İngiltere’deki dış mihrakların Türk demokrasisi aşkı

|

İngiltere’deki dış mihrakların Türk demokrasisi aşkı A İngiltere’deki dış mihrakların Türk demokrasisi aşkı

İstanbul Gezi Park protestolarına polisin ilk günkü şiddetli saldırısının üzerine bizim bölgenin milletvekiline yazarak durumdan kaygı duyduğumu belirtip bu insan hakları ihlallerine ve şiddetin durdurulması için neler yapabileceklerini sordum. Daha sonra bana Muhafazakar ve Liberal koalisyonun Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye’den sorumlu bakanı Lidington’ın kendisine verdiği yanıtı göndermiş. Milletvekili-seçmen ilişkisinin demokratik ülkelerde nasıl olabileceğini gösteren iyi bir davranış. Sağolsun.

Mecliste 18 Haziran günü bu meselenin de konuşulduğu soru-cevap oturumunda Bakana Türkiye’deki şiddetin bölgedeki istikrara etkisi sorulmuş. Bakan gayet muğlak bir dil tercih ederek istikrarlı bir Türkiye’nin önemli olduğunu ancak Türkiye’ye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde belirtilen sorumluluklarına saygı göstermesi gerektiğini hatırlatacaklarını belirtmiş. Hatırlattılar mı bilmiyorum.

Bu yanıt John Healey’i de tatmin etmemiş olacak ki, hükümetin, Türk Hükümetini resmen uyarıp insanların temel hak ve özgürlüklerine, örgütlenme ve ifade özgürlüklerine saygılı olmaya davet edip etmeyeceklerini sormuş. Twitter kullanan gençlerin tutuklanmasından, sendika protestolarının engellenmesine ve kendi vatandaşına karşı polis ve askerle şiddet uygulanmasından dem vurmuş.

Türkiye bakanı, Türkiye Başbakan yardımcısının açıklamalarına işaret edip polisin aşırı şiddet kullandığı durumlar olduğunu ve bunların araştırılacağını söylediğini belirtmiş. Sonrada bunların barış içinde diyalogla çözülmesini umut ettiklerini söylemiş. Muhafazakar hükümetin bakanı, açıktan desteklemiş Türk hükümetini, ve Arınç’ın ifadelerinin bir gecelik olduğunu ve yaşanıp bittiğini görmek istememiş sanıyorum.

Bunun üzerine sadece ‘umut etmek’ yeterli mi? Haksız biçimde gözaltına almaları kınamayacak mısınız ve gözaltına alınanların derhal salıverilmesini istemeyecek misiniz diyen Caroline Lucas’a katılmamak mümkün mü?

Bakan’ın bana gönderdiği mektupta da ne yapılacağına dair benzer muğlak bir dil hakim ama muğlak olmayan ‘seçimle dahi gelmiş olsa, demokratik ülkelerin ulusal anayasalarına uymaları ve uluslararası insan hakları standartlarına saygılı olmalarını beklemek hakkımız’ demesi ve son yıllardaki demokratik reformların insan haklarını ihlal etme hakkını vermediğini vurgulaması.

İngiliz bakanın yanıtları gösteriyor ki ‘bu küçük adadaki dış mihraklar’ öyle sanıldığı gibi Türkiye’yi yıkma yönünde hummalı bir çalışma içinde değiller. Bakan da polis şiddetinden kaygı duyulduğunu ve Türkiye’nin insan haklarına ve özgürlüklere saygılı olması gerektiğini tekrarlamış.

Zaten biz de, BBC de, başkaları da aynı şeyi söyleyip duruyoruz. Belki Ramazan diye dinleyen olur.

İyi pazarlar ve bol şanslar.