Tahrir Yeniden: Mursi, Ordu ve Emperyalistler Üzerine

|

Tahrir Yeniden: Mursi, Ordu ve Emperyalistler Üzerine A Tahrir Yeniden: Mursi, Ordu ve Emperyalistler Üzerine

 

Tahrir tüm gücünü toplayarak bir kez daha ayağa kalktı. Mursi ordunun gözetiminde bilinmeyen bir yerde. Memleketimizde düz mantıkla ordunun darbe yaparak demokrasinin bir gereği olarak seçilmiş Mursi’yi alaşağı ettiğini söyleyerek “vesayetçi rejim-sivil toplum” tartışmasını Mısır’a kadar uzatanlar bulunacaktır. Bir diğer kesim ise zaten Mısır dahil Arap coğrafyasındaki ayaklanmaları emperyalizmin bir oyunu saymaktadır. Orduları, ulus devletin savunucusu ve laikliğin bekçisi olarak görmekte olduğundan bu son gelişmeye açık olmasa da, kendi köşesinde sevine durmaktadır. Mısır üzerine yaptığımız her tartışma aslında biraz da kendimiz üzerinedir evet. Ama şimdi gerçekten Mısır’a bakmanın ve orayı kendi meşrebimizce anlamaya çalışmanın zamanıdır.

Müslüman kardeşler iktidarı ne yaptı?

Şu an devrilenler daha önce devrimini çaldıkları aynı kitle bileşimini şimdi “darbeci” diye suçlama peşinde olanlardır. Hatırlanacağı gibi Mısır halkının Mübarek’i alaşağı ettiği kalkışmasında ilk anda sokağa çıkmaktan imtina ederek kenarda bekleyen İhvan Hareketi, emperyalist güçlere bir tehdit oluşturmayacağının garantisini de vererek, Mısırlıların devrimini seçimle çalmayı başarmıştı. Nasıl demokratik bir seçim sistemiyse! Sokağa çıkanların talepleri, Mübarek’in indirilmesi ve göz önündeki bir kaç adamının iktidar dışına itilmesi ve iktidar partisinin dağıtılması dışında gerçekleştirilmedi. Yeni muktedirler, SCAF ve Müslüman kardeşler, eski rejimden kopmak bir yana eski rejimi kendi sahipliklerinde tekrar tesis etmek yolunda adımlar attılar. İktisadi, sosyal politikalarında ve güvenlik politikalarında esaslı bir değişiklik olmadı. Sokağa çıkanların iradesinin iktidara yansımasının önünde bu kez yeni bariyerler oluşturulmaya çalışıldı. Sıradan Mısırlının gündelik hayatını etkileyen ücretlerin belirlenmesi, gelir dağılımı, yolsuzluk, temel hak ve hürriyetler gibi konularda da herhangi bir adımın atıldığını söylemek ise çok zor. Tüm bunlar karşısında ayağa kalkanların karşısına dikilen güvenlik aygıtı, polis zayıflamak bir yana güçlendirildi.

Ordu neyi koruyor?

Peki ordunun sokağa çıkanların yeni diktatörlerini devirmeleri mukadderken alelacele bir kurtarıcı olarak sahnede belirip, rol çalmaya kalkması neyin nesidir? Mısır ordusu dediğimizde kimi tahminlere göre Mısır ekonomisinin yüzde kırkını elinde tutan bir iktisadi-sınıfsal aktörden bahsetmekteyiz. Tahminlere göre diyoruz zira ordunun iktisadi alanlardaki faaliyetleri, örneğin turistik bölgelerde arazi alıp turistik oteller inşa etmesi, makarnadan tüp gaza çeşitli tüketim malları ve ev temizliği gibi hizmetleri üretmesi ve satması herhangi bir denetime açık değil. Hatta askeri sır! Söylemeye gerek var mı bilmiyorum ama tabii ki bu faaliyetlerin vergilendirilmesi falan da mevzubahis değil. Yerellerde ise örneğin atanmış 29 validen 21’inin emekli general olduğu ve diğer yerel yönetim kademelerinde emekli askerlere kontenjan ayrıldığı bilgisi ordunun ne menem bir imparatorluk kurduğu hakkında fikir verici olabilir. Buralardaki denetimsizliğin bir yolsuzluklar deryası yarattığı ise Mısır’da herkesin malumu. Dolayısıyla, kimi generallerin özelleştirme dendiğinde tüylerinin diken diken olmasının sebebi de gençliklerinde SSCB’de aldıkları eğitim ve sosyalizme olan eğilimlerinden değil doğrudan bu iktisadi imparatorluklarına yönelen tehditten.

Ordu anti-emperyalist mi?

Tam bu noktada hazır yeri gelmişken, Mursi askeri bir darbe ile devrilirken, bu tip bir ılımlı İslamcı hükümetler kuşağını iktidara getirmek için tüm Arap coğrafyasında ayaklanma örgütlemeye muktedir olduğu düşünülen ABD emperyalizmin tutumuna bakalım. Obama tam anlamıyla lafı geveliyor. “Darbe” demekten imtina ederek, orduya “iktidarı ‘şeffaf’ bir süreç örgütleyerek sivillere geri verin” diyor. Obama’nın “darbe” lafzını kullanmayışının asıl sebebi bunun bir darbe olmaması değil şüphesiz. ABD hükümeti her yıl 1.3 milyar doları “Foreign Military Financing Program”ı çerçevesinde doğrudan Mısır ordusuna olmak üzere, toplam 1.6 milyar dolar yardımda bulunuyor. Ve kendi yasalarına göre darbe olarak nitelediği andan itibaren bu yardımı kesmek zorunda. Bu bölgedeki en önemli ittifaklarından birini kaybetmesi anlamına geliyor. Böylelikle birbirine bu nebze bağlı iki gücün anti-emperyalist ordular hayalini de Nil’in derinliklerine gömdüklerini görebiliriz sanırım.

Mücadeleye Devam

Sonuç olarak, Tahrir’de toplananlar arasında şüphesiz ki Müslüman Kardeşler’e düşmanlık kisvesi altında Eski Rejimi restore etmek derdinde olanlar vardır. Ama Tahrir darbeyi değil, tıpkı Mübarek alaşağı edildiğinde yaptığı gibi, Mursi’nin de alaşağı edilmesini kutluyor. Açık ki Mursi, Mübarek’ten çok daha kısa süre Tahrir’in hilafına o koltukta oturabildi. Mursi, ordu ya da emperyalistler, iktidarın ne yapacağı belirsiz kitlelerin eline geçmesindense, anlaşılabilir bir muktedir bloğunun eline geçmesini ilelebet tercih edeceklerini bir kez daha gösterdiler. Dolayısıyla kendi ayaklanmamız sayesinde artık hayal edebildiğimiz üzere, devrim birilerinin tek biricik örgütlerine üye olmasına sığamayacak kadar karmaşık büyük ve görkemli bir şölen. İsyan ve direniş bulaşıcı. Ve evet, devrim de. Her ne olursa olsun Taksim’den Tahrir’e devrimci selamlarımızı göndermeyi şimdi kendimizde daha bir hak görüyoruz. Gençlerin de dediği gibi: Bu daha başlangıç mücadeleye devam!