DENİZ BİTTİ

|

DENİZ BİTTİ A DENİZ BİTTİ

Evet Türkiye ekonomisi için deniz bitti! ABD Merkez Bankası’nın son açıklamalarıyla Atlantik Okyanusu üzerinden Türkiye gibi ülkelere akan 4 trilyon Dolar civarında yüzer gezer para hızla çekilmeye başladı. Brezilya, Arjantin, Güney Afrika, Polonya gibi “yükselen ülke” kategorisinde değerlendirilen tüm ülkelerde borsalar çakıldı, yerel paralar Dolar/Avro gibi rezerv paralara karşı değer yitirdi, faizler sıçradı. Bir anlamda 2009’dan beri süreni devr-i saadet sona erdi. Fonlar hızla “güvenli limanlara” doğru yelken açtı. Türkiye aşırı kırılgan ekonomik dengeleriyle kaçınılmaz şekilde bu küresel dengelenmenin faturasını ödemek zorunda kalacak.

Türkiye için sadece Atlantik’teki sular, dört tarafımızı saran denizlerden de sular çekilmeye başladı. Diğer yükselen ülkelerden farklı olarak, RTE’nin faiz lobisi, rating şirketleri, dış çıkar çevreleri derken yel değirmenlerine saldırmasının bedelleri de tahsil edilecek. Yanlış anlaşılmasın; şikayetimiz, “sıcak para” tabir edilen vurguncu spekülatif paranın ürkütülmesi değil. Ne var ki, birincisi, rakamların çok net gösterdiği gibi AKP Hükümeti 10 yılı aşkın süredir ülke ekonomisinin kaderini bu vurguncu fonlara bağladı. Sermaye akışlarının hızlı olduğu dönemlerde o çok böbürlendikleri büyüme performansları sağlandı. Şimdi bu fonlar çekilince de geminin karaya oturması, ekonominin çarklarının durması kaçınılmaz hale geliyor. İkincisi; hükümetin spekülatif fonlara karşı sermaye kontrollerini, kamulaştırmaları, vergi artışlarını öngören sistemli bir tavır içinde bulunduğu söylenemez. Sadece RTE miting meydanlarında cezbeye kapılıyor, finans kesimine esip üfürüyor, onlar da “iyisi mi bize eyvallah” diyerek burunları bile kanamadan terk-i diyar ediyor.

Son ekonomik dalgalanmayı alışılageldiği üzere 10 maddede özetlersek:

1.  Son 10 yıllık süreçte, küresel koşulların “yürü ya kulum” demesiyle Türkiye’nin yanında Brezilya, Rusya, Arjantin gibi ülkeler gelişmiş kapitalist metropollerden daha hızlı büyüdü. Türkiye’deki AKP Hükümetine paralel, Brezilya’da Lula ve Rouseff ile ile Emekçiler Partisi Hükümetleri, Rusya’da Putin hegemonyası, Arjantin’de karı-koca Kirchner’ler ile siyasal “istikrar” sağlandı. Şimdi sular çekilince muhalefet yükselecek, “köpeksiz köyde” hükümet etmek zorlaşacak. Ciddi bir demokrasi ve özgürlük şikayeti olmadan, Brezilya’da eşitlik talebiyle kabaran öfke yeni sürecin en somut habercisi kabul edilebilir.

 

2.  Yeni trend, 31 Mayıs’la biten haftada, diğer bir deyişle Gezi Parkı direnişinin ekonomiye yansımasından önce belirginleşti. O hafta Güney Afrika randı yüzde 10.62 kayıpla başı çekmek üzere, Brezilya Reali, Meksika Pesosu, Hindistan Rupisi, TL’nin o haftaki değer kaybından (yüzde 4.82) daha keskiniyle karşılaştılar. Aynı hafta tüm bu ülkelerde borsa inişe geçti. 22 Mayıs’ta ABD FED başkanı Ben Bernanke’nin para politikalarının sıkılaşacağına ilişkin imaları, çalkantıyı tetikledi.

 

3.  Türkiye’den yabancı para çıkışının 31 Mayıs’tan önce başladığını, rakamlardan net biçimde izlemek mümkün. Elimizdeki son veriler 14 Haziran ile biten haftada bu sürecin hızlandığını, borsadan 6.2 milyar Dolar, kamu borçlanma senetlerinden 5.3 milyar Dolarlık bir kaçışın söz konusu olduğunu gösteriyor:

 

 

 

Borsa

 

DİBS

 

2013 Nisan

 

 

76242

 

 

70002

 

31 Mayıs 2013

 

 

74762

 

 

67155

 

14 Haziran 2013

 

 

67990

 

 

64753

 

 

4.  Bilindiği gibi RTE faiz lobisi iddiasını, Garanti Bankası Genel Müdürünün “ben de çapulcuyum” sözünün ardından ortaya attı. Çünkü o gün NTV’nin halk nezdinde itibarının yerle yeksan olmasının ardından, aynı gruba ait bankadan mevduat çekişleri hızlanmış,kredi kartları iptal edilmeye başlanmış, Ergun Özen can havliyle “imdat kolunu” çekmişti. Ama Garanti’yi asıl kurtaran RTE’nin bankayı diline dolaması oldu. Bu vesileyle rakamlara göz atınca, ticari bankaların düşen faiz ortamında neden ağızlarının kulaklarında olduğunu net biçimde görmek mümkün. Çünkü bankaların bilançolarında varlıklar daha uzun vadelidir ve daha yüksek faizlerle kredilendirilmiştir. Faizler gerileyince bankalar daha ucuza fon toplar ve kar üstüne kar yapar.

 

Nitekim Merkez Bankası Finansal İstikrar raporunda aynen şu ifadelere yer veriyor:

 

Bankacılık sektörünün karlılığı, 2013 yılının ilk çeyreğinde de artış eğilimini sürdürmektedir. 2012 yıl sonunda bankacılık kesiminin net karı geçen yıl sonuna göre yüzde 18.5 artarak 23.5 milyar Türk Lirası olarak gerçekleşmiştir. 2013 yılı Mart ayı itibarıyla ise sektörün dönem net karı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 16.3 artarak 7 milyar Türk Lirasına yükselmiştir. Her iki dönemde de dönem net karının artışında, esas olarak faiz oranlarındaki düşüşe bağlı olarak net faiz gelirindeki artış etkili olmuştur.

 

5.  Faiz lobisi lafını diline sakız edenlerden biri de Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan. İddiasına göre Gezi Parkı eylemleri olmasa faiz yüzde 2.5’e doğru geriliyormuş. Enflasyonun yüzde 6.5’te seyrettiği bir ülkede böylesi düşük bir faizin, zaten düşük düzeydeki tasarrufları daha da aşağı çekeceği açık. Bu da, ya yabancı fonlaradaha bağımlı hale gelmek, ya da yatırımları iyice dizginlemek demek. Son yılların manzarası ise, “her ikisi de” şıkkını işaret ediyor. Bakanın örnek gösterdiği Güney Kore’de ise, enflasyon yüzde 1 civarında seyrediyor.

 

 

 

6.  89 milyar Doları özel sektöre ait olmak üzere Türkiye’nin kısa süreli dış borçlarının tutarı 101 milyar Dolar. Bir yıl içerisinde vadesi gelecek orta ve uzun vadeli borçlar eklendiğinde, sadece dış borçların yenilenmesi için 140 milyar Dolara gerek var. Mercek altına aldığımız küresel ortam ve Türkiye’nin kendine özgü nazik durumu göz önüne alınırsa, bu paranın bulunması oldukça zor görünüyor. Öyleyse Merkez Bankası rezervlerine başvurulacak. Doların zıplamasıyla, özellikle özel sektör dış borçlarını ödeyebilmek için daha fazla TL’ye gereksinim duyacak. Bu kötü gidiş devam ederse, isterlerse şeamet tellalı desinler, 1994, 2001 benzeri banka ve şirket kurtarmalar kaçınılmaz hale gelecek.

 

7.  Ayrıca cari açığın finansmanı için fon gereksinimi devam ediyor. Orta Vadeli Program’da cari açık öngörüsü 60 milyar Dolar. Döviz kurunun sıçramasıyla birlikte bu rakam biraz aşağı çekilse bile, yine de finansmanında yukarıda sıraladığımız nedenlerle güçlük yaşanması olası. 2012’de 47.8 milyar Dolar cari açık verilirken, yaklaşık 68 milyar Dolar net sermaye girişi oldu, bu sayede rezervler 19.6 milyar Dolar arttı. Doğrudan yabancı yatırımların 2012’de 8.5 milyar Dolarda kalması, 2013’te ise iyice duraklaması, borç yaratan sermayeye, daha fazla el açılacağını gösteriyor.

 

8.  Yazının başında 14 Haziran itibarıyla borsa ve kamu senetlerinden 11.5 milyar Dolar çıkıştan söz etmiştik. 21 Haziran haftasında muhtemelen bu kanama devam etti. Cari açık finansmanını analiz ederken net sermaye rakamları kullanılıyor. Kısaca önce bu çıkışların telafi edilmesi, üzerine gelecek ek sermayeyle cari açığın fonlanması söz konusu. Rakamları alt alta koyduğumuzda bir yıl içerisinde 200 milyar Dolar civarında bir döviz kaynağına gerek duyulduğu, rezervlerdeki 130 milyar Doların yetersiz kalma ihtimalinin oldukça yüksek olduğu görülebilir.

 

9.  Gezi parkıyla birlikte, şehir rantına dayalı RTE zihniyeti teşhir edildi. Dış sermayeyle kamçılanan, sınırsız altyapı ve konut inşaatı furyası hem kaynak darlığı, hem de toplumun duyarlığının artmasıyla akamete uğrayabilir. Önümüzdeki aylarda zaten yüksek seyreden işsizlik rakamları (en son Mart itibarıyla yüzde 10.1) haliyle tırmanacaktır. AKP özellikle inşaat sektöründeki işsizlerin gazabını Gezi Hareketi’ne yönlendirmek için her türlü tertibe başvuracaktır. Bu sürece hazırlıklı olmak, sade emekçiyi kucaklamak için çaba göstermek önemlidir.

 

10.               Bu yönde şimdiden bazı sembolik adımlar atılabilir. Örneğin, Rumeli Marmaris Büfe, müşterileri polise gammazlayan çalışanları adına özür dilemiş, bu şahısların işlerine son verildiğini açıklamıştı. Bu altüst oluş sürecinde mağduriyete uğrayan sade emekçilere, hata yapmış da olsalar sahip çıkmak, diyalog ve ikna mekanizmalarıyla hem insani görevimizi yerine getirmek, hem de kamuoyundaki olumlu algıyı korumak anlamında sorumluluğumuz bulunuyor.