HERGÜN 1 MAYIS, SÜREKLİ 1 MAYIS

|

HERGÜN 1 MAYIS, SÜREKLİ 1 MAYIS A HERGÜN 1 MAYIS, SÜREKLİ 1 MAYIS

Yayalaştırma projesine bağlı olarak kazılı alanlarını bahane edip, "bir vatandaşın burnu kanarsa bunun hesabını bizden sorarsınız," diyerek halkın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü, Taksim'de kutlanmasını yasaklayan RTE, İçişleri Bakanı ve Valisi verdikleri demeçlere bakılırsa, sebep olduğu tahribatın büyüklüğü karşısında burunlarının direği bile sızlamış görünüyor. Haber fotoğrafları ve görüntüleri yaptıklarının şiddet olduğunda şüphe götürmüyor. Polisin attığı biber gazı bombasının başına isabet ederek kafatası kemiği parçalananan Dilan, gazdan etkilenip hastaneye kaldırılan onlarca kişi kendi 'vatandaş' kriterlere uymuyor mu? Hükümet ağızlı medyanın kullandığı tanımlamalara bakılırsa onlar, 'aşırı gruplar', 'provakatörler', 'marjinal gruplar' ya da 'terörist bir grup' olarak adlandırıldı.
Bir kez olsun şu "terörist" sözcüğünü kullanırken kelimenin epistemolojisine bir kez göz atma zahmetini gösterseler ya. Zaten sözcüğü bilinçli olarak kullandıklarını bile bile benimkisi de saçmalık doğrusu.

Terör kavramı müktedirlerin ve onların propagandalarının denetimi altındadır. Gerçekten uzun süredir, "terörist", devletlerin, şiddet ve/veya silah kullanan her siyasi hasmını, tam da devlet olmayışlarını göz önünde bulundurarak nitelemek için kullandığı bir sözcük. Sözcük kabul edilemez görülen bir düzene karşı ellerindeki bütün araçlarla mücadele eden herkesi egemenlerin bakış açısından nitelemekte kullanılıyor. Petain milislerine göre Nazi-karşıtı direnişçiler "terörist"tir. 1954-62 arasında istisnasız tüm Fransız hükümetleri için FLN'nin Cezayirli yurtseverleri "terörist"tir; dahası İsrail devleti için Filistinli savaşçılar "terörist"tir. Aynı şekilde Kürt savaşçıları da Türk hükümetleri için "terörist"tir.
Komünizmin ölümünden bahsediliyor. Oysa Dünyanın ve Türkiye'nin geldiği bugünkü yıkım, karmaşa, içler acısı durum komünizmin ölümünden değil, olsa olsa komünizmin eksikliğinin korkunç sonuçlarıdır.
11 Eylül saldırısı dünya çapındaki koalisyonu birbirine sıkı sıkıya bağlamış, BM'nin ABD'yi "meşru müdafaa" durumunda ilan etmesine olanak tanımış, intikam hedeflerini programlama işini başlatmıştır. RTE ve hükümeti 1 Mayısta kaos yaratarak şimdi hangi programlama işini devreye sokmuştur acaba?
Şimdi sorun devletin yaptığı terörün yerine adaleti nasıl koyacağımızı bilmekten ibarettir. Adaletsizliğin kendine özgü bir hissi vardır; ıstırap ve isyan. Devlet, varlığı gereği, adalete kayıtsızdır. Bugünkü siyasi eğilim "biz zaten adaleti sağlıyoruz," cümlesindeki kaba iddaadadır. Öte yandan, eylem halinde düşünce olan her türlü siyasi yönelim, kuvvetiyle ve inatçılığıyla orantılı olarak, devletin başına ciddi belalar açar. Aristotales bile 'Politika' kitabında "Genelde isyan edenler eşitlik peşine düşenlerdir," der.
Siz hiç eşitlik ve adalet peşine düşene; egemenlerin "yurttaş", "profesyonel devrimci", "taban aktivisti" dediklerini duydunuz mu? Duyamazsınız. Çünkü itaat eden özne değilseniz adınız 'terörist'tir. Tarih bize eşitlikçi ve adaletli siyasetin yolunun devlet iktidarlarından değil, içkin bir öznel belirlenimden, bir kolektif aksiyomundan geçtiğini öğretti. O halde "Hergün 1 Mayıs, Sürekli 1 Mayıs"