Bir insan kaç kere öldürülür

|

Bir insan kaç kere öldürülür A Bir insan kaç kere öldürülür

Önce vuruldu Ethem. İlk, öyle öldü. Kanlar içinde düştü. Yanındakiler gördü, anası babası gördü, kardeşi gördü, ben gördüm, sen gördün. Elinde silah yoktu Ethem’in. Onu başından vurup öldüren polis Ahmet Şahbaz, ‘meşru müdafaa’ gerekçesiyle serbest bırakıldı. ‘Tutuklanmasının ileride telafi edilemeyecek zararlara yol açmasından’ endişelenmişti hâkim. Yazılmamış kitaptan, boyna dolanmış puşiden, atılan iki yumurtadan aylarca, yıllarca hapis yatıran Türkiye adaleti iş katillere, tecavüzcülere gelince hassaslaşıyordu işte böyle. Bir daha öldü Ethem.

***

Savcı, katilin ‘taksirle insan öldürmek’ suçlamasıyla yargılanmasını istedi. Gözümüzün önünde silahını, silahsız Ethem’e doğrultup öldüren polis, dikkatsizdi, tedbirsizdi, meslekte acemiydi savcıya göre. İstediği 1-5 yıl arası ceza ertelenebilirdi. Hapse girmemesi mümkündü. Başına sekmeden giren kurşun, polisin Ethem’i doğrudan hedef alarak ateş ettiği anlamına gelmez, diyordu savcı. Katil savunmasında ne diyorsa, savcı da suçlamasında aynı şeyi söylüyordu. Kısacası, pamuklara sarılan bir katilin başı okşanıyordu yine. Bir daha öldü Ethem.

***

Şahbaz’ın polis arkadaşları olay yerinden delil toplamadı, MOBESE kamerasının yönünü gökyüzüne, ağaçlara çevirdi. Savcının, Ankara Emniyeti’ne Ethem’i vuran polis kimdir, diye sorması bir haftayı aldı. Emniyet’in savcıya bir isim ve soyadını bildirmesi on günü buldu. Şahbaz’ın savcıya ifade vermesi için olayın üzerinden üç haftanın geçmesi gerekti. Savcı, ne tanık sordu ne de görüntü. Şahbaz anlattı, o dinledi. Tıpkı daha sonra hâkimin yaptığı gibi… Türkiye’nin gördüğünü, Şahbaz’ın polis arkadaşları görmedi! Olay yerinde aniden sağırlaştılar, körleştiler. Tanık ifadelerine ve görüntü kayıtlarına rağmen; polis, savcı, hâkim el ele… Biri tuttu, biri pişirdi, biri yedi. Bir daha öldü Ethem.

***

Polis, cenaze konvoyunun önünü kesti. Vali, Ethem’in öldürüldüğü yere, Kızılay’a götürülmesine izin vermedi. Ethem’in ağabeyi Mustafa, çocuklarımızı, bu halkın evlatlarını katledenler onun son yolculuğuna, güneşe yolculuğuna izin vermiyor, dedi. Anası, bırakın da geçeyim, oğlumu alıp geçeyim, bırakın oğlumu gömeyim, diye seslendi. Duyan olmadı. TOMA’lar, akrepler, gaz bombaları ‘yasadışı cenazeyi’ durdurmak için ne gerekiyorsa yaptı. Ethem, annesi, babası ve ağabeyi ile bir daha öldü.

***

Polis Ahmet Şahbaz’la ilgili yargılama, ‘izin alınmadan açıldığı’ gerekçesiyle durduruldu. Ne demişti Başbakan, polisimi yedirmem! Emir büyük yerden olunca savcının, polisi ‘yedirmemek’ için hazırladığı tanıksız, delilsiz iddianame bile yeterli gelmemiş olacak ki, şimdi valilikten izin bekleniyor. Amaç, süreci uzatıp davayı çıkmaza sokmak. Amaç, Başbakan’ın silahlı gücünü korumak, öldürme cesaretini kırmamak. Amaç, faşist düzeni bozmamak, gönüllü katiller ordusunu kaybetmemek. Amaç, Ethem’i bir daha öldürmek.

***

Ölümden ölüm çoğaltan bir düzenin sahibi Ali’yi, Muhammed’i, İsa’yı, Musa’yı sevse ne olur, sevmese ne? Her ne kadar Ethem’den, Ali’den, Mehmet’ten, Abdullah’tan, Medeni’den Allah’ın rahmetini esirgeyen birisinin vicdanına seslenmenin anlamsızlığının farkında olsam da, soracağım. Adaletin, daha kaç kere öldürecek bizi?