Şiir lezzetinde bir İstanbul sofrası

|

Şiir lezzetinde bir İstanbul sofrası A Şiir lezzetinde bir İstanbul sofrası

Cehaletimi mazur görün, bu yaşta Cemaled-din Saraçoğlu'nu yeni keşfettim. Meğer Koçu gibi Bayrı gibi Ahmet Refik gibi Sermet Muhtar gibi bir "İstanbul yazarı"ymış da haberimiz yok. Onun tam adı Ahmet Cemalleddin Saraçoğlu, doğumu 1893, ölümü 1972. Gazeteciliğe Beyoğlu muhabiri olarak adım atmış. Mükemmel Fransızca biliyor.

Birçok gazete ve dergide çalışıp tecrübe kazandıktan sonra 1938'de (İlhami Safa ile) Yeni Sabah gazetesini kurmuş. 1948'e kadar 10 yıl çıkardığı bu gazetedeki bir yazısı nedeniyle dört ay hapis cezası alınca tüm hevesini yitirmiş. Hatta gazeteyi bile elinden çıkarmış. Ama onu ölümsüz kılan en verimkâr çalışmalarını, hayatının bu küskünlük sürecinde ortaya koymuş.

Bu yazının amacı size uzun uzun onu anlatmak değil. Meraklıları zaten biliyordur. Bilme-yip de merak edenlerse İsmail Dervişoğlu'nun Kitapevi adına hazırladığı Saraçoğlu'nun "Eski İstanbul'dan Hatıralar" kitabına müracaat edebilir. Ancak kısaca da olsa bu aziz insanın yalnız gazeteci olmadığını, hobisi olan Karagözcülük ve denizcilik konularına da sonuna kadar hâkim olduğunu söylemeliyim. Bugün ne olduğu, nerede bulunduğu meçhul çok zengin bir Karagöz ve gemi fotoğrafları koleksiyonuna sahipmiş. Deniz kültürüyle ilgili olarak üç de kitap yazmış: "Gazi Gemilerimiz" 1953, "Kahraman Gemicilerimiz" 1954 ve "Gazi Hamidiye'nin Şanlı Maceraları" i960.

Cemalettin Saraçoğlu'nun anılarında turlarken şimdilerde tamamen unutulmuş İstanbul'u İstanbul yapan bazı özelliklere rastladım. Bir zamanlar İstanbul, semtten semte değişen meyveleri, sebzeleri, yemekleri ve hatta sularıyla dünyanın en zengin sofralarının kurulduğu bir diyarmış. Belki bunlardan bazılarını siz de duymuşsunuzdur: Mesela "Çengelköy'ün hıyarı", "Kanlıca'nın yoğurdu", "Vefa'nın bozası" gibi. Meğer İstanbul mönüsü şiir lezzetinde bu tatlardan ibaret değilmiş.

Cumhuriyet'le başlayıp olanca hızıyla halen devam etmekte olan "İstanbul yıkıcılığı"na kurban verdiğimiz bu ince ayrıntıları kesip saklamanız, ileride çocuklarınıza öğretmeniz amacıyla sizler için ayıkladım.

İSTANBUL'UN SEBZE VE MEYVELERİ
1. Gümüşsuyu'nun baklası
2. Bayrampaşa'nın enginarı
3. Yedikule'nin yağlı göbekli marulu
4. Langa'nın hıyarı
5. Kartal'ın pırasası
6. Çengelköy'ün badem gibi salatalığı ve kayısısı
7. Kemer'in patlıcanı
8. Arnavutköy'ün çileği
9. Kavak'ın inciri
10. Sultanselim'in kocaman beyaz inciri
11. Yakacık'ın, Erenköy'ün Pembeçavuş ve Alpehlivan üzümü
12. Beykoz-Dereseki'nin fasulyesi, cevizi
13. Vaniköy'ün vişnesi, Akhafız can eriği
14. Beykoz'un cevizi
15. Ayaspaşa'nın beyaz, tatlı kara, ekşi kara dutları

İSTANBUL'UN MEŞHUR SULARI
1. Sarıyer'in Çırçır, Hünkâr, Fındık, Kestane suları
2. Beykoz'un Sırmakeş, Karakulak, Taşdelen, Çubuklu suları
3. Kanlıca'nın Göztepe suları
4. Yakacık'ın Ayazma, Kolu, Vezirçeşmesi, Hacı-kahya, Çalkantı suları
5. Kartal-Soğanlık'ın Çarşı suyu
6. Emirgan'ın Kanlıkavak suyu

İSTANBUL'UN MEŞHUR YEMEKLERİ
1. Eyüp'ün kebabı ve kaymağı
2. Beykoz'un paçası
3. Sultanahmet işkembecinsin terbiyeli şirden çorbası
4. Karaköy fırınının saray lokması ve kuru-poğaçası
5. Kanlıca'nın yoğurdu
6. Üsküdar-Şemsipaşa'nın turşusu
7. Vefa'nın bozası
8. Çekmece'nin dört parmak eninde taze balık yumurtası
9. Boğaz'ın uskumrusu, lüferi ve turfanda kalkanı
10. Hacıbekir'in akide ve latiflokumu
11. Sultanahmet'te Şekerci İbrahim Efendi'nin badem ezmesi ve sakızlı lokumu
12. Samatya-Narlıkapı ve Danca'nın çirozu
13. Arnavutköy'ün akıntı istiridyesi
14. Moda fenerinin ıstakoz ve pavuryası
15. Sarıyer'in özel kaba böreği
İSTANBUL'DA MEŞHUR OLMUŞ YİYECEKLER
1. Tekirdağ'ın karpuzu, kirazı
2. Bursa'nın kestanesi, şeftalisi, bostan patlıcanı
3. Manisa-Kırkağaç'ın ağızda eriyen bal kavunu
4. İzmir'in çekirdeksiz sultani üzümü
5. Yarımca'nın pembe, sarı kirazları, vişnesi
6. Ankara'nın armudu, balı
7. Antep'in fıstığı
8. Bozcaada'nın kınalı yapıncak üzümü
9. Edirne'nin beyaz peyniri, Balkan kaşarı
10. Kayseri'nin pastırması