Chavez’in ülkesi…

|

Chavez’in ülkesi… A Chavez’in ülkesi…

Hugo Chavez’in ölümünün ardından, medyada en çok sözü edilen ülke oldu Venezuela… Ancak, her durumda karşımıza çıkan yazım karmaşası, bu ülkenin adının yazılışında da kendini gösterdi. Değişik yayın organlarında farklı yazım biçimleriyle karşılaştık. Sözgelimi Cumhuriyet’te, eskiden olduğu gibi “Venezüella” diye yazılırken, soL Portal ve soL gazetesi, “Venezuela” biçiminde yazmayı yeğledi. BirGün gazetesi de genelde aynı yazım biçimini benimsemekle birlikte, Emir Yıldız’ın BirGün Pazar’daki (17 Mart 2013, Sayı: 324) yazısında daha değişik bir yazım biçimi yer aldı: “Venezüela”...

Hüseyin Haydar, “Boyun Eğmeyen Şiirler” dizisini sürdürüyor Aydınlık’ta. Son olarak  Hugo Chavez için “Güneşin Oğluna Selam” şiirini yazdı. O şiirin bir yerinde ülkenin adı şöyle geçiyor:

 

“Nerde bir ayaklanma duysam,

 

Petrol kuyularında, pampalarda

 

Aklıma gelir Venezüela’nın öfkesi.”

Yani Emir Yıldız’la Hüseyin Haydar’ın yazım biçimleri bu konuda örtüşüyor.

Bir de, adı geçen ülkenin Büyükelçilik sitesinde nasıl yazılmış bu sözcük diye merak ettim. Orada, “BOLİVARCI VENEZUELA CUMHURİYETİ ANKARA BÜYÜKELÇİLİĞİ” diye geçtiğini gördüm.

Böyle durumlarda başvurabileceğimiz iki uzmanlık kuruluşu var: Türk Dil Kurumu ve Dil Derneği

Bu iki kurumun yazım kılavuzlarında da ne yazık ki ortak bir anlayış gözlenmiyor. TDK, “Venezuela”yı benimsemiş. Dil Derneği ise “Venezüella” diyor. Hangisi doğru?

Hiçbir siyasal başlıkta anlaşamıyoruz, bari bir ülkenin adının nasıl yazılacağı konusunda oydaşma sağlayabilsek…

Türk Dil Kurumu ve Dil Derneği neden var?

Bize gerekçeleriyle açıklasınlar hangi yazım biçiminin doğru olduğunu... 

* * *

 

Çankaya’nın parkları…

Geçen haftaki “İyi Kalpli Üvey Ana!” başlıklı yazımızda, Ankara’da Cemal Süreya ve Nâzım Hikmet adlarını taşıyan iki parkımızın durumuna değinmiştik. Çankaya Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü, yazımızla ilgili bir açıklama gönderdi. Önce bu yazıyı okurlarımızla paylaşalım:

 

“Sayın Attila Aşut, öncellikle duyarlılığınızdan dolayı teşekkür ederiz. Cemal Süreya Parkı'nın revize projesi çizilmiş olup en kısa zamanda uygulamaya geçilecektir. Sizin de özellikle belirtiğiniz gibi Cemal Süreya adının daha iyi algılanması için parkımıza Dikmen Caddesi üzerinden yeni bir ana giriş düzenlenerek parkımızın adının yer aldığı tak yerleştirilecektir. Ayrıca ana girişte şiir duvarları oluşturularak Cemal Süreya'nın şiirlerine burada yer verilecektir. Parkın ana girişinden girip şiir duvarlarını geçince, şair ve yazarımızın heykeli bizi karşılayacaktır. Parkımızın revize projesi kapsamında yer alan diğer  kullanımlar ise koşu parkuru, kaykay pisti, süs havuzları, çocuk oyun alanı, fitness alanı, meydan ve oturma alanlarıdır.

 

Emlak İstimlak Müdürlüğü'nden aldığımız bilgi doğrultusunda, Nâzım Hikmet Parkı içerisindeki işletmenin bulunduğu alana, mahkeme süreci devam ettiği için müdahale edilememektedir. Park ve Bahçeler Müdürlüğü, söz konusu parkın yeşil alanından sorumlu olup, yeşil alanın her türlü bakım ve işletmesini düzenli olarak yapmaktadır.”

Çankaya Belediyesi’nin Cemal Süreya Parkı’ndaki eksiklikleri gidermek amacıyla yeni bir proje hazırladığını öğrenmek, gerçekten mutlu etti bizi. Bu düzenlemenin bir an önce gerçekleşmesini diliyoruz. Ancak, Nâzım Hikmet Parkı’nda uzun süreden beri gözlenen olumsuzlukların tek başına yargı sürecine bağlanmasını doğru bulmuyoruz. Yargının çok ağır işlediği bir gerçek. Ama bu parkın mülkiyeti Çankaya Belediyesi’ne aittir ve Belediye’nin ilgili birimlerinin, park içinde kamu yararının gerektirdiği her türlü düzenlemeyi yapmaya hakkı vardır. Nâzım’ın adını taşıyan bu parkın, kuruluş amacına uygun çalıştırılması gerekir. “Ramazan sofraları”nın yer aldığı bir bahçenin, büyük ozanın kimliğiyle bağdaşmadığı açıktır. Oraya yalnızca Nâzım’ın adını vermek yetmez, ortamın da bu adın temsil ettiği değerlere yakışır nitelikte olması gerekir. Kaldı ki, ozanın adı bile özenle korunabilmiş değil. Girişteki kimi harfler düşmüş. Şimdilerde parkın kapısındaki “Nazi …. Parkı” yazısı, oradan her geçişimizde kanımıza dokunuyor! Yani bu yazının düzeltilmesi için de yargı kararını mı bekleyeceğiz? Bir an önce bu saygısızlığa son verilmelidir!

   * * *

 

    BirGün’den yaratıcı başlıklar

     -“Mini mini birler, önlerinde Tayyipler” (11 Eylül 2012)

     -“Zorunlu, kesintisiz imam hatip eğitimi” (30 Eylül 2012)

     -“Eğitimde dört dörtlük yıkım” (18 Ekim 2012)

     -“2013 bütçesi hem dindar hem militarist” (26 Ekim 2012)

     -“Her Türkiyeli bir gün biber gazını tadacaktır” (30 Ekim2012)

     -“Yandaşman!” (29 Kasım 2012)