Sözün özü

|

Sözün özü A Sözün özü

Ergenekon davasında yargıçlar, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ için Silivri’ye giden komutanları dinleme gereğini duymamış...

      Keşke  “gizli tanık” olsalardı! O zaman mahkemeden çok büyük “itibar” görürlerdi...

       * * *

       Yaşını başını almış paşaların “gece yarısı mahkemeleri”nde yorgun düşerek sıraların üzerinde uyurken çekilmiş fotoğraflarını görünce insanlığımdan utandım!

       21. yüzyıl Türkiyesi’nde bu sahneleri yaşatanlara Şeyh Galib’in diliyle sormak gerekiyor:

 

 

       “İnsafın o yerde nâmı yok mu?”

 

      * * *

      Özel Yetkili İstanbul Savcısı, gözaltındaki avukatlara, “İfade vermezseniz, sizi Emniyet’e geri gönderirim!” demiş.

      Biz bu sözleri bir yerlerden anımsıyoruz...

      12 Eylül faşizminin işkenceci polisleri, gözaltındaki sanıkları savcılığa götürürken, “Emniyet’teki ifadenizi reddederseniz sizi geri götürürüz!” diye gözdağı verirlerdi.

      Demek ki “ileri demokrasi”de bu görevi şimdi “özel yetkili savcılar” üstlenmiş!

     * * *

 

 

     Polisin savcı, bilirkişinin yargıç, mübaşirin ise yazı işleri müdürü gibi görev yaptığını söyleyen Danıştay Başkanı Hüseyin Karakullukçu, "Böyle adalet olmaz!” diye isyan etmiş...

 

 

 

     Verdikçe veren güzel Allah’ım, bazen böyle de konuşturabiliyor sevdiklerini demek!

 

 

 

      * * *            

 

 

 

 

      Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Siyasi Partiler Sicil Bürosu’nun verilerine göre, AKP’nin üye sayısı 7 milyon 551 bin 472 imiş.

       Gazetelerde her gün haberlerini okuduğumuz “sahte üyeler” de bu toplamın içinde mi acaba? 

       * * *

      On yılda ülkenin en zengin insanlarından biri durumuna gelen Başbakan RTE, zaman zaman fukara edebiyatı yapmaktan da vazgeçmiyor.

      Oysa, Kemal Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi:

      Sen artık zenci değil zenginsin!

      Mağdur değil mağrursun!

      “Fakir fukara, garip gureba” tekerlemesi bu tabloya uymuyor!

      * * *

     CHP’nin İstanbul Milletvekili Faik Tunay, “CHP Milletvekiliyim ama CHP’li değilim” demiş.

     Yetmemiş!

     “Özal hayranıyım!” diye de eklemiş.

     Sanırsınız, CHP “parti” değil, “dingonun ahırı”!

      * * *

     Çankaya Lisesi Müdürü Ahmet Hakan Tomar, “hurdaya satıldı” denilen kitaplar için açıklama yapmış:

 

 

     “Kitaplar hurdacıya verilmedi, envanterden düşülerek imha edildi.”

 

      “Özrü kabahatinden büyük” sözü, herhalde böyle durumlar için söylenmiştir!

      * * *

     ABD’li yorumculara göre 2013, “Erdoğan’ın kader yılı” olacakmış...

     Ben “keder yılı” olmasını yeğlerim...

    * * *

     TSK de Mehmet Ali Birand’ın cenazesine çelenk göndermiş...

    Önce andıçla. Sonra pamuklara sar!

     * * *

     Eski MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç, 2002'de yaptığı bir açıklamada, Türkiye’nin Şanghay Beşlisi’ne girebileceğini söyleyince yer yerinden oynamış; Tuncer Paşa, “Türkiye’yi Batı ittifakından kopararak 3. Dünya Ülkesi yapmak” istemekle suçlanmıştı.

     Başbakan Erdoğan da on yıl sonra aynı noktaya geldi. “Alsınlar bizi Şanghay Beşlisi’ne, AB’den vazgeçelim” diyor. Ama kimseden çıt çıkmıyor!

     * * *

    Şanlıurfa Belediye Başkanı Ahmet Eşref Fakıbaba, 2009 yılında AKP’den ayrıldığında Başbakan RTE, “Bu tirenden inen bir daha binemez!” demişti.

    Aynı Başbakan, bir süre önce Fakıbaba’ya parti rozetini kendi elleriyle taktı!

     Gel de Süleyman Demirel’i anımsama:

 

 

     “Dün dündür, bugün bugündür!”

 

     Bu işte kim kimi faka bastırdı acaba?

     * * *

     Şiir okumaya meraklı Başbakan yine coşmuş:

     “Yiyin efendiler yiyin / Doyunca, tıksırınca, patlayıncaya kadar yiyin...”

      RTE, alkol kullananları aşağılamak amacıyla okuyor bu dizeleri.

      Oysa Tevfik Fikret, zorba bir iktidarın çürümüşlüğünü eleştirmek için yazmıştı “Han-ı Yağma” şiirini.

      Şimdi kimlerin diline düşmüş! Eyvah ki eyvah!

      * * *

     RTE’nin 1. yüzü diyor ki:

 

 

     “AKP döneminde inkâr ve asimilasyon politikaları sona ermiştir.”

 

 

 

      2. yüzü, onu yalanlıyor:                                    

 

 

 

 

 

 

     “Türkiye’de Kürt sorunu yoktur!”

 

      Sonra da BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş çıkıp, “Bize en yakın parti AKP’dir” diyebiliyor!

       Bu denli “ince siyaset”e bizim aklımız ermiyor doğrusu!

      * * *

     Solculuk, İslamcılık falan derken, bugünlerde Türkçülüğe merak saran İsmet Özel, gene uçuk bir söz etmiş:

 

 

    “Her Türk komünisttir!”

 

     Oysa, Her Türk asker doğar deseydi, yeni konumuna daha uygun düşerdi!

     * * *

     Mısır’da yapılan şeriat referandumunda ölülere oy kullandırılmış...

     Çok doğal!

     Şeriat da zaten onlar için değil mi?

      * * *

     İsrail’de sandıktan yine Netanyahu çıkmış...

     Netanyahu, yeter yahu!