Kendi Topraklarımız Üzerinde

|

Kendi Topraklarımız Üzerinde A Kendi Topraklarımız Üzerinde

Selanik’te bir fabrika. Adı Viomihaniki Metaleytiki.  Biz artık ona alışıldığı şekliyle Vio.Me diyelim. Bu fabrikanın işçileri inşaat malzemesi ve endüstriyel kimyasallar üretiyorlar ve Mayıs 2011’den beri ücretlerini alamıyorlar. Yüzde otuzu aşan işsizlik oranları içerisinde işçi ücretleri sıfıra dayanmış diyelim. İşveren artık baş edemeyeceğini düşünerek işyerini terk edip kayıplara karışmış. “İşçiler herhangi bir yasal süreç başlatabilmek için iflas kağıtlarını beklemek durumunda” demiş yasal otoriteler. “Bin avroluk acil durum parası vereceğim” demiş Çalışma Bakanlığı 2011 Mayısından beri hiç bir ücret alamayan işçilere. Bıçak kemiğe dayalı. Ama Maliye Bakanlığı laf dinlemediğinden, onaylamadığından bir türlü gelmemiş para. İşçiler sendikalara gitmişler. Memleketimizde de rastlayabileceğimiz türden kimi sendikacılar akıl vermiş işçilere. Demişler ki “işvereninizi geri çağırın. Onu memnun etmek için ne gerkiyorsa yapın. Gerekirse ücret almayın.” İşçiler ikna olmamış. Ve demişler ki “bundan evvel daha başka birşey mi yaptık sanki!” Dönmüşler fabrikalarına. Toplanmışlar ve bir karar vermişler: “bundan sonra bizimdir bu fabrika. Şüphesiz biz bu varlıkları yaratanlar emeğimizle yarattığımıza el koyanlardan daha iyi daha adil yönetebiliriz kendimize ait olanı.” (Şimdi bir kooperatifleri var ve yasal olarak tanınmayı bekliyor.) Sonra “peki fabrikanın çarkları döndürecek ilk parayı nereden bulacağız? Yani bugüne kadar yarattığımız zenginlikten şimdi bizim ihtiyaç duyduğumuz miktarı nasıl alacağız?” diye kocaman bir soru çıkmış karşılarına cevap bekleyen. Doğru ya, yiyecek ekmek parası bulamayan işçiler bu parayı nereden bulsunlar? Fabrikaya sponsor olacak bir zengin çıkmamış haliyle. “O zenginliğe el koyan zalimlere el açmaktansa, dostumuzun omzuna elimizi koymak yeğdir” demişler işçiler. Destek sizin benim gibi fukaralardan gelmiş haliyle. Herkes elinde olanı koymuş. Sıradan insanlar, kimileri çalışan kimleri işsiz olan işçiler bir paket makarna, bir paket kuru bakliyat ayırmışlar dişlerinden tırnaklarından. Öğrenciler iki avro koymuşlar bir kahve daha az içip. Fukara sanatçılar koskoca bir konser örgütlemişler. Çalışan dayanışma çarkları çevirmiş fabrikanın da çarklarını. Şimdi üretiyorlar o fabrikada. Yalnız inşaat malzemelerini değil şüphesiz. Bir işçi direnişinden çok daha fazlasını; bir özyönetim deneyimini. “Bu dünya yüzünde bir toprak parçası, bir fabrika bize ait olabilir mi, dünyanın ezilenleri kendi söz, yetki, karar hakları ellerine alarak başka ve adil bir dünyayı kurabilirler mi” nin umudunu üretiyorlar. Velhasıl kendi kızıl bayrağımız altında ve artık bizim olan Vio.Me fabrikasında, yani kendi topraklarımız üzerinde bir umut yeşilleniyor. Bizim vazifemiz böyle umutları büyütmek.  Bu umudu büyütmek için Türkiye’de de konserler ve dayanışma faaliyetleri yapılacak çok yakında.
Vio.Me işçilerini desteklemek için ben ne yapabilirim derseniz cevapları da hazır. “Öncelikle hikayemizi bir kişiye daha anlatsanız en büyük katıkıyı yaparsınız” diyor Vio.Me işçileri.. Türkçe sayfaları da olan www.viome.org sayfasına girip bağış da yapabilir, protbiometal@gmail.com adresine destek mesajı da gönderebilirsiniz.  “Daha da güzeli” diyor Vio. Me işçileri “kendi işyerinizde örgütlenip aracılara, patronlara, bürokratlara, profesyonel politikacılara ihtiyaç duymadan size ait bir yaşam kurabilirsiniz bizi desteklemek için”
Vio.Me işçilerinin sözü üzerine söz söylemek olmaz ama yine de tekrarlamakta fayda var: İki yakanının işçileri! İki yakanızı bir araya getirmek için, birleşiniz!