Çalıyı dolanmak

|

Çalıyı dolanmak A Çalıyı dolanmak

Menzile ulaşmak için yan yolları kullanmak…

Doğrudan yapılamayan işler yan yollar kullanılarak yapılırsa; buna Anadolu’da ‘çalıyı dolandın’ denir. ‘Bana gelecektin ama çalıyı dolandın’ derler. Ülkemizde ‘Seçim Yasası’ ve ‘Siyasi Partiler Yasası’ bir türlü değiştirilemedi. Seçimlerde yüzde on barajı kaldırılmadı. O nedenle BDP Eş Başkanları, milletvekilleri istifa ediyor ve bağımsız milletvekili adayı olarak seçime giriyorlar. Ülkenin Cumhurbaşkanı, BDP Eş Başkanı ile görüşecek arıyor ve medya haklı olarak ‘istifa eden eski eş başkan' diye haberi veriyor.

Neden eski başkan?

Çünkü yüzde on barajı kaldırılmadığı için, eş başkan ve arkadaşları da kaybetme riskini göze alamadığı için aday olamıyor ve istifa edip bağımsız aday oluyor.

Yasaya karşı hile oluyor. Kamuoyu bu hileyi bakarak, görerek yaşıyor. Bu çalıyı dolanmak değil de nedir? Bağımsız milletvekili adaylarının büyük çoğunluğunun BDP’li olduğunu tüm ülke kamuoyu hatta dünya biliyor.  Topluma karşı, yasaya karşı hileye başvuruluyor. Hukuk devletinde bu olur mu?

Neden o milletvekillerini istifa ettiriyorsun?

Seçim barajını düşürmek bu kadar zor mu?

SEÇİMİN RENGİ BAĞIMSIZ ADAYLAR!

Yaşamın rengi kadınlardır yazımdan sonra gördüm ki, bu seçimin rengi bağımsız milletvekili adaylarıdır.

Fırat’la ayrı kanallarda ayrı adayları dinlemişiz. O, Levent Tüzel’i ben dostum Süreyya Sırrı Önder’i. Ana, oğul buluştuğumuzda Fırat,  “ Anne, dün Ayça’yla, Levent Tüzel’i dinledik. Çok beğendik. Ne kadar sade, ne kadar engin gönüllü, bilgili, anlattıklarını ne kadar içselleştirmiş. Nasıl sevecen bir dille istemlerini anlatıyor. Çok etkilendim. Tanıyor musun?”

Tanımaz mıyım? Hemen dostum Levent Başkanın telefonu çeviriyorum. Karşımda Levent Tüzel, “ Merhaba Başkan, dün Fırat sizi televizyonda izlemiş, çok beğenmiş. Adaylığınızı kutluyorum. Yolunuz açık olsun. 12 Haziran seçimleri sonrası sosyalist partiler adına EMEP başkanı olarak sizi, ÖDP başkanı Alper Taş’ı, TKP başkanı Erkan Baş’ı parlamentoda görmeyi çok istedim.

Ne yazık ki bu isteğim yarım kaldı. Umarım sizinle yaşam bulur.

Bu seçimin rengi bağımsız milletvekili adaylarıdır.

İstanbul bağımsız Milletvekili adaylarından Süreyya Sırrı Önder, ezber bozan konuşmalarıyla gönüllere taht kurdu. Yaşam öyküsünü dinlediğinizde verdiği bedelin ne kadar ağır olduğunu görüyorsunuz. O yine de, “idam edilenler, öldürülenlerin yanında benim ödediğim bedelin adı mı olur?” Diye sormuyor mu?

Bir de veto edilen bağımsız adaylar sorulduğunda:

“Fırına söyleyin ekmekte vermesin!”

Bu güzel insanlar parlamentonun rengi, solun vicdanının sesi olacaktır...

Sosyal Demokrat CHP, yıllardır ne seçim barajını düşürme mücadelesi verdi ne de sosyalistleri parlamentoya taşımayı bildi.

Yılların partisi ÖDP seçimlere bile giremiyor.

YAŞAM BEDEL ÖDEYENLERİNDİR

Yaşam nedir?

Sevgi nedir?

Aşk nedir?

Zulüm nedir?

Ayrılık nedir?

Nedir? Nedir? Nedir?

 
Bu sorulara her insanın kuşkusuz bir yanıtı vardır.

Bence sevmek özgürlüktür.

Yaşam bedel ödemesini bilmektir.

Yaşamak direnmektir.

Yoksa Âşık Sümmani’nin o güzel dörtlüğüne takılır kalır insan:

 “Ervah-ı ezelde levh-i kalemden

 Bu benim bahtımı kara yazmışlar

 Bilirim güldürmez devr-i âlemden

 Bir günümü yüz bin zara yazmışlar”

Yazmasınlar diye yaşamak için bedel ödemek gerekmez mi?

Unutmayın; yaşam bedel ödeyenlerindir…