Vurmayın, öldüm

|

 Vurmayın, öldüm A  Vurmayın, öldüm

Siz derileriniz büzüş büzüş olana kadar yaşayacaksınız. Yürüyüşünüz yavaşlayacak, gözlerinizin rengi solacak, sizin yaşınızdakilerin çoğunun mezar taşları eskimeye başlayacak. Siz ise bir yerlerde yaşıyor, belki bir resim yapıyor ve büyük ihtimalle verdiğiniz emirlerle alınan masum canlar için hala hiç vicdan azabı çekmiyor olacaksınız. Hatta o kadar uzun yaşayacak ve yaşlanacaksınız ki unutacaksınız her şeyi. Siz hiç sevimli bir yaşlı olmayacaksınız. İnsanın acısı büyük olunca büyük sözler etmek istiyor. Öyle ki bir cümle etsin de parçalanan içini görenler şaşkınlıktan bir ses bile çıkaramasınlar. Öyle bir gün geliyor ki artık söyleyecekleriniz bile küsüyor sanki. Öyle bir an geliyor ki anlıyorsunuz; kelimelerin bittiği bir yer gerçekten varmış.
O kadar canın arasında bir candı seninkisi Ali. Bir candan daha önemli ne olabilir ki başka? Ölümün olduğu yerde daha ciddi, daha acı ve daha çaresiz ne olabilir? Bu kadar kolay mıydı 19'unda bir genci döve öldürmek? Adalet bu kadar adaletsiz miydi? Ölüm haberini manşetlerde görünce bir süre okuyamadım Ali. Başka şeylerle meşgul olmaya, görmemiş gibi yapmaya, olmadığına, ölmediğine inanmaya çalıştım. O hafta yazmayışımın, yazamayışımın nedeni buydu. Hiç tanımadığım, görmediğim, bilmediğim birinin ölümü ardından duyduğum hüzündü, hayal kırıklığıydı, öfkeydi ve kelimelerin bittiği yerde öylece durmamdı. Adalete olan güvenimi yitirdiğime göre artık hiç olmadığı kadar çok istiyorum inanmayı herkesin hesap vereceği bir günün geleceğine. İyilerin mükâfatlandırıldığı, kötülerin cezalandırıldığı bir yere inanmayı her şeyden çok istiyorum. Ben seni hiç tanımadım Ali. Ben seni hiç tanımayan ve hiç unutmayacak olanlardan biriyim. Seni döve döve öldürenlerin aramızda dolaştığını düşündükçe utancından ne yapacağını bilemeyen öfkesinden, acısından çok büyük laflar etmek isterken tek kelime edemeyen o insanlardan sadece biriyim. Gözlerinden yaşama sevinci akan fotoğrafın gözümün önüne geliyor Ali. Babanın ölü yanağına dayadığı yüzü hafızamdan silinmiyor. Biz seni unutacak kadar yaşlanamayacağız büyük ihtimalle. Ama yaşadığımız sürece seni yaşatmaktan, unutturmamaktan vazgeçmeyeceğiz.
15 Temmuz 2013’te, Türk Tabipleri Birliği’nin verdiği bilgilere göre gösterilerde 63’ü ağır olmak üzere toplam 8163 kişi yaralandı, 3 kişi daha hayati tehlikeyi atlatamadı. 106 kişi kafa travması geçirdi, 11 kişi gözünü, 5 kişi de hayatını kaybetti. Melih Gökçek eylemler sırasında Ankara'da zarar gören kamu mallarının sergilendiği bir 'Vandalizm Müzesi' açacaklarını söyledi. Artık onun tweetleri bile gülmemize yetmiyor. Dolar yükseliyor, altın düşüyor, Erdoğan şehit ailelerine verdiği yemekte kredi kartı alınmamasını nasihat ediyor, şehit ailelere verilen yemekte bile paranın etrafında dönen konuşmalar yapılıyor. Senin kırkın çıkmadan "üç, dört kişi polise şiddet uygularken ölüyor, dünyanın altını üstüne getiriyorlar" diyor Başbakan. Burada her şey aynı acımasızlıkta aynı saçmasapanlıkta. Senin öldürüldüğün 18 dakika silindi kayıtlardan. Nasıl istedik yaşamdan da silinsin o 18 dakika bir bilsen. Burası aynı yani, hep bildiğin şeyler. Umarım senin gittiğin yerler buradan çok daha güzeldir Ali.