Riskli iştir bu transfer meseleleri vesselam...

|

Riskli iştir bu transfer meseleleri vesselam... A Riskli iştir bu transfer meseleleri vesselam...

"You can't seem to get Rice Krispies." (Burada pirinç gevreği bulmak pek mümkün değil!)

Luther Blisset, Çizme’de futbol oynadığı zamanlarda...

 

Riskli iştir bu transfer meseleleri vesselam, riskli iştir. Sezonun birinde, takımın birinde yıldızı parlar futbolcunun, arş-ı alaya erer. Goller, asistler… Bir anda taraftarın sevgilisi oluverir. Sonra... Sonra başka bir takımda, başka bir sezonda tepetaklak hallerden geçer, yedek kulübesinin müdavimi olur. Kimi zaman bir ah geçer içinden, malum eski takımının, geçmiş zamanların, aşina şehirlerin özlemi...

Bir transfer sezonunda daha futbolcular bir takımdan diğerine zıplarken, hatırlayalım Ada futbolunda nam salmış, sonra transfer olduğu Çizme’de makara konusu olmuş Luther Blisset’in hikâyesini. Namını yürütelim...

1 Şubat 1958 tarihinde, Falmouth, Jamaika’da dünyaya gelmiş Luther Loide Blissett. Sonrasında ailesiyle göç ettiği İngiltere’de futbola merak salmış. Watford takımının gençlerinde oynarken göze batmış. Takımla profesyonel sözleşme imzalaması 1975-1976 sezonunda...

Bu vesileyle tanıyalım Londra’nın hemen kuzeyinde yer alan, Premier Lig’e dönme şansını 2012-2013 sezonunun play-off finalinde Crystal Palace karşısında kaybeden o küçük kasabanın takımını. 1881 senesinde “Watford Rovers” adıyla kurulmuşlar, namı-diğer “Golden Boys” (Altın Çocuklar)... Bizim futbolcunun takımla tanıştığı yıllarda, İngiltere 4. Liginde gözlerden ırak, kendi yağıyla kavrulan bir kulüpmüş...

İlk sezonunda sadece üç maçta forma şansı bulan genç futbolcu, 1976-1977 sezonunda dört maçta sahaya çıkmış ama golü yok. 1977-1978 sezonunda, takımın yeni teknik direktörü Graham Taylor şans vermiş futbolcusuna. O sezon oynadığı 33 maçta attığı 6 golle takımını bir üst kümeye taşımış. Bir sonraki sezonda kaydettiği 21 golle Watford’u 2. Lig’e çıkarırken, takıma gönül verenler iki sezonda iki küme atlayan takımlarını alkışlıyormuş. Ondan sonra gelen üç sezonda takımın en golcü futbolcuları arasında ilk on birdeki yerini perçinlerken, 1981-1982 sezonunda ülke futbolunun en üst ligine terfi etmiş Watford.

Terfi ettikleri sezon 19 golü var forvetin...

***

Kariyerinde ilk kez 4. Lig’de formasını giydiği takımda 1. Lig’e kadar yükselme başarısı göstermiş. 503 maçta 186 gol kaydetmiş, dile kolay. Adı Avrupa futbolunun devlerinin transfer listelerinde yer alırken, 1983 senesinde, o zamanın rekor transfer ücreti 1 milyon Sterlin karşılığında A.C. Milan’a transfer olmuş. Ama yaramamış ona bu değişiklik, ayak uyduramamış İtalya futboluna. Sadece futbol değilmiş canını sıkan, o yıllardaki bir söyleşisinde yeni ülkesindeki yaşamdan şikâyet ederken, "You can't seem to get Rice Krispies." (Burada pirinç gevreği bulmak pek mümkün değil!) demişliği bile var...

1983-1984 sezonunda Milan’da oynadığı 30 maçta sadece 5 gol atabilmiş, alay konusu olmuş ülke tribünlerinde. İlerleyen zamanlarda İtalya’da anarsişt bir grup onun adını kullanmış eylemlerinde, polisle başı derde giren, eylem sonrası gazeteleri arayan, vehasıl akla gelen türlü eylemin failinin adı Luther Blissett olmuş bir anda. Trende biletsiz seyahat eden dört genç mesela... Polis tarafından durdurulup kimlikleri sorulduğunda her biri “Luther Blissett” olarak vermiş ismini. Alkolü fazla kaçırdığı için sapıtıp tutuklananlar bile kimlik sorgulamasında “Ben Luther Blissett’im!” diyormuş dalgasına. Yalnız İtalya’da değil, Güney Amerika’da bile onun adını kullanmaya başlamışlar radikal gruplar. İtalya günlerinden geriye, İtalyan anarşistler tarafından benimsenmiş adı kalmış. Anlayacağınız “NARO”ya (Nuri Alço Revival Organization) benzer bir mitos doğmuş onun İtalya macerası sonrasında.

Onunla ilgili diğer bir şehir efsanesi de İtalyanlar’ın o dönemde takım arkadaşı diğer siyahi Jamaikalı John Barnes’ı transfer etmek istedikleri, ama scout ekibinin iki futbolcuyu karıştırdığı için yanlışlıkla Blissett’i transfer ettiğidir. Doğru mudur bilinmez ama her halükarda da Watford FC’yi yazıp, Barnes’dan dem vurmadan geçmek olmaz elbet.

Günümüzden çok zaman önce, Premier Lig’in henüz bilinmediği zamanlarda Ada futbolunda parlamıştı onun yıldızı. Ne futbolcuydu ama! 2006 senesinde 110 binden fazla Liverpool taraftarının katıldığı “100 Players Who Shook The Kop” (Kop’u sallamış 100 futbolcu) anketinde ilk 5’e girmesi tesadüf değil elbet. Bunca zaman sonra bile Liverpool taraftarının unutamadığı “Siyah Highway”, müthiş sol açık... Hani telefon külübesinde bile çalım atar dedikleri türden... (Yakın geçmişte yine bu köşede yazmıştım Siyah Highway’in hikâyesini).

***

Blissett’e dönersek, kısa süren İtalya macerasından sonra 1984 senesinin yaz aylarında yıldızının parladığı Watford’a geri dönmüş, üstelik sadece 550 bin Sterlin karşılığında... Takımın ligi orta sıralarda bitirdiği ilk sezonunda 21 golü var. 1986-1987 sezonunda “Federasyon Kupasında” yarı finale kadar çıkan takımın aslarındanmış. Ancak bir sezon sonra Watford küme düşerken sadece dört gol atabilimiş. O sezon sonunda Bournemouth’a transfer olmuş. Kariyerinin ilerleyen zamanlarında alt liglerde Bury, Derry City, Mansfield Town Southport, Wimborne Town, Chesham United’da forma giymiş. Futbolu 1995 senesinde, 37 yaşında İngiltere amatör kümelerinde bırakmış. Formasını giydiği en son takım Fakenham Town...

Jamaika’da dünyaya gelmiş olmasına rağmen, 1982-1984 seneleri arasında İngiltere Milli Takımı ile 14 maçta sahaya çıkmış. 1982 senesinde İngiltere’nin Lüksemburg’u 9-0 yendiği maçta üç gol atarak İngiltere formasıyla hat-trick yapan ilk zenci futbolcu...

Şimdilerde amatör kümelerde mücadele eden Hemel Hempstead Town takımının teknik direktörlüğünü yapıyor Luther Blisset. Aradan geçen onca seneye rağmen hala Watford kulüp tarihinin en büyük golcüsü… Pirinç gevreğinden yoksun geçen İtalya macerası ise tam bir hayal kırıklığı...

Velhasıl riskli iştir bu transfer meseleleri, riskli iştir. Sezonun birinde, takımın birinde yıldızı parlar futbolcunun, arş-ı alaya erer. Goller, asistler… Bir anda taraftarın sevgilisi oluverir. Sonra...