Hiç değilse üzülün

|

Hiç değilse üzülün A Hiç değilse üzülün

Yapmanız gereken çok şey var aslında!

Hani şu insan bile denemeyecekler tarafından, affedersiniz, üzerine idrar da yapılarak, küçücük kızının yanında dövülen başörtülü bacımız var ya… Her mitingde, her toplantıda söylediğiniz. O bacımıza yapılanların failini bulun bari.

Bakın, İsmail Saymaz, yine iyi bir gazetecilik yaptı. Günlerdir eli palalı, bıçaklı, sopalı saldırılarını izlediklerimizden bir grubun görüntülerini Eskişehir’den de bulup çıkardı.

19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz’ın eli sopalı sivillerce dövülüp beyin kanamasından öldürüldüğü Eskişehir var ya, işte oradan görüntüler. Silinenlerden arda kalan görüntüler. Görmüşsünüzdür…

O görüntülerde yüzleri gaz maskeli, elleri sopalı, hem de Amerikan oyunu beyzbol sopalı adamların göstericileri nasıl kovaladıkları, yakaladıklarını nasıl dövdükleri var. Ali’nin dövüldüğü görülmese de, o gün o saatlerde dövülenler var.

Onları bulun mesela. Ali’nin dövüldüğü saatlere denk geldiği tahmin edilen 18-20 dakikalık görüntünün nasıl ve neden, kimler tarafından yok edildiğini de bulun.

Bakın bir gizli tanık, “gaz maskesi takan bir polisle yanındaki polisin Ali İsmail’i yakaladığını, ellerinde cop ve sopa bulunan 6 kişinin dövmeye başladığını, dövenlerden birinin ‘İyi stres attık’ dediğini, Ali İsmail’in kendisine gelmesi üzerine sopalılardan birinin küfrederek, ‘Sen hâlâ burada mısın’ dediğini, Ali İsmail’in karşılık vermesi üzerine yeniden saldırdıklarını, Ali İsmail’in kaçmaya çalıştığı ancak yine gruptan birinin ‘Çevirin bunu’ diye bağırması üzerine yeniden 4-5 kez sopalarla vurduklarını ve Ali İsmail’in bu 3. saldırının ardından Asarcıklı Caddesi’ne çıkarak kaçtığını” anlatmış.

Görüntüler, ifadeler… Var yani. Tweet atanı şıp diye bulan polislerimiz de var. 19 yaşındaki Ali’yi kafatasını kırarak kim öldürdü, bulun.

Duymuşsunuzdur mutlaka, Ali’nin annesini, Hatay’daki tabutunun başında polis kurşunuyla ölen Ethem Sarısülük’le, Abdullah Cömert’in anneleri teselli etti.

18 yaşında Lice’de karakol protestosunda vurulan Medeni Yıldırım, 19 yaşındaki öğrenci Ali, 21 yaşındaki işçi Mehmet Ayvalıtaş, 22 yaşındaki Abdullah Cömert, 26 yaşındaki işçi Ethem… Ve 30 yaşındaki komiser Mustafa Sarı, göstericileri kovalarken düşüp ölen.

Geçen gün MÜSİAD’ın Haliç Kongre Merkezi’ndeki iftarda, “Taksim’de felan filan… Geldiler, geçtiler, gittiler” diye andığınız süreçte, gerçekten geçip gittiler.

Umarım, 16 Haziranda İstanbul’da ekmek almaya giderken başından gaz kapsülü ile vurulan 16 yaşındaki Berkin Elvan katılmaz onlara. 8 Haziran’da Taksim’deki eylemlerde gaz kapsülü ile başından vurulan 16 yaşındaki Mustafa Ali Tombul da gitmez peşlerinden. Gitmesinler, nolur!

Alinin tabutu başında üç anne birbirine sarıldı, acıyı paylaşmak için. Yeni anneler katılmasın onlara!

MUSİADın iftarında; Taksim’de felan filan gelip şiddet estirenler olabilir. Yoksa bunlara üzüldünüz mü? Sakın üzülmeyin. Kimin kim olduğu ortaya çıktı. Bugünler, adeta turnusol kağıdı gibi herkesi ortaya çıkarıyor. Ne oldu? Geldiler, geçtiler, gittiler” dediniz ya Sayın Başbakan. MUSİAD’lılar neye neden üzülmesinler anlayamadım.

Ama biz üzüldük! Geçip gidenlere, hatta üç kuruş maaşa günlerce uykusuz sokakta gösterici kovalarken insanlıktan çıkan polislere de üzüldük. 10 bine yakın insanın yaralanmasına, 11’inin gözünü, 1’inin dalağını kaybetmesine üzüldük.

Biz çok üzüldük, Sayın Başbakan. Sizin yapmanız gereken başka şeyler var aslında. Ama, hadi onları yapmıyorsunuz, hiç değilse üzülün!