Görsel antropoloji ve Documentarist Belgesel Günleri

|

Görsel antropoloji ve Documentarist Belgesel Günleri A Görsel antropoloji ve Documentarist Belgesel Günleri

Amerika ve Avrupa’da 19. yüzyılda hemen hemen aynı yıllarda ortaya çıkan görüntü teknolojileri geniş alanlarda kullanılmaya başlandı. Görsel antropoloji de bunlardan biri. Alfred Cort Haddon, Baldwin Spencer, Franz Boas ve öğrencisi Margaret Mead, Marcel Griaule ve Gregory Bateson gibi antropologlar görsellikten de yararlanarak çalışmalarına farklı bir boyut kazandırdılar. İlk dönemin teknolojisi ile üretilmiş hantal görüntü aygıtlarının bütün güçlüklerine rağmen fotoğraf makinesini ve kamerayı kullanmaktan vazgeçmediler.
Görsel antropoloji, başta etnografik araştırma olmak üzere kültür, müzecilik, medya, iletişim ve sanat gibi daha pek çok konuda çalışan antropologlar için önemli. Film ve fotoğraf; antropolojinin sıklıkla başvurduğu teknik olarak üretilen bir dil. Antropolojik metinleri destekleyen görüntü üretimleri bilgiyi destekler bir dil olmaktan öte hafızada canlandırma ve kalıcılık anlamında katkı sağlıyor. Yalnızca sosyal bilimciler için değil aynı zamanda belgeselciler için de önemli. Bu kapsamda yapılan çalışmaları gerçekliğin kaydı, görünmeyenin görünür kılınması ve gerçekliği anlama çabasına hizmet edebilecek yöntemler olarak da değerlendirilebilir. Bu iki amacı birbirine yakınlaştıran görsel antropoloji ya da etnografik film yapma, belgesel sinema içinde ayırıcı özellikleri olan ve teorileşme çabaları çok yeni bir alan. Elbette görsel olanın okunabilmesi için ek bir birikim gerekiyor.
Anropoloji insanlara ilişkin ve insanlığın tüm boyutlarını kapsayan ve tüm toplulukların tüm kurumlarıyla ilgileniyor. Antropoloji özellikle kültürel görecelilik, bağlamın derinlemesine incelenmesi ve kültürlerarası karşılaştırmalara verdiği önem ile diğer sosyal disiplinlerden ayrılıyor.
Erken dönem antropolojide, tüm toplulukların, tek bir evrimsel süreçten en ilkelden en gelişmişe geçtiğini öne süren fikir egemendi. Buradan hareketle Avrupai olmayan topluluklar bu evrimsel süreç içerisinde ‘yaşayan fosiller’ olarak görülüyordu ve Avrupa’nın geçmişini  incelenebilecekleri fikri yaygındı. İnsan türü içindeki biyolojik çeşitliliğin doğasını anlamak için, antropometri gibi çeşitli uygulamalarla birlikte anılsa da sonraları ırk gibi daha ideolojik bir temelde kullanıldı. Daha önceki yazılarımda BirGün okurları anımsayacaktırlar Bertillon’un suçlular için geliştirdiği antropometrik fotoğraflardan söz etmiştim. Ancak artık bugün ırk kavramı ve ilgili çeşitli kavramlar, antropoloji içerisinde geçerliliğini yitirmişlerdir ve bilimsel bir kavram olarak kullanılmamaktadır.
Bu sene gerçekleşecek olan Documentarist Film Günleri kapsamında izleyicilerle buluşacak olan İstanbul doğumlu Asen Balikci görsel antropolojinin öncülerinden biri. Türkiye’de ismi az bilinmekle birlikte, Kanada’nın önemli antropologlarından. 1960’lardan itibaren yaptığı filmlerle görsel antropolojide önemli bir yol açmış olan Balikci, Alaska’dan Bulgaristan’a çeşitli coğrafyalarda çektiği filmlerden bir seçkiyle festivale katılıyor. İstanbul’da kaldığı süre boyunca görsel antropoloji alanında çalışan genç belgeselcilerle de buluşarak deneyimlerini aktaracak. Asen Balikci ile buluşma atölyesinin içeriği, Türkiye’de görsel antropoloji alanında projeler üreten Kozavisual grubu tarafından tasarlandı.
31 Mayıs - 5 Haziran 2011 tarihlerinde gerçekleşecek olan Documentarist İstanbul Belgesel Günleri, onur konuklarından biri de Avrupa belgesel sinemasının usta ismi Helena Třeštíková. Yaşayan en önemli belgeselcilerden olan Çek sinemacı Helena Třeštíková, “Rene” adlı filme Avrupa Film Akademisi tarafından 2008 yılında ‘En İyi Belgesel Ödülü’ verilmişti. Festivalde usta yönetmenin çekimleri 15 yıl gibi uzun sürelere yayılan insan portreleri de dâhil olmak üzere en bilinen filmlerinden geniş bir seçki sunulacak. Třeštíková, ayrıca belgesel sinema üzerine bir sinema dersi vererek, belgesel alanındaki düşünce ve deneyimlerini sinemaseverlerle paylaşacak.
Duvarları perde niyetine kullanarak sokakta film gösterimleri yapan A Wall Is A Screen adlı Alman grubunun gösterisiyle festivali sokaklarda da izlemek mümkün.
Documentarist, bu sene uluslararası atölyeye ev sahipliği yapıyor. Yerli ve yabancı belgeselciler için fikir platformu olma özelliği taşıyan ve Balkan Belgesel Merkezi (BDC) tarafından organize edilen Discoveries 2011, Türkiye dâhil Balkan ülkelerinden evrensel potansiyele sahip projelerin geliştirilmesini amaçlıyor. İyi seyirler.
* Sevgili Uğur Kutay’ın “antropoloji-belgesel” ilişkisini konu aldığı söyleşisi ise dün gerçekleşti. Yazımı Salı akşamı yazıp gazetemize gönderdiğimden Çarşamba günü izlemeyi umut ettiğim söyleşiyi böyle aktardığım için okurdan ve Kutay’dan özür dilerim.