Sürgünde bir futbolcu: Bir Barça efsanesi...

|

Sürgünde bir futbolcu: Bir Barça efsanesi... A Sürgünde bir futbolcu: Bir Barça efsanesi...

Güzel ve yalnız ülkemde baskıların dozunu giderek artırdığı zamanlarda, siyah-beyaz yıllarda yeşil sahalarda iz bırakmış, baskılara boyun eğmemiş, üç ülkenin milli takımında sahaya çıkmış Macar futbolcuyu hatırlayalım bu hafta. Bu toz duman içinde biraz geç kalmış olsak da, ölümünün 11. yıldönümünde yad edelim...

Takvim yaprakları 10 Haziran 1927’i gösterirken Budapeşte’de dünyaya gelmiş, fabrika işçisi Polonyalı bir anne ile Macaristan’da o yıllarda yerleşik Slovak azınlıktan işçi bir babanın oğlu... Futbola o yıllarda Macaristan 3. Ligi’nde mücadele eden Ganz TE adındaki fabrika takımının miniklerinde başlamış. Henüz 11 yaşında, kendinden üç-beş yaş büyüklerle top koşturması, üstelik onların arasında parlaması geleceğin habercisi olsa gerek... 18 yaşına bastığı günlerde Ferencvárosi TC takımıyla profesyonel sözleşme imzalamış; 1945-1946 senelerinde takımda forma giymiş. Kuruluşu 1899 senesine dayanan, Budapeşte’nin Pest yakasında Ferenc Springer adında bir avukat tarafından kurulmuş Macar futbolunun “Yeşil Kartalları”. Onları da hatırlayalım bu vesileyle. Bilir misiniz, kulübün ilk bütçesi açık artırmada satılan bir futbol topunun geliriyle oluşturulmuş. Macar futbolunun en fazla taraftara sahip takımı...

Babasının ölümünden sonra Çekoslovakya’ya yerleşen futbolcu, Slovan Bratislava’da yeni bir serüvene başlamış. Kimilerine göre askere gitmek istemediği için, kimilerine göre baskıdan yıldığı için terk etmiş Macaristan’ı. Çekoslavakya’da oynadığı dönemde, henüz yirmisine bile basmamışken, altı kez Çek Milli Takımı’nın formasını giyen forvet, 1948 senesinde ülkesine Vasas SC ile dönüş yapmış.

Futbol stilini şöyle anlatır onu yazan kitaplar: “Bir forvette aranan tüm özelliklere sahipti. Telefon kulübesinde çalım atacak kadar kıvrak, yeri geldiğinde son vuruş ustası acımasız bir şutör, müthiş pas zekâsına sahip bir dâhi ve duran top ustası… Kornerden gol atacak kadar! O dönemde Avrupa futbolunda frikik ustası olarak nam salması boşuna değil elbet...

***

Ocak 1949… Macaristan’ın çehre değiştirdiği, ülkenin “People's Republic of Hungary” adını aldığı zamanlar. Baskılar yüzünden bir kez daha, üstelik bu kez kamyon arkasında ülkeden kaçan futbolcunun ilk durağı Avusturya, sonrasında İtalya... Çizme’de formasını giydiği ilk takım Pro Patria... 1949 senesinin Mayıs ayında Torino’ya transferi gündeme gelse de kaderin cilvesi, Torino takımının 4 Mayıs 1949'da geçirdiği, kafilede yer alan 31 kişinin hayatını kaybettiği uçak kazasından sonra bu transfer gerçekleşmemiş...

Onun ülkeyi terk edişinden sonra Macaristan Futbol Federasyonu sözleşmesinin koşularını yerine getirmediği, ülkeyi izinsiz terk ettiği için FIFA’ya başvurmuş. Başvuruyu haklı gören FIFA, futbolcuya yeşil sahalardan bir sene men cezası vermiş. Ama futbol bu, yasak dinler mi? Bizimki bu kez “Hungaria” adını verdiği, Doğu Avrupa’dan kaçmış mültecilerden oluşan takımını kurmuş. Takımın teknik direktörü ilerleyen yıllarda Barcelona’da görev yapacak Ferdinand Daučík olmuş. Futbolcunun 1947 senesinde Ferdinand Daučík’ın kız kardeşi ile evlenmiş olduğunu da hatırlatalım.

***

1950 senesinin yazında, İspanya’da dostluk maçları yapan takım Real Madrid ve Barça’nın scoutlarının dikkatini çekiyor, Real Madrid’den önce davranan Barça scout’u Josep Samitier, futbolcuyu Katalan takımına transfer ediyordu. Bu transferin, Barça’nın güçlü lobisi ve Franco rejiminin devreye girmesi sonucu gerçekleştiği yazılır. Soğuk savaşın tam ortasında, Doğu Bloku’ndan bir futbolcunun İspanya’da futbol oynamasından daha etkili bir propaganda aracı mümkün olmasa gerek. Üstelik o dönemde filmini bile yapmış İspanyollar: “The Stars Search for Peace” (Yıldızların Barış Arayışı) adını taşıyan filmde hem futbolcu hem de teknik direktörü rol almış...

15 Haziran 1950 tarihinde Barça’ya imza atarken, sözleşmesinin şartlarında takımın teknik direktörlüğüne Ferdinand Daučík’ın getirilmesi de varmış. Ancak FIFA tarafından kendisine verilen men cezası nedeniyle 1951 senesine kadar takımda yerini alamamış. İlk sezonu 1951-1952… O sezon 19 maçta 26 golü var. Emilio Aldecoa, Velasco, Joan Segarra ve Ramallets’li kadro bir sezonda beş kupa kazanırken, Barça tarihinin en başarılı kadrolarından biri olarak tarihe yazılmış. O sezon takımının Sporting de Gijón karşısında aldığı 9-0’lık galibiyette kaydettiği 7 gol rekoru günümüzde La Liga’da kırılamamıştır. 1952-1953 sezonunun başında, o zamanın ileti tüberküloza yakalanıp futbolu bırakma noktasına kadar gelmiş. Ancak sezonun son haftalarına sahalara dönüp, takımının kazandığı kupa ve lig şampiyonluğunda büyük payı olmuş.

1958 senesinde iki Macar mülteci Sándor Kocsis ve Zoltán Czibor’u takıma kazandırırken, Luis Suárez ve Evaristo’lu kadro 1959 senesinde La Liga’yla birlikte İspanya Kupası’nı da kaldırmış. 1960 senesinde takımın teknik direktörü Helenio Herrera ile ters düşüp kadro dışı kalması, o sene Real Madrid karşısında oynanan ve Barça’nın kaybettiği maçta yer alamamış olması tarihe düşen notlar...

Teknik direktörün kovulması ve futbolcunun takıma dönmesi ile sonuçlanan sezonun ertesinde, 1961 senesinde FC Barcelona, onun da sahada yer aldığı Avrupa Şampiyon Kulüpler yarı final maçında Real Madrid’i o kupada deviren ilk takım olmuş. 1961 senesine kadar devam eden Barça kariyerinde 186 maçta 131 golü var. Bu sürede 14 maçta hat-trick yapmış. Takımıyla dört lig şampiyonluğu, beş İspanya Kral Kupası kazanmış. 1957 senesinin Kasım ayında, İspanyolların bizim milli takımı üç golle geçtiği maçın gollerini onun ayağından kazanmış olduğunu da vurgulayalım...

1963–1965 arasında Espanyol takımında forma giyen golcü, futbolu 1967 senesinde Zürich takımında bıraktı. Aktif futbol hayatı sonrası, 1969-1980 arasında İspanya Milli Takımı’nı çalıştıracak, teknik direktörlük kariyerinde CD Malaga’da 1987-1988 sezonunda 2. Lig şampiyonluğu yaşayacaktı...

***

10 Mayıs 2002 tarihinde, alkolizm nedeniyle 74 yaşında aramızdan ayrıldı Barcelona futbol tarihinin en büyük golcülerinden Laszlo Kubala... Lionel Messi ve Cesar Rodriguez Alvarez’den sonra kulüp tarihinde en fazla gol atmış üçüncü futbolcu. Onu izlemiş futbol nesilleri, onun Johan Cruyff’dan bile daha iyi olduğunu söylerler. Nou Camp Stadı’nın önünde, 2009 senesinde açılmış anıtı o görkemli futbol mabedinin ziyaretçilerini selamlıyor şimdilerde. Kamyon arkasında ülkesinden kaçmış olmasa belki de hiç tanınmayacaktı, kim bilir...