vesaire… Her ne kadar akıllar beş karış havada olsa da, sırf bu projelerin yüzü suyu hürmetine birçok bölgede yeni statlar, salonlar inşa edilmekte (Olması, olmamasından mutlaka iyidir).

Çatı yapılarda da bir takım bürokratik kararlar alınıyor. En son örneğini TFF’nin yabancı futbolcu sayısı hakkında aldığı 6+0+4 kararını tasdik etmesiyle gördük. Yani diğer bir deyişle, Türkiye futbolunu sevk ve idare eden en büyük kurum olan futbol federasyonu, ülkenin futbol geleceğini kurtarmanın daha az yabancıyla oynamaktan geçtiğini söyledi.

Karara göre bir sonraki sezon uygulama daha da sertleşerek sahadaki yabancı sayısı altıdan beşe düşecek. Uygulanır mı, uygulanmaz mı bilmiyorum ama alınan karar bu yönde…

Dünyada futbolunu bu tip ulusalcı yöntemlerle yukarıya çeken kaç ülke var bilmiyorum ama bana hiç doğru ve akılcı bir çözüm olarak gelmiyor. Bundan yıllar evvel İtalya’da kaleci yetişmediği için yabancı kaleci yasağı getirildiğini duymuştuk. Ama daha sonra İtalyanlar bu durumun yetiştiricilik ile ilgili bir sıkıntı olduğu konusunda hem fikir olarak problemin altyapılarda çözülmesine karar vermişlerdi.

Kişisel olarak yabancı sınırlamasının beyhude bir çaba olduğu düşünüyorum. Ancak bir yabancı oyuncunun bizim ligimizde oynamasının da çok kolay olmaması gerektiğine inanıyorum. Yani kıstaslar öne çıkmalı. Hep söylenen “Premier League” kuralları gibi mesela. Bu kuralların bizim ligimizin çapı ölçüsünde uyarlanması ve zaman içerisinde yapılacak değişikliklerle daha “bize göre” bir şekle bürünmesi sağlanmalı. Zira mevcut olan uygulama ne futbolumuzun kalitesini arttırır, ne de yetenekli oyuncuların çoğalmasına vesile olur…

YETİŞTİRİCİLİK DAHA ÖNEMLİ

Tüm bunları dile getirirken sürekli es geçilen ya da hatırlanmayan bir mevzu daha var. Hem de çok önemli bir mevzu. Evet, tüm taraflar altyapılardan futbolcu yetişmediği konusunda hemfikir. Ancak bu futbolcuları kimin yetiştireceği konusunda atılmış bir adım var mı acaba?

Yarının yıldız oyuncularını yetiştirmesi istenen insanların çalışma şartları, pastadan aldıkları pay ve en önemlisi iş akitleri ile ilgili bir düzenleme yapılmadan altyapılardan kaliteli bir nesil gelmesini beklemek, fazlasıyla hayalci bir beklenti olur.

Türkiye’deki mevcut sistem, genellikle A takımın başına gelen hocanın altyapılardaki çalışma düzenini de koordine etmesi üzerinden yürüyor. Altyapı hocalarının kim olacağı, nasıl bir eğitim verileceği, hangi dizilişin öğretileceği hep A takımın hocası tarafından belirlenir. Bu durum uzun vadeli çalışmalarda gayet mantıklı. Ancak ülkedeki futbol ikliminde her sezon 20 teknik adamın (Sadece Süper Lig’de) kovulduğunu ya da istifa ettiğini düşünürsek, altyapıların da yazboz tahtasından farklı olmadığını görebiliriz.

Yani problemin en büyük kısmı, eğitimi verecek kadroların korunup güçlendirilmemesinde. Sendikalaşamayan, skor ve iş baskısı yaşayan, hak ettiği saygıyı ve ücreti alamayan altyapı hocalarını rahatlatmadığımız müddetçe isterseniz tüm ligleri Orta Asya Türkleriyle doldurun, başarı gelmeyecektir…