Ara iklim

|

Ara iklim A Ara iklim

Herkesin kendini başarılı saydığı futbol iklimimizin en büyük özelliğidir herşeyin bir anda altüst olması. Tıpkı siyasi hayatımızda olduğu gibi, futbol ve organlarında da örgüt içinde yetişmiş yönetici anlayışı oturmadığı için, dolayısıyla para babaları gelip o koltukları işgal etmekten çekinmez. Lider etrafında kümeleşme sporda da hakim. Altyapısı olmayan bu anlayışın sonuçta yıkıma doğru ilerlemesi ise gayet normal.
 
Bu söylemi pek sevmesem de, dört büyük, ya da beş büyük takımımıza bakmak yeterli. Endüstriyel futbol anlayışını benimsemiş görünen, fakat onu bile başaramamış olan kulüplerimiz bugün borç batağından çıkmak için sürekli yeni manevra peşindeler.

Süleyman Seba modeli yöneticileri artık görebilir miyiz bilmiyorum. Herşeyin kolay alınıp-satıldığı bu dönem sporda, özellikle futbolda romantizm bitme noktasında. Tribünlerdeki binler, dergileriyle, oluşumlarıyla, şarkılarıyla farklı olduklarını yine haykıracaklar. Suyun başının tutulduğunu unutmadan haykıranlar şanslı. Onlar için, bu oyunla oyun oynuyorlar diyebileceğiz.

Bütün bunları ara transfer dönemi yazdırıyor bana. Futbolun tatile ve transfere girdiği yaz aylarını iyi değerlendirdiğini düşünenler, devre arasında milyon avroları yine bir ümide akıtmaktan alamıyor kendini. Üstelik bütün bu çabalar sezon sonu şampiyonluğu için. Kimsenin sonraki yıl için bir planı yok. Geçen yıl Galatasaray için aynı şeyleri söylemiştim devre arası transferler için. Günü kurtarmaya çalıştıklarını yazmıştım.

Bugünlerde ise Beşiktaş için aynı şeyler geçerli. Bir sonraki yılın takımını kurmaktan ziyade, kısa dönem başarısı için alelacele transferler, isimler getirildi. İş paraların kaynağına gelince ortaya “fon”lar atıldı. Aslında koskoca bir kulüp borç batağına doğru gidiyor sadece. Altyapıda pırıl pırıl gençler yetiştirmek varken, kolay olana gidiliyor.
Gelelim altüst olma meselesine; Trabzonspor'un tek rakibi kendisi denir hep. Çok klasik bir söylemdir. Ama doğru bir söylemdir konu Trabzonspor ve şehir olduğunda.

Şenol Hoca ile her şey iyi başladı. Güzel gidiyor. Mütevazı transferler yapıldı. Hatta geçen yılın kadrosu bozulmadı. Takım oyununu iyi götürdüler. Fakat orada, başarı ve başarısızlık arasındaki çizgi, diğer her yerden daha incedir.

Başkan güven tazeledi. Fakat bu yetmez. Anlaşılmadık şekilde Trabzon şehrinden kaçıp giden futbolcular var hala. Hala kamplara izinsiz katılmayanlar, başına buyruk hareket edenler var. Her şeyin alaşağı olması için bu sinyaller yeter mi bilmiyorum. Ama yine de en büyük rakipleri kendileri.