ODTÜ Fotoğraf Şenliği

|

ODTÜ Fotoğraf Şenliği A ODTÜ Fotoğraf Şenliği

Haftasonu ODTÜ Fotoğraf Kulübü’nün düzenlediği ve ilki yapılan fotoğraf şenliğine davetli olarak bir panele katılmak üzere Ankara’ya gittim. Fotoğraf Kulübü’nden Organizasyondan Hasan Yılmaz kulübün tarihçesinden ve muhalif duruşunu kuruluşundan beri gösterdiğinden bahsetti. Açılış konuşmasını Jale N. Erzen’in yaptığı şenlikte ODTÜ’de amatör bir fotoğraf kulübünün olmasının eğitim fonksiyonu açısından önemli olduğunu söyledi. “Çerçeveleme”nin dünyaya nasıl baktığının bir göstergesi, imgenin ise politikanın en önemli dili olduğunu ve imgenin belleğe yerleşerek bu yolla güç kazandığını vurguladı.
Panel konuları iyi seçilmişti ve katılımcıları şunlardı;
“Görsel Tahayyüller: İmge, Görme ve Düşünme” başlıklı panelede “Düşünen imaj” Ege Berensel / “Görmenin Sınırları” Barış Mücen / “W.Benjamin ve Görmenin Diyalektiği” Fırat Kaya / “Bakış, Görüntü ve Görünüş” Faruk Gençöz.
Barış Mücen konuşmasına sorularla başladı; görmenin sınırlarını açmaya çalışmak gerekli mi, bize daha fazla özgürlük mü sağlayacak, biz bu oyunun neresindeyiz? Verili gerçeklerle özne ilişkisini incelemek gerektiğini ve arkasından insanın ‘ekonomik özne’ye dönüştürülmesi ve şeyleşmesini anlattı. Teslimiyet ve gerçeğin ayrışmasından, insanı birey yapanın toplumsal ilişkilerin sonucu olduğundan ve “şeyleşmiş” bir özne üzerinden görmenin sınırlarından bahsetti. Konuşmasını “görmenin sınırları dertler edinilirse açılır, çünkü dertler yaşadıklarımızla ilişkiye girer,” diye sonlandırdı.
Psikolog Faruk Gençöz ise; gerçeğin kendisi üzerinden değil de yaratılan kurgudan özneyi belirlemekten bahsetti. Dolayısıyla fotoğraf makinesinden çıkarak neden toplumun karşısına çıktığımız sorusunu sordu. Makineyle kurduğum kurgu, verili gerçek, acaba verilmesini mi istiyorum, veriyorlar ve alıyorum, neden? Bunu ben çağırıyorsam, karşımdaki veriyorsa çeperlerin sınırlarına nasıl bakacağım? Dert edinme burada da ortaya çıkıyor. Dert edinmezsem çerçevenin sınırlarının dışına nasıl çıkacağım? Ve konuşmasını “değişim burada gerçekleşir,” diye bağladı.
Fırat Kaya ise “Görmenin Diyalektiği” ve “ Diyalektik İmge”den bahsetti. “İçinde yaşadığımız dünya fena halde kurgulanmış bir dünya, eğer bununla mücadele etmek ya da değiştirmek istiyorsak karşı kurgular üretmeliyiz,” dedi. Adorno’nun “yanlış hayat doğru yaşanmaz”, ve Althusser’in “ideolojiler kendini şeylerle gösterir,” tespitlerini anımsatarak diyalektik imgeye girdi. Birbirinin çelişkisi içerisinde olan elementlerin birarada tutulmasından bahsetti ve uzlaşmaz çelişkiler (örn; sınıf, işçi sınıfı, burjuva sınıfı) çelişkileri görünür kılar, diyalektik imge bu ahenkli gibi duran biraradalığı bozmak zorundadır, dedi.
Ikinci panel benim de içinde bulunduğun İmge ve Siyasal Alan başlığında toplanmıştı ve “Karşı ve Eleştirel İmgeler” Erinç Seymen / “Beyazın Kamerası, Kameranın Dili” Çağatay Topal / “Üretilen İmgenin İdeolojisi” Murat Yaykın / “İmge, Etik ve Öteki” Duygu Türk konu ve konuşma başlıklarından oluşuyordu.

Panel konuşmaları bitince İstanbul’a dönüş otobüsüm erken saatte olduğundan ayrılmak zorunda olduğum ilk günün üçüncü paneli olan “Sanat ve Siyaset” başlıklı, “Amatörlük ve Devrimci Sanat” Orçun Masatçı / “Güncel Sanat ve Provakatiflik” Mahsun Çiçek’in sunumlarını izleyemedim.           
2. ve 3. Günün panel ve konuşmacıları şöyleydi;
“Mekan, Zaman ve İmge” başlıklı paneller; “Tahayyül ve Üretmenin Görsel Diyalektiği” Güven Arif Sargın / “Fotoğraf ve Sinemada İmge ve Zaman” Latif Yılmaz / “Bellek ve Mekan” Fatma Cana Bilsel
“İmge ve Sanat” başlıklı panel; “Şiir, Fotoğraf ve Bellek” Şükrü Erbaş / “Resimsellik” Jale N. Erzen / “Tiyatro İmgesi” Beliz Güçbilmez.

“Fotoğrafın Teknik Gelişimiyle Birlikte Tarihsel Süreci” Ali Değer.
3. Gün “Belgesel Fotoğraf Dün Bugün Yarın” paneli, konuşmacılar; Gülbin Özdamar Akarcay, Yücel Tunca, Özcan Yurdalan
“Fotoğraf ve Sinema Biraradalığında” Alper Şen, Özge Çelikaslan
“Fotoğraflarla Tarlabaşı” Ali Öz
“Fotoğrafta Portre” Ozan Sağdıç.