Beklenti...

|

Beklenti... A Beklenti...

Her başlangıç bir umuttur. Kötü başlangıçlar bile... Yeninin ilk günlerinde karşınıza çıkan olumsuzlukların eskiden kalma olduğuna hükmedip önünüze bakabilirsiniz. Bu iyimser yaklaşımın en güzel örneklerinden biri, Kıbrıslı arkadaşım Cavit'in Londra'dan gönderdiği mesajdı: "2008 sağlık, mutluluk, para, başarı, aşk getirsin... Getirmezse de ..ktir et gitsin, daha bunun 2009'u var, 2010'u vaaar. Mutlu seneler!"

Öyle ya; 2008 zamlarla başladı, insanların fazla bir beklentisi olmasa gerek ki yılbaşı gecesi Ankara ve İstanbul'da meydanlara çıkanlar pek azdı, Taksim yine bir taciz iğrençliğine sahne oldu diye iç karartmanın manası yok. Evet; elektriğe, doğalgaza, ulaşıma, pasaport harçlarına ve vergilere yapılan zamlarla bu yıl da canımız yanacak. Belediye otobüslerinin pahalanmasıyla öğrencinin ve yoksulun "seyahat özgürlüğü" 2008'de daha da kısıtlanacak.

Televizyonda ekonomi konuşanları izliyorum: 2008 riskler yılı olacakmış. Sarsıntılar beklenmeliymiş. O sarsıntıların ilk kimleri düşüreceği malum. Neredeyse kışı yarıladık; yağmur falan yağmadı doğru dürüst, susuz kentler kar da görmedi henüz. 2008'de iyice kavrulacağız mı ne, susuzluktan. Öte yandan, dondurucu bir ayaz var ve ısınmanın bedeli cep yakıyor. Yine de, bunlara bakıp umudu tüketmemek gerek. Umut yoksulluğu yoksullukların en korkuncudur, gerçekten.

2008'den kendim için ne istediğimi geçende yazdım. Gazetelerde biraz da böyle olur bu işler: Geride bırakılan yılın son günleri bilanço çıkarmakla, yeni yılın ilk günleri de beklentilerin aktarıldığı yazılarla geçer. Bütün dünyayı, hatta memleketi kurtaracak büyük beklentiler içinde değilim. Kendimi kilolarımdan kurtarabilirsem ve elbirliği ile biraz sıkıntılarından kurtarabilirsek BirGün'ü 2008'de, şükredeğim.

2007 gazeteciler için zor bir yıldı. 177 gazeteci ölümüyle bütün yılların rekoru 2006'da, ama 2007 de 171 gazeteci ölümüyle hemen ar-dındaydı 2006'nın. Büyük ve önemli satışlarla, geçen yılın sonlarına doğru, memleket medyasının sola açılan kanalları daha da daraldı. İs-lami eğilimli ve iktidara yakın sermaye grupları ciddi bir ağırlık kazandı sektörde. Milliyetten Güngör Uras'ın duyumuna göre, 2008'de daha da boğucu bir hamle gelebilir o cenahtan: "Avrupa'nın pek çok kentinde bedava dağıtılan 'Metro' isimli gazetenin yakında medya ile bugüne kadar ilgisi olmayan AKP'ye yakın bir sermaye grubunun ortaklığı ile Türkiye'de de yayınlanacağı" söyleniyor-muş.

Bedava gazete ilan-reklam gelirleriyle yaşayan gazete demek. 20 ülke ve 88 şehirde 61 farklı gazete yayınlayan Metro'nun 2006 yıllık geliri 416 milyon dolarmış. O gelirin önemli kısmı büyük üreticilerden ve dev marketler zincirlerinden geliyordur. Reklam pastasından bağımsız gazetelere düşen pay yok denecek kadar az. Gelirse de bakkaldan manavdan gelecek. Okur grubumuzdan bazı arkadaşların "çevremizden reklam-ilan toplayalım" önerisi hayata geçirilemezse çok daha zorlanacağız demektir.

Ama okurlardan umutluyum ben. 2008'in konuşmaktan çok "yaparak" geçirilecek bir yıl olması beklentim, gerçekleşecek gibi görünüyor. Konuşmaktan yapmaya fırsat bulamayışımızdan bunalmış okurlarımızdan Yahya Bey kafasına takmış. Bu yıl ne yapıp edecekler, birkaç arkadaş, AKP'nin Ramazan çadırlarına inat yoksullara 365 gün hizmet verecek bir aşevi projesini hayata geçirecekler. 0 aşevinin her masasında BirGün olacak!

Barış, internette yayınlanacak bir reklam klibi önermişti. Söylemekle kalmadı, yaptı da. Şimdilik yalnızca bizlerin izleyebildiği "Bir derdi olanlara... BirGün" klibi biraz daha geliştirilip dolaşıma sokulacak. Yeni yazarlarla girdik 2008'e. Columbia Üniversite'sinin dünyaca ünlü profesörlerinden savaş karşıtı aydın Hamid Dabashi'nin, Zeynep Oğuz çevirisiyle karşımıza çıkacak yazılarıyla daha bir zenginleşeceğiz. Haydar Er-gülen'in şiir tadında yazıları, Ercan Kara-kaş'ın aydınlık yorumları, Kemal Ulusaler'in çalışma yaşamı içinden seslenişi gücümüze güç katacak.

2008'de daha iyi bir BirGün olacak! Hem bunun daha 2009'u, 2010'u var...