AVM’ler ve tüketim kültürü

|

AVM’ler ve tüketim kültürü A AVM’ler ve tüketim kültürü

Kültür; en basit tarifiyle, bir topluluğun yaşam biçimidir, tarihsel olaylar karşısında sınıfların ve sınıf bireylerinin tepkilerini şekillendirir. Emek, kırsal yaşamdaki kültürel kodların oluşumunda görünür haldedir. Kentsel yaşamın egemenliğinde ise emek ve ürün, kapitalist üretim altında, birbirlerinden ayrılırlar. Emek, kent dışında fabrikalarda ya da bodrum kat atölyelerinde, ya da organize sanayi bölgelerindeyken, kent yaşamının ana noktalarında ticaret egemenliği görünür ve alışverişi ön plana çıkar. Buradan bakıldığında kent kültürünün, emeğin etrafında değil ama emeğin ürünleri etrafında şekillendiğini söylemek doğru olacaktır.
Bugün ticareti ve kültürel etkinliği bir arada sunan onlarca alışveriş merkezi var. Tüketim kültürü oluşturmada AVM’lerin rolü büyüdükçe ‘emek’ görünmez oluyor.

Kültür Endüstrisi kavramı ilk olarak Adorno ve Horkheimer tarafından Aydınlanmanın Diyalektiği eserinde dile getirildi. Bu eser sanatın, sanayinin ve ticaretin birbirinden bağımsız olduğuna inananlara karşıt olarak yazılmıştı. Onlara göre, toplumda kitlesel bir zevk yaratılıyordu. Sanatı endüstriyel kapitalizm yönetiyordu ve kitlelere neyin verileceğini iktidar seçiyordu.
Tüketim toplumunda birey için ‘alışveriş’, artık bir nesneye duyulan ihtiyaçtan çok, bir farklılaşma aracıdır. Dolayısıyla tüketmek, birey için bir zorunluluğa dönüşür. Giderek ürünlerin insanı denetler bir duruma gelmesi kaçınılmaz olur. Yabancılaşma ve meta fetişizmi…
Alışveriş merkezleri sinemaları, sanat aktiviteleri, tiyatro, toplantı ve fuar salonları, spor alanları ve gösterileri ile yaşam ve eğlence merkezi haline getirilmiştir. İhtiyaç maddelerinin tüketimi ile sınırlı kalınmayıp, kültür ve sanat alanının kapsamı da tüketime dâhil edilmiştir. Buralarda topluma belli bir ‘hayat tarzı’ sunulmaktadır. Kültürün satışa sunulduğu alan olarak tanımlanabilir. Kültür aslında alışveriş merkezlerinde ‘sanayileştirilir’.
AVM’ler ilk 1900’lerde ABD ve Avrupa’da görülmeye başlanan ve geleneksel alışveriş olgusunu değiştiren süpermarketlerdir. Ancak günümüzde bildiğimiz AVM’lerin ortaya çıkışı 1950’leri bulmuştur. 1970 ve 1980’lerde AVM’ler, tüketimciliğin yükselmesine koşut olarak, müşterilerin alışverişte daha fazla zaman geçirmesi için yeni stratejiler oluşturmaya başladılar. 1980’den sonra küresel kentin tüketimci doğasının, kültür ve sanatı da içeren yeni bir tür alışveriş temeli kazandığı görülmektedir. Sermaye akışı hızlanırken, gökdelenler yükselmeye başladı ve iktidar bu iş merkezlerinde ya da alışveriş merkezlerinde yer edindi.
Değişen üretim-tüketim ilişkileri kentlerdeki gündelik hayat pratiği üzerinde önemli etkileri oldu. Kent ve insan ilişkisi yeniden tanımlanıyor. Baudrillard’a göre alışveriş merkezleri bir meta panayırını andırırlar ve aslında alışveriş merkezlerinin kullanıcılarına sunduğu, küçük bir kent yaşantısı simülasyonudur.
İşte, 9 Ocak 2010 tarihine kadar dünyanın en prestijli basın fotoğrafları sergisi ‘World Press Photo-Dünya Basın Fotoğrafları 2010’sergisine ev sahipliği yapan Forum İstanbul’un sergi kapsamında gerçekleştirdiği ödüllü Fotomaraton etkinliğini, AVM’lere baktığım yerden bakıyorum. Forum İstanbul ve Canon işbirliğiyle hayata geçen ‘Alışveriş Merkezi’nde Yaşam’ konulu fotomaraton, hızlı çek, hızlı tüket kültürüne, kültürün sanayileşmesine, kültürelleşmesine hizmet ediyor diye düşünüyorum.