Dış mihrak UEFA

|

Dış mihrak UEFA A Dış mihrak UEFA

Avrupa futbolunun patronu UEFA, yılan hikâyesine dönen şike davasına dair kararını verdi. Beşiktaş’ın cezasını onadı, Fenerbahçe’nin +’sını (yazıyla artı) kaldırıp 2 yıl Avrupa kupalarından men etti. Bunlar Pazartesi akşam saatlerinde öğrendiğimiz bilgilerdi. Tesadüf o saatlerde ben de Radyospor’da sevgili Cihan Eldem’in konuğuydum. Konumuz her ne kadar transferler ve takımların yeni sezon hazırlıkları olsa da, o an gündeme düşen haber sebebiyle 2 saat boyunca sadece bu konuyu konuşmak durumunda kaldık. UEFA, haberi kendi ana sayfasında ilk sıradan veriyordu. Davanın muhatabı olan Fenerbahçe ve Beşiktaş kulüpleri de ilk tepkilerini yine internet sitelerinden yaptıkları duyurularla ortaya koydular.

Buraya dek her şey normaldi aslında. Zira hem haber, hem de habere dâhil olan tarafların verdiği tepkiler önemli gerçekten. Programı ABD’den arayan bir dinleyicinin “Şu an buradaki spor medyası, UEFA kararlarından bahsediyor” demesinden durumun tüm dünyada takip edildiğini de anlıyoruz. Bir kurum hariç. Türkiye Futbol Federasyonu!

Evet, neredeyse dünyadaki tüm futbol paydaşları bu konuyu tartışırken bizim federasyondaki efendiler kulaklarının üzerine yatıp kendi gündemleriyle meşgul oluyorlardı. O an önümdeki ekrandan TFF ne açıklama yapmış diye federasyonun resmi sitesine baktım. Ana sayfanın ilk haberinde bir ihaleden bahsediliyordu. “E-Bilet Sistem Entegratörü İhalesi tamamlandı”…

Bizim program tam iki saat sürdü ama federasyonun sitesinde bir değişiklik olmadı. Yatmadan önce saat 01’de baktığımda da durum aynıydı. Sabah kalkınca bir göz attım, yine yok. Bu yazıyı Salı günü öğlene doğru yazdım ama TFF sanki böyle bir olay hiç yaşanmamış gibi devam ediyordu hayata. Ancak bu kez ihale haberi alt sıralara düşmüş, onun yerine Çarşamba günü (bugün) çekilecek olan fikstür haberi verilmişti. Bu sayede anladım ki; TFF’nin internet editörleri çok şükür yaşıyorlardı. Elbette şike kararlarının haber yapılmaması veya konuyla ilgili TFF’nin suskunluğu editörlerin suçu değildi. Malum şahsa rağmen bunlar yapılamazdı zaten…

Peki, malum şahıs geçtiğimiz günlerde yapılan TFF Olağan Mali Genel Kurulunda ne demişti mikrofonlara? “Kulüplerden teşekkür bekliyorum! Bırakın ceza almayı, sayemizde Avrupa’da yarı final oynadılar…”

Kulüplerden nasıl bir teşekkür geleceği merak ediledursun ama geçen haftaki yazımda da belirttiğim bir şeyi hatırlatmakta fayda var. TFF başkanı seçilirken “Gerekirse 3-5 sene Avrupa’ya gitmeyiz” demekte problem görmeyen bir insandan bahsediyorum şu an!

Buradan da anlıyoruz ki; şike, Avrupa’ya gitmemek için makul bir gerekçeymiş! Kendi göbeğini kesememek böyle şeylere vesile oluyor işte. Yok marka değerimiz zedelenmesin, yok yayıncı kuruluş örselenmesin, yok pasta küçülmesin vs. vs…

Türlü türlü taklalar attılar. Önce şike, sonra şike değil niyet dediler. Ardından şike teşebbüsünün sahaya yansımadığını keşfettiler. Tabii bu arada kişilerle kurumların ayrılması gibi muhteşem bir hukuki buluşa da imza attılar. Ama biz yesek bile bunları(!) Avrupalı meslektaşlarına yediremediler…

Ahlaksızlığı ülke menfaati diye lanse etmenin bu coğrafyada kabul görmesi yeni bir şey değildi zaten. Hangi ahlaksızlıktan mı bahsediyorum? Hükümetin Fenerbahçe’ye 2020 Olimpiyatları için CAS’taki davanızı çekilin telkininden mesela. Eğer böyle bir şey yoksa ben de Aziz Yıldırım’ın yalancısıyım. Ama Aziz başkan bunu söyledikten sonra hükümet kanadından bir yalanlama gelmediğine göre bir problem de yok demek ki…

Sonuç olarak Fenerbahçe ve Beşiktaş, şimdi şanslarını son bir kez de Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nde (CAS) deneyecekler. Ancak hukukçuların ortak kanaati, olumlu bir geri dönüş olmayacağı yönünde.

Ne diyelim? Tam da her şey yoluna girmişken, dış mihraklığın bu kadarı da olmaz ki ama!