Yurdum transfer sezonunun klişeleri

|

Yurdum transfer sezonunun klişeleri A Yurdum transfer sezonunun klişeleri

22 yaşındaki Pedro Franco, Kolombiya’nın Millionarios takımından kalkıp ilk Avrupa macerasında Beşiktaş’a 5 yıllık imza attı ve bizim meşhur transfer klişelerinden bazıları da hortladı. Her sene ülke basını ve futbolseverinin sarılmaktan çekinmediği şu temeli çürük klişelere bir göz atalım.

Çok iyi oyuncu olsaydı....: 3 noktayı siz doldurun artık. Pedro Franco imzası geldiğinde bu klişeyi “çok iyi bir oyuncu olsaydı 22 yaşına kadar Kolombiya’da bırakmazlardı” modeliyle gördük. Bugün Brezilya’nın en büyük Dünya Kupası kozlarından Hulk, Porto’ya 22 yaşında transfer olduğunda Japon 2. liginde kiralık olarak forma giyiyordu. Porto yerine adresi İstanbul olsa, daha Kolombiya’yı beğenmeyen biz, neler diyecektik merak ediyorum. Beğenmediğimiz Kolombiya ulusal takımının 2014 Dünya Kupası elemelerinden çıkmayı büyük ölçüde güvenceye aldığını, futbolcuyu beğenmeyen ülkenin ise nal topladığını hatırlatmak lazım. Bu klişenin tamamen yadsıdığı bir başka gerçek var. Futbolcu avcılığı, yani “scout” mekanizmasını hiçe sayması. Dünya üzerinde henüz parlamamışken keşfedilen ve orta ölçekte takımların kadrosuna kattığı yüzlerce yıldız veya yıldız adayı var, dolayısıyla, kaliteli genç oyuncuların hepsi, Avrupa’nın büyük takımlarına transfer olmuyorlar. Franck Ribery, Galatasaray’a Fransa’nın küçük ölçekli takımı Metz’den gelmişti hatırlatalım.

Aynısından 2. ligde....: Artık kaç tane bulursunuz size kalmış. Bu da müthiş bir önerme ki sadece transfer anında değil, o transfer ilk haftalarda mucizeler yaratmayınca da kullanılıyor. Bu iddia 2 açıdan sakat. Birincisi bir oyuncunun parıltısız, görevini yerine getiren, muhafazakar bir oyun stiline sahip olması, onun kalitesiz oyuncu olduğu anlamına gelmiyor. Hele hele Türkiye’deki oyuncuların en büyük eksikliklerinden olan oyun içi konsantrasyon kısmında güvenilir olan birçok ortalama oyuncu çok başarılı oldular. Zlatko Yankov, Fabian Ernst, 2007-08 sezonundaki Mehmet Topal, Federico Giunti gibi. İkincisi de yabancı bir futbolcunun aynı seviyede olanının 2.ligde bulunabilmesi, El Dorado’nun bulunması gibi efsanelerde anlatılan bir şeye ulaşmak anlamına gelmiyor. Dünya futbolundaki birçok ülkenin en üst düzey takımlarında oynayan birçok futbolcuya alt liglerden alternatif bulabilirsiniz. Bu kalitesizliğin değil, transfer politikalarındaki farklılıkların sonucudur.

Kumaşı iyi: Yıllarca böyle kandırıldık, özellikle de bileklerine hakim futbolcu hastası olarak. Tekstil fabrikası açmıyoruz dostlar. Bir kere her iyi kumaştan iyi elbise olmuyor. Sneijder ailesinden Wesley Şampiyonlar Ligi şampiyonuyken, kardeş Rodney ise aynı akademide işlenmesine rağmen bugün RKC Waalwijk’ta forma giyiyor. Bu iddianın nasıl bir zırva olduğunun en güzel kanıtı Hollanda ve İngiliz futbolundaki akademilerdir. Her yıl 10’larca mezun verirler ama kariyerini üst düzey takımlarda sürdürenlerin sayısı yarı yarıyadır. Bir de kumaşın iyiliğinde bizim ölçümüzde problemler var. Futbolcunun altyapı eğitiminin sağlamlığını gösteren tek şey adam eksiltme değildir.

Kulübe kazık: Bu da futbolcu kapının önüne konulduğu zaman, doğal olarak tazminat işlemlerini başlattığında yapılan saldırı. “Ne oynadı ki ne istiyor?”. Kimsenin aklına “ne oynamıştı ki o tazminat rakamı konuldu” diye sormak gelmiyor halbuki. “Camianın çocuğu” edebiyatı dünya futbolunda artık para etmiyor. Andrea Pirlo Milan’da 10 yılda 2 Serie A, 2 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşadıktan sonra kapının önüne konduğunda gidip Juventus ile 2 şampiyonluk daha aldı. Maaşlı çalışanları sözleşme süresinden önce kovarsanız, o çalışanların gelecekle ilgili planlarını alt-üst ettiğinizden bedelini ödemek zorunda kalırsınız. Bu modern iş akitlerinin gereğidir. Hadiseye Kemalettin Tuğcu romanı psikolojisinde bakmaya gerek yok.