‘İnsanlık sığır sürüsü gibi yaşayamaz’

|

‘İnsanlık sığır sürüsü gibi yaşayamaz’ A ‘İnsanlık sığır sürüsü gibi yaşayamaz’

1 Mayıs’ın “İşçi Sınıfının Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak kutlanması ABD’de 1 Mayıs 1886’da 8 saatlik çalışma süresi için gerçekleştirilen genel greve ve izleyen günlerde meydana gelen Chicago “Haymarket Katliamı”na dayanıyor. Onlarca işçinin ve polisin ölmesine neden olan “Haymarket Katliamı” tıpkı 1 Mayıs 1977 katliamı gibi, sorumluluğun devrimcilere ve işçilere yüklendiği bir katliamdı. Herkesin 1977’de ve bugünkü 1 Mayıs’ta teröristleri, marjinalleri suçlaması gibi Chicago’da da herkes anarşistleri suçluyordu. Politikacılar, vali, zenginler, polis şefleri, “anarşistlere” karşı cadı avı başlatmıştı. Devletin peşinen suçlu ilan ettiği insanlar, alelacele idam cezasına çarptırıldı, dördü hemen idam edildi.

İstanbul’daki 1 Mayıs devlet terörünün sorumluluğunu “marjinallere” atan Vali Hüseyin Avni Mutlu gibi zamanın Illinois Eyaleti Valisi Richard James Oglesby de sorumluluğu anarşistlere atmıştı. Ancak ortalık durulunca vali, katliam sorumlusu olarak idam alan ama ilk kargaşada gerçekleştirilen idamdan kurtulmuş diğer tutukluların cezasını 15 yıla indirdi. Ardından gelen Vali John Peter Altgeld, ilk idamdan kurtulanların itiraz dosyalarını inceledi ve cezaların tümünü şu gerekçeyle kaldırdı:

"Mahkûmları affetmedim, çünkü bu insanlar suçlu değil ki affedilsin, haklarındaki yanlış kararı kaldırdım. İnsanlık tarihi boyunca yapılan tüm yargılamalarda bile bu denli haksız karar verildiği görülmemiştir. Mahkemelerdeki şahitler ve üyeler bilinçli seçilmiş yanlı kişiler…”

İLK GENEL GREV 1 MAYIS 1886

Şimdi greve ve katliama yakından bakalım. Amerika ve Kanada İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na bağlı işçiler, 1 Mayıs 1886’da çalışma saatlerinin 12 saatten 8 saate indirilmesi amacıyla genel greve gitti. Genel greve yarım milyon işçi katıldı.

Grevin en kalabalığı ise, 90 bin kişiyle Chicago’da gerçekleşti. Chicago’daki eylemler 1 Mayıs’tan sonra da sürdü. İşçiler sadece 8 saatlik çalışma süresiyle yetinmiyor, çalışma koşullarının düzelmesini ve günlük ücretlerinin de artırılmasını istiyordu. Ve tarihi “Haymarket Katliamı” da burada yaşandı.

İşçiler, eylem akşamı Haymarket’te toplanıyor ve eylemi değerlendiriyordu. August Spies’in Genel Yayın Yönetmeni olduğu sosyalist – anarşist eğilimli “İşçi Gazetesi” (Arbeiter-Zeitung) Chicago’daki işçilerin yayın organıydı. İşçiler, Spies’e ve gazetesine çok güveniyordu. Çünkü bu eylemlerden üç hafta önce yine Chicago’da, bir fabrikada işçiler, 12 saatlik çalışma karşılığı aldıkları 3 dolara isyan etmiş ve patrona “ücretler artırılmazsa artık çalışmayacaklarını” bildirmişlerdi. Patron da ortalığın işsiz göçmenlerle dolu olduğunu hatırlatıp, “isteyen çalışmasın, zaten fabrikanın önünde işsizler kuyruk oluşturmuş” diyerek yaklaşık 1000 işçiyi sokağa atmıştı.

Agust Spies’in “İşçi Gazetesi”, işçilerin geri alınması ve atılan işçilerin yerine hiç kimsenin işbaşı yapmaması için kampanya başlatmıştı. Gerçekten de ortalık aç göçmen işçilerle dolu olduğu halde, çok az kişinin iş başvurusu yapması gazetenin gücünü göstermişti.

PATRON POLİS EL ELE İŞÇİLERE SALDIRIYOR

Tekrar eylem yerine dönelim: Chicago’da grevin uzaması karşısında işverenler polisi göreve çağırmaya başladı. 3 Mayıs akşamı biçerdöver üreticisi McCormick fabrikası önündeki grevcilere destek vermek için toplanan işçi ve işçi ailelerinden oluşan kalabalığa, önce patron ve adamları ardından polis saldırınca 6 kişi hayatını kaybetti. Birçok kişi de yaralandı.

Ancak kentteki hiçbir üretim yerinde işçiler geri adım atmadı, meydanda toplanıp durumu değerlendirdiler. Olaydan bir akşam sonra da aynı yerde binlerce işçi toplandı ve Haymarket Meydanı’na doğru yürüyüşe geçti. Polis zorla kalabalığı dağıtmaya çalıştı. Ancak, göstericiler barışçıl bir biçimde yürüyüşe devam etmeyi ve meydanda toplanmayı başardı. İşçiler, büyük forumda taleplerini dile getiren konuşmalar yapmaya başladı.

Birden kalabalığın ortasında, polislerin olduğu yere yakın bir yerde bir patlama oldu. Polis Mathias J. Degan da içlerinde olmak üzere, 12 kişi hayatını kaybetti. Bunun üzerine kalabalığa ateş açan polis, hala tam sayısı belli olmayan çok sayıda işçiyi öldürdü ya da yaraladı.

ÖNCE 4 İŞÇİ ÖNDERİ ASILDI

August Spies ve işçi önderleri tutuklandı. Polise göre, bombayı polisleri hedef alarak anarşistler atmıştı. Ancak ne o zaman ne de şimdiye kadar, polislerin üzerine anarşistlerin bomba attığına dair herhangi bir delil bulunamadı.

Tutuklanan 8 kişinin hepsinin gazete çevresinden, sendikacı ve grevi organize eden kişiler olması peşinen suçlu gösterilmelerine yetiyordu. Zaten sosyalistlere, işçi sınıfına ve sendikalara karşı ciddi bir cadı avı başlatılmıştı. Ve bu 8 kişi kısa süren yargılama sonunda ölüm cezasına çarptırıldı. Mahkeme başkanı Joseph Gary, tutukluların bombayı atan kişi olduğu kanıtlanamasa bile, bombayı atanların, gazetede dile getirilen düşüncelerden etkilendiğini savunuyordu.

11 Kasım 1887 tarihinde August Spies, Albert Parsons, George Engel ve Adolph Fischer asıldı. İdamdan bir gün önce tutukluların en genci olan Louis Lingg hücresinde kafası parçalanmış olarak ölü bulundu. Lingg’in intihar ettiği açıklandı. Louis Lingg, 23 yaşındaydı ve intihar edecek gibi durmuyordu. 21 Haziran 1887 tarihinde ölüm cezasına çarptırıldığında şunları söylemişti:

"Darağacında mutlu can vereceğim. Çünkü bu zamana kadar konuştuğum insanların yüzlercesinin, binlercesinin sözlerimi hatırlayacağına inanıyorum… Sizi tanımıyorum! Yasalarınızı, emirlerinizi, nizamınızı, tiranlığınızı tanımıyorum! Asın beni!”

August Spies’in de şu sözleri kaldı geriye: „Bugün sesimizi boğan güçten çok daha kuvvetli olduğumuz zaman gelecektir… İnsanlık sonsuza kadar bir sığır sürüsü gibi yaşayamaz…"

August Spies’in sesini duyan İkinci Enternasyonal, 1889’daki kongresinde, 1 Mayıs gününün tüm dünyada “İşçi Sınıfının Birlik, Mücadele ve Dayanışma günü “ olarak kutlanmasına karar verdi.

DEVRAN DÖNÜYOR, CEZA KALDIRILIYOR

İdamlardan sonra sağcı kamuoyu ve devlet durulur gibi oldu. Illinois Eyaleti Valisi Richard James Oglesby, Michael Schwab, Samuel Fielden ve Oscar Neebe’nin cezasını idamdan 15 yıla indirdi. Sonraki Vali John Peter Altgeld ise, 26 Haziran 1893 günü bir genelgeyle bütün tutukluları serbest bıraktı.

Vali Altgeld, tutukluların dosyasını okuyunca şunları gördü: İdam edilen Albert Parsons patlama olmadan çok önce meydandan ayrılmıştı. Davanın görüldüğü ilk gün arkadaşlarını yalnız bırakmamak için mahkemeye geldi. Hem kendisinin hem de arkadaşlarının idama mahkûm edileceği aklının ucundan bile geçmiyordu. Cezası 15 yıla indirilen Oscar Neebe, patlama günü meydana hiç gelmedi. Bomba atanlardan biri olduğu iddia edilen Samuel Fielden, bomba patladığında kürsüde “biz barışçıl insanlarız” diye konuşan kişiydi.

İşte ilk 1 Mayıs, valilerin sonra düzeltmeye çalıştığı vahim sonuçlarla böyle geçmişti… Bir sığır sürüsü gibi yaşamak istemeyen insanlık, birlik, mücadele ve dayanışmayı sürdürüyor. Gününü de kutluyor. İstanbul valisi 127 yıl sonra hala, yasakladığı 1 Mayıs’a katılan 17 yaşındaki çocukların kafasının kırılmasının ne kadar haklı olduğunu kanıtlamaya çalışıyor.