Parklar fark yaratsın!

|

Parklar fark yaratsın! A Parklar fark yaratsın!

En başından itibaren ordumuz hedef alındı. Ulusal ve uluslararası medyanın hedefinde ordumuz oldu. Ordumuzun hiçbir aşamada demokrasinin dışına çıkacak, hukukun dışına çıkacak bir tavrı olmamıştır. Ordumuz hukukun içinde kalarak görevini başarıyla yerine getirdi. Ordumuz çok önemli bir demokrasi testinden başarıyla geçmiştir. Ordumuz kahramanlık destanı yazmıştır.

 

Bugün yukarıdaki cümleleri kuracak birinin, askeri vesayetçi olarak, iktidar sözcüleri ve medyası tarafından ipe çekileceğine kuşku yok.

 

Ancak, yukarıdaki cümleler Başbakan tarafından kuruldu. Şaşırmayın; italikle yazılan ordu sözcüklerinin yerini polis olarak değiştirirseniz, dün Polis Akademisi mezuniyet töreninde söylenenler sürpriz olmaktan çıkar.

 

Dahası da var: Gezi protestolarına polisin müdahalesini; “Polisimiz kurşun yiyor, karşılığında su ve biber gazı sıkıyor… Olaylar başladığı andan itibaren polisimiz son derece sabırlı davrandı… Her türlü medya ve sosyal medya aracını kullanarak polisimize ağır saldırı yapılmasına karşı polisimiz soğukkanlılığını korudu… Haftalardır farklı araçlarla polisin gösterticilere şiddet uyguladığı iddia ediliyor. Tablo tam tersiydi. 1 polisimiz şehit oldu, 2 polisimiz yaralandı” diye aktardı Başbakan. Ve yeni mezun polisler önünde, onların gücünün daha da artırılacağı müjdesini verdi.

 

Başbakan bunları anlatırken, sokak aralarında eli sopalı dolaşan sivil polis görüntülerine Antalya’da bir otoparkta 3 genci aralarına alarak tekme tokat döven üniformalı polislerin görüntüleri eklenmişti. “Hukukun içinde kalınarak” bir otoparkta linç edilircesine dövülen gençler ne gözaltına alınmış, ne de haklarında bir başka işlem yapılmış!

 

Bütün bunlar 10 yıl önce yaşansa polis nasıl davranırdı?” diye de sordu Başbakan, “işkenceye sıfır tolerans” diyerek ülkeyi taşıdıkları ileri demokrasi standardına şükretmemiz gerektiğini ima ederek.

 

Mahmut Alınak, Kürt meselesinin çözümüne dair düşüncelerini kaleme aldığı yazıda, 10 yıl öncesiyle bugün arasındaki farkı; “Diktatörlüğün kırbacı eskiden Genelkurmay Cumhuriyeti’nin elindeydi, şimdi ise Polis Cumhuriyeti’nin elinde. Başında da Gülen ve Erdoğan ikilisi oturuyor” diye aktarmış.

 

Özgürlük ve demokrasi, kırbacı tutan elin değişmesiyle gelmiyor; o nedenle asıl karşı çıkılması gereken kırbacın kendisi!

 

Kaç haftadır, önce sokaklarda, şimdi de parklarda, herkesi şaşırtan bir yaratıcılıkla yüz binlerce insan kendilerinin dikkate alınmadıkları otoriter siyasete ve iktidara karşı gerçek bir demokrasi ve özgürlük arayışı içindeler.

 

Başbakan, Kuzey Afrika’dan döndüğü gün başlattığı yerel seçim kampanyası ile, miting üstüne miting yapıp aynı tehlikeli retoriğini sürdürerek, bu gelişmenin önünü kesmeye çalışıyor. AKP yerel seçimlere kilitlendi ve oradan çıkaracağı başarı ile “kahraman polis destekli ileri demokrasi”yi daha da ilerletmeyi hedefliyor.

 

Siyaset artık kaçınılmaz olarak yerel seçim gözetilerek yapılacak. Parklardan yükselen seslerin ve dinamiğin, tek hedefi bu olmasa da -ki olmamalı- , muhalefet üzerinde yerel seçimlere dönük bir etki de yaratarak fark yaratması anlamlı olacaktır.

 

O etkinin, başta ana muhalefet olmak üzere, iktidar bloğu içinde izleri görülen AKP-Cemaat çatışması üzerinden planlar yaparak Cemaate yaslanarak başarı hedefleyenlerin aklını başına getirmesini umalım.

 

Sokakların ve parkların coşkuyla kucaklayabileceği adaylar ve siyaset tarzıyla yürümeyen ve oralarda yaratılan farkı fark edemeyen siyaset, bugünlerini bile arayacaktır! Umalım; parklar bir fark yaratsın!