Dumansız Hava Sahası!

|

Dumansız Hava Sahası! A Dumansız Hava Sahası!

Yurdumun duyarlı insanları, Taksim Gezi Parkı’nı barbarlardan korumak için günlerdir direniyor!

Taksim direnişi” çığ gibi büyüdü, dalga dalga tüm ülkeye yayıldı.

Her yer Taksim, her yer direniş!” sloganı, yalnız İstanbul’da değil, Türkiye’nin bütün kentlerinde yükseliyor.

Hatta, ülke sınırlarını bile aşan bir nitelik kazandı bu eylem. ABD’den Almanya’ya, İsviçre’den İtalya’ya, İngiltere’den Kıbrıs’a; Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının bulunduğu her yerde, diktatörlüğe karşı çığ gibi büyüyen bir k protestoya dönüştü “Taksim direnişi”…

AKP iktidarı, bu toplumsal muhalefet hareketini bastırmak için hemen faşizan yüzünü gösterdi. Barışçıl gösteri yapan insanların üzerine her zamanki gibi, Çevik Kuvvet’ini, panzerini, TOMA’sını sürdü. Biber gazıyla, basınçlı suyla, plastik mermiyle kadınları, çocukları yaraladı.

Kent merkezleri günlerdir polis işgali altında.

Caddeler, sokaklar savaş alanına döndü.

Ben yaklaşık kırk yıldır Ankara’da yaşıyorum. Sayısız eyleme, protesto gösterisine katıldım. Gazeteci olarak pek çok olayı izledim. Cumartesi günü Kızılay’da tanık olduğum vahşetin bir örneğini daha önce hiç görmedim. Güvenpark’ta toplanmak isteyen başkentlilerin üzerine, Kızılay’daki tüm sokaklardan gün boyu bomba yağdırdı Tayyip’in gaz timleri!

Bir de kalkmış “provokatör” arıyorlar!

Başkenti “Gazkent” yaptınız!

Bundan âla provokasyon mu olur?

* * *

Anımsıyor musunuz, sigara içilecek yerlerle ilgili yasal düzenleme yapılırken, “Dumansız Hava Sahası”, Sağlık Bakanlığı’nın propaganda kampanyasının temel sloganı idi.

Bu amaçla hazırlanan kamu spotlarında, halk sağlığını önemseyen birçok sanatçı da iyi niyetle rol almıştı.

Gelin görün ki, Taksim’de gaz bombardımanına tutulan insanlar arasında, “dumansız hava sahası” için devlete destek veren o sanatçılardan bazıları da vardı!

İçişleri Bakanlığı, “Gerekli olmadıkça biber gazı kullanmıyoruz” diye açıklama yapmış.

Yolda kendi halinde yürüyen sade yurttaşların üzerine havadan helikopterlerle, karadan panzerlerle gaz ve mermi yağdırmanın hangi haklı gerekçesi olabilir?

Dumansız hava sahası” diyerek, kentlerin havasını biber gazıyla zehirlediniz!

Caddelerde soluk alamaz duruma geldik.

Bu mu sizin “temiz hava” kampanyanız?

Yalanınız batsın!

* * *

Taksim Gezi Parkı direnişi ve ardından yaşanan olaylar, AKP’nin sicil defterinde kara bir sayfa olarak yer alacak.

Tarih Baba”, bu dönemin kahramanı için “Gazman” mı diyecek, yoksa adının başına “Kimyasal” sıfatı mı ekleyecek, şimdiden bilemeyiz.

Ancak kesin olan bir şey var ki, “Ağaçlar kesilmesin, parkımıza dokunmayın” diyen insanlara günlerce gaz yağdıranlar, bundan sonra Beşşar Esad’a söz söyleme hakkını kolay kolay bulamayacaklar.

* * *

Güzel halkımız, kendisine zorbalık eden padişahlara, “Zulmün artsın ki zeval bulasın!” (Daha çok zulmet ki tez yıkılasın, sonun tez gele!) diye ilenirmiş.

Bugün de aynı dilekleri RTE için yineliyor!

Taksim Direnişi”, Türkiye’nin toplumsal-siyasal tarihinde bir “milat” ve de Erdoğan için “sonun başlangıcı”dır.

Bundan sonra hiçbir şey “eskisi gibi” olmayacak!

Çanlar artık Tayyip için çalıyor!

* * *

DSÖ de pusulayı şaşırdı!

31 Mayıs, “Tütünsüz Dünya Günü” idi. Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Margaret Chan, aynı gün Lütfi Kırdar Salonu’nda yapılan gösterişli bir törenle, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, “Dumansız Hava Ödülü” verdi. Çinli Başkan, ödül vermekle kalmadı, hayli senli-benli olduğu Erdoğan’a övgüler de yağdırdı!
Oysa Bayan Chan’ın Başbakan’a ödül verdiği saatlerde, Taksim’deki Gezi Parkı’nda barışçıl gösteri yapan insanlara vahşice biber gazı sıkıyordu güvenlik güçleri!

Küresel kapitalizmin güdümündeki uluslararası örgütlerin maskesi bir bir düşmeye başladı!

Daha geçenlerde Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup Başkanı Hannes Swoboda, Türkiye’de insan hakları ve özgürlükler çiğnenirken Başbakan Erdoğan’ı yere göğe sığdıramamıştı! Sonradan takke düştü, kel göründü. Swoboda’nın hangi çıkar ilişkilerinden dolayı Erdoğan için göğsünü siper ettiği anlaşıldı.

http://192.168.0.100/editor/FCKeditor/editor/images/spacer.gifŞimdi de Dünya Sağlık Örgütü’nün Başkanı Margaret Chan, insanların Taksim’de, İstiklal Caddesi’nde, Dolmabahçe’de, Harbiye’de ve de ülkenin dört bir yanında gaza boğulduğu bir sırada, vıcık vıcık yağcılık kokan bir konuşmanın ardından RTE’ye “Prestij Ödülü” veriyor!

Bayan Chan da bizim eski İçişleri Bakanı gibi, biber gazını sağlığa yararlı bir şey sanıyor olmalı! Mademki Dünya Sağlık Örgütü adına konuşuyor, hiç değilse Türk Tabipleri Birliği’nin, biber gazının ölümcül etkileri üzerine hazırladığı raporu okusaydı!

Ülkemizde biber gazından yaşamını yitiren insanlar var. Metin Lokumcu ve Çayan Birben’in acısı yüreğimizde henüz çok taze…
Batılı kurumlarda artık ne bilimsel ahlak, ne siyasal tutarlılık kaldı.

Küresel kapitalizmin “al gülüm-ver gülüm” ilişkisi çürütmüş tüm değerleri.

BM’ye bağlı Dünya Sağlık Örgütü de bu çürümüşlükten payını almış durumda…

* * *

Allah mısın Selim?

Seliiim
Selim
Bu eller kimin
Benim
Bu gözler kimin
Benim
Afferin Selim

Seliiim
Selim
Bu dağlar kimin
Benim
Bu bağlar kimin
Benim
Yapma Selim

Seliiim
Selim
Uçan kuşlar kimin
Benim
Esen rüzgâr kimin
Benim
Allah mısın Selim

Aaah Selim
Vah Selim
Bu insanlar kimin
Benim

Kör ol Selim

Orhon Murat Arıburnu

* * *

Ş U T

Âkil”in sakili…

Yandaş” sendikalardan Memur-Sen’in Genel Başkanı ve Başbakan’ın “âkil adam”ı Ahmet Gündoğdu, “Hükümetin çözüm sürecini hayvanlar bile anlamış ama bazı insanlar anlamıyor!” demiş.

Bir süre önce de Başbakan, süreci sorgulayanlar için “birkaç tane çapulcu!” yakıştırmasında bulunmuştu.

Ünlü sözdür: Hoca hapşırırsa cemaat aptes bozar!

A Ş U T