Adı: “Kimyasal”

|

Adı: “Kimyasal” A Adı: “Kimyasal”

Sahi, vakti zamanında Saddam Irak’ında lakabı “Kimyasal” olan bir zalim vardı, kimdi o ve nerede? Daha doğrusu, şimdi kimdir o ve nerededir?

Memleketin üzerini kimyasal bir gaz bulutu kapladı. Mübalağasız, direniş olan her şehirde, her yerde biber gazı bombaları patlatılıyor. Sokaklarda soluk almak mümkün değil. Memleketi zehirliyorlar. Muhalefeti boğuntuya getiriyorlar.

Yahu Reyhanlı’da bile protestocuların üzerine tam da bombanın patladığı yerde gaz bombası attılar!

Memleketi sadece kimyasal biber gazıyla yönetebiliyorlar. RTE sistematik olarak kimyasal silah kullanıyor. Artık biber gazı bir yönetim metodu. İtiraz eden herkese kimyasal biber gazı sıkıyorlar, üzerlerine gaz bombası atıyorlar. Siyasetleri bundan ibaret.

BM’nin dikkatini çeker mi bilinmez ama bu hükümet, evet, kimyasal silah kullanıyor.

TMMOB/ Kimya Mühendisleri Odası “biber gazı ölümcüldür” diye uyarıda bulunmuş ve bilimsel gerekçesini açıklamıştı: Biber Gazı’nın içindeki etken kimyasal madde Oleoresin Capsicum’dur. Bu madde, kimyasal yapısı itibariyle enflamatuvar (yangısal) özelliktedir. Yüksek konsantrasyonda ve uzun süreli maruz kalındığında zararlı etkileri, uzun süreli sekeller (işlev veya doku bozukluğu) veya ölüm dahi görülebilmektedir.

Siyasi iktidar işte bu kimyasaldan medet umuyor.

Siyaset-toplum mühendisliğine soyunan RTE şimdi bir de siyaset kimyageri.

RTE şimdi üstelik bir siyaset simyageri… Savaşı kışkırttıkça barış icat edeceğini anlatıyor. Zulmü ve yasakları artırdıkça demokrasi getirdiğini iddia ediyor. “İleri demokrasi” dediği şey tam bir siyaset simyagerliği palavrası...

Ve fakat sosyalistler, özellikle gençler, bizim gençlerimiz RTE’nin simyasını ve illa ki kimyasını bozuyor. Çünkü zulme isyan etmeden duramıyorlar, çünkü devrimcilik bilinçlerine işlemiş. Bilinçliler. Hakikati bilmemiş gibi yapamıyorlar. Zulmü görmemiş gibi yapamıyorlar. Reyhanlı’daki hakikati de bilmemiş, görmemiş gibi edemediler.

Artık üniversite kapılarından sokağa taşan gençliğin isyan dalgası yeni bir yolu da açıyor. Ve devrimci gençler sokaklardan haykırıyor:

“Hadi gücünüz yetiyorsa susturun bizi! Gaz bombalarınızla boğun, barikatlarınızda durdurun cesaretiniz varsa! Tutuklayın, hedef alarak vurun! Medyanızda hakkımızda yalanlar söyleyin! Vız gelir!”

Çünkü her zorba da eninde sonunda tırıs gider!

Çünkü tarihin akışı böyle be Tayyip Bey! Kimyasal şöhretine rağmen gençlerin gözünde bir vızıltısın, ama bu işler hakikaten böyle, sakın şahsileştirme, sencileyin her şahsiyet için böyle…

Şiir severmiş diye tanınırsın ya, öyleyse dinle! Senin nefret ettiğin bizim gençlerimize, bizim devrimci Kürt şairimiz Ahmed Arif hâlâ selam ediyor:

Nerede olursan ol,/ İçerde, dışarda, derste, sırada,/ Yürü üstüne - üstüne,/ Tükür yüzüne celladın,/ Fırsatçının, fesatçının, hayının.../ Dayan kitap ile/ Dayan iş ile./ Tırnak ile, diş ile,/ Umut ile, sevda ile, düş ile/ Dayan rüsva etme beni.

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,/ Namuslu, genç ellerinle./ Kızlarım,/ Oğullarım var gelecekte,/ Her biri vazgeçilmez cihan parçası./ Kaç bin yıllık hasretimin koncası,/ Gözlerinden,/ Gözlerinden öperim,/ Bir umudum sende,/ Anlıyor musun?”