7’den 77’ye Andy Murray

|

7’den 77’ye Andy Murray A 7’den 77’ye Andy Murray

Geçtiğimiz Pazar günü, 7. ayın 7’sinde, bir Britanyalı tenisçi 77 yıl sonra dünya tenisinin en prestijli turnuvası olan Wimbledon’da tek erkekler şampiyonu oldu. Belki maçların zorluk dereceleri tek tek incelendiğinde tarih boyunca Wimbledon’dan daha zorlu geçen turnuvalar olmuştur ama Londra’nın güneybatısında, yağmurun hiç eksik olmadığı o kortlardaki tek erkekler mücadelesinde son kez Britanyalı bir tenisçi kupayı kaldırdığında yıl 1936’ydı ve Stockport doğumlu Fred Perry üstüste 3. Wimbledon şampiyonluğunu kazanmıştı.

Perry dünya tarihinde 4 Grand Slam şampiyonluğunu da kariyere sığdıran (Avustralya Açık, Roland Garros, Wimbledon ve Amerika Açık tenis turnuvaları) ilk tenisçiydi aynı zamanda. Bu turnuvaları aynı yıl içinde kazanamadı belki ama halen kariyer Grand Slam’ı yapmış tek Britanyalı tenisçi. Bırakın Wimbledon’ı, bir Britanyalı tenisçi, 2012’de Murray, Amerika Açık tenis turnuvasını kazanana kadar, Perry sonrası Grand Slam kazanamamıştı. Tim Henman 90’ların sonu 2000’lerin başında 4 kez yarı final oynamıştı evinde ama finali dahi görememişti. İngilizlerin o dönemde her yıl merkez kortun dışında dev ekrandan maçı izlemek için konuşlandıkları tepeye Henman Tepesi adı verildi ama tepe hiçbir zaman zaferi yaşayamadı. Murray geldi ve tepenin adı Murray Dağı olarak değişti. Ancak İskoç tenisçi Zeus misali dağın zirvesine oturmuş görünüyor. Henman’ın bu konuda Murray’e şaka yollu “tüm Grand Slamleri kazanabilir ama tepe bende kalıyor” şeklinde şaka yapmışlığı dahi var.

Murray’in şampiyonluğunun arkasında aslında başka bir kahraman var. Ivan Lendl. Çekoslovakya doğumlu, sonradan Birleşik Amerika vatandaşlığına geçen Lendl kariyerinde 8’i Grand Slam olmak üzere 94 şampiyonluk elde etmişti ama bunların arasında Wimbledon yoktu. Tam bir geri çizgi oyuncusu olan Lendl 1986 ve 87’de 2 kez final geldi ama önce Boris Becker sonra da Pat Cash’e mağlup olarak kupaya uzanamadı. Lendl oyun içerisinde konsantrasyonunu çok çabuk kaybeden, beklenmedik hatalar yapan ve iniş çıkışlar gösteren bir oyuncuydu. Wimbledon çimlerinin topu çok fazla yükseltmeyen karakteri onun geri çizgide beklemesini engelliyor ve hiç de iyi olmadığı file oyununa zorluyordu. Hoş Wimbledon kazanamamış büyük tenisçilerden ilki değildi kendisi. Mats Wilander, Justine Henin gibi diğer turnuvalarda ağırlığını koymuş isimler de bu kortta hiç şampiyonluk yaşamadılar. Ama o 2011’de Andy Murray’in koçluğunu yapmaya başladıktan sonra ona kısa sürede 2 Grand Slam birden kazandırdı.

Wimbledon 2013 belki kalite olarak, özellikle final maçı baz alındığında çok da beklentileri karşılayamadı belki (özellikle yarı finaldeki Djokovic-Del Potro mücadelesi finale göre çok daha çekişmeliydi), ama 2012’de Djokovic’in kazandığı Avustralya Açık’tan beri hiçbir raketin 2 kez üstüste Grand Slam kazanamama geleneğini devam ettirdi. Son 6 Grand Slam’de hep bir öncekinden farklı bir isim şampiyonluğa ulaştı. Yine de yukarıdaki 4’lü Federer tenisi bırakana kadar değişmeyecek gibi. Evet David Ferrer artık ATP klasmanında 3. sırada ama henüz bir Grand Slam kazanmış değil.

Kadınlar tarafında yeni bir Wimbledon şampiyonumuz var. Marion Bartoli. 2000’den beri geçen son 14 yılda Williams kardeşler 10 kez şampiyon oldular ama orada da en azından Serena Williams kardeşi gibi 1-2 sene içinde geri plana düştüğünde şampiyonların çeşitliliği ile karşılaşacağımızı söyleyebiliriz. Maria Sharapova o sırada 20’lerin sonlarına gelmiş olacak dolayısıyla kadınlar tenisinin kraliçelik tacı yakın gelecekte çok sık el değiştirebilir.