2010-11 sezonunun 10 hayalkırıklığı

|

2010-11 sezonunun 10 hayalkırıklığı A 2010-11 sezonunun 10 hayalkırıklığı

Avrupa’da sezonun ortaya çıkardığı en önemli gerçeklerden bir tanesi, büyük liglerdeki yarışmacılığın giderek gerilemesi ve yıllardır 2 takımın egemenliğinde olduğu için kalitesiz bulunan İskoçya Ligi’nin benzerlerinin teker teker peydah olması. Çok tekrarladığım bir cümleydi “bir daha Napoli veya Deportivo şampiyonluğu görecek miyiz?”. Bu cümleyi sarfettiğimden beri 2 takım da 1’er kez küme düştüler. Dolayısıyla da yukarıdakilerin egemenliğine göz koyan birçok kulüp büyük hedeflerin altında kalarak dağıldılar. Bu 2010-11 sezonuna ithafen son yazı olsun. Evladiyelik oyun Championship Manager’de her yılın 20 haziranında sezon yenilenirdi. Biz de ona selam durup gelecek haftadan itibaren 2011-12’ye bakmaya başlayalım. Geçtiğimiz sezonun hayal kırıklıklarını listeleyelim.

1-Fernando Torres: Aslında tüm sezonun değil 2011’in hayal kırıklığı demek lazım onun için. 50 milyon paundluk bonservis bedeli ile Ada futbolunun en pahalı transferi olması Abramovich’i pek düşündürmüyordu, zira adı Fernando Torres’di. 31 Ocak 2011'de imza attığı mavilerdeki ilk golünü 23 Nisan'da kaydedebildi. Bu kabus gibi geçen 903 dakikada zaman zaman saha içinde ayakta durmakta dahi zorlanıyordu. Önümüzdeki sezon bu görüntüyü silmek için elinde bir fırsat var.

2-Sampdoria: Walter Mazzarri, onları bırakıp Napoli’nin başına geçtiğinde, Sampdoria’nın bu duruma düşeceğini kimse tahmin etmiyordu. 3 sezon önce Avrupa kupalarını kovalayan takımın, ezeli rakip Genoa taraftarlarının tasarladığı tabutu, sezon sonunda şehir sokaklarında dolaşıyordu. Gelecek sezon Serie B’de mücadele edecekler. Çizmenin çöküşlerinden.

3-Monaco: Bir çöküş de buradan. Onlarınki daha da büyük oldu. Sadece 7 sene önce Şampiyonlar Ligi finali oynamışlar ve onları Mourinho’nun Porto’su engellemişti. Ligue 1’e bu sezon veda ettiler. Fransızların istikrarlı olarak eskinin devlerini harcaması meşhurdur ama (bkz: Lens, Nantes) Şampiyonlar Ligi finalisti yepyeni bir çığır açtı.

4-Diego Forlan: Tamam 2010 Dünya Kupası’nda forma giyen tek eski tip yıldız, sahaya çıktığı her maçta top ayağına gelsin diye dua edilen bir adamdı ve turnuvanın bana göre tartışmasız en iyisiydi ama itiraf etmek lazım o da Torres gibi kabus gibi bir 2011 geçirdi. Bu yıl oynadığı 25 maçta sadece 3 gol attı ve 5 martta mesaiyi tamamladı. Sezonu yedek kulübesinde bitirdi.

5-Feyenoord: 2 sezon üstüste bu listeye tartışmasız girmek büyük beceri. Rotterdam takımı bir ara küme düşme tehlikesi yaşıyordu ama bandın koptuğu nokta Eindhoven’da PSV’den 10 gol yedikleri maç oldu. O maçtan sonra kulüpte deprem olmadıysa bunu 3 şeye borçlular: Kuzeybatı Avrupalının soğukkanlılığına, taraftarın takımın halini kanıksamış olmasına ve Ajax’ta olduğu gibi Cruijff gibi bir manevi peygambere sahip olmamalarına. 

6-West Ham United: İngiltere dışında en fazla taraftarı olan takımlardan birisidir Hammers. Tamam bir önceki sezon gelen 17.lik koltuğu tehlike çanlarını çalıyordu ama Gianfranco Zola’nın gönderilmesi, İtalyan hocanın ilk sezonundaki 9.luk başarısını hiçe saymak demekti. Premier Lig’de orta sıralara rahatlıkla oynayabilecek bir kadro (Futbol Yazarları Sezonun Oyuncusu: Scott Parker) küme düştü. Grant gitti “Big Sam” Allardyce göreve geldi.

7-Not defteri: Mourinho’nun bıraktığı görevi alıyorsanız Demokles’in kılıcı ensenizde değildir size saplanmış demektir. Geçen sezon üçleme yapan Portekizlinin koltuğu Rafa Benitez’e çok ağır geldi. Kazandığı FIFA Dünya Kulüpler Kupası’nı da sallayan pek olmadı. Şu anda bir kulübü yok. Mourinho’nun geçtiğimiz sezon sonu ifadesini aldığı Louis van Gaal ise daha sezon bitmeden kapıyı gördü. Elinden not defterini düşürmeyen 2 hoca bu sezonun hayalkırıklıkları oldular.

8-Heurelho Gomes: PSV’de oynarken saatli bir bomba olduğunu Hollanda Ligi’ni takip edenler biliyordu. Tottenham’ı, mücadele ettiği Şampiyonlar Ligi’nden etmesi o topluluğa göre sürpriz olmadı. 10 saniye arayla önce penaltı kurtarıp sonra da tekrar penaltı yaptırabilen, kaleci antrenörünü kovdurtan bir adam Brezilyalı. Harry Redknapp’ın 40 yaşındaki Brad Friedel’i yedek kulübesi için transfer etmediğini söyleyebiliriz.

9-Adriano: 2006 ve 2007’de Serie A’da en kötü oyuncuya verilen Bidone d’oro’u koleksiyona katmıştı ama Roma’daki performansı bu ödülü tartışmasız kazanması demekti. Bu ödülle beraber imza attığı, senelik 5 milyon avroluk kontratın açıklaması yok. 2010-11 sezonunda 3 direk arasından topu geçiremedi. Şu an Corinthians’da kilo vermeyi ve sakatlığının geçmesini bekliyor.

10-Galatasaray: Deveye sormuşlar...