İyi ki varsın Tayyip!

|

İyi ki varsın Tayyip! A İyi ki varsın Tayyip!


Başbakan Erdoğan, Kuzey Afrika gezisinden döner dönmez, Türkiye’de iki haftadan beri süren yangına birkaç bidon benzin daha döktü! Çok gerekliymiş gibi, gece yarısından sonra havaalanında kurulan kürsüye çıkarak bildik söylemlerini yineledi. Parti organizasyonuyla oraya taşınmış kalabalığa, “Yıkılmadım, ayaktayım!” mesajı vermeye çalıştı. Konuşmasının özünde yine kibir, aşağılama, suçlama, karartma ve gözdağı vardı. “Şehirler, dükkânlar yağmalandı. Binlerce polisimiz yaralandı. Bunlar Türk bayrağını yakacak kadar azıttılar. Gazeteciyim diyerek, sanatçıyım diyerek, siyasetçiyim diyerek, son derece sorumsuz bir şekilde hukuksuzluğu kışkırtmanın âlasını yaptılar” sözleriyle, Gezi Direnişi’ne sahip çıkan toplumun her kesimine saydırdı! Aydınların ne çapulculuğu, ne vandallığı kaldı! Tabii, bu suçlamalar, AKP’nin Atatürk Havalimanı’na yığdığı “bindirimiş kıtalar”da hemen karşılık buldu:

 

İzin ver gidelim, Taksim’i ezelim!”

Nitekim bu tehlikeli çağrının ilk sonucunu, AKP sözcüsü Hüseyin Çelik açıkladı: Cumartesi günkü MKYK toplantısında, alanlara çıkma kararı alınmış. AKP, 15-16 Haziran tarihlerinde Ankara ve İstanbul’da düzenleyeceği iki büyük mitingle gövde gösterisi yapacak... (Özellikle 15-16 Haziran tarihlerine dikkatinizi çekerim.)

 

Bunun anlamı açık: İktidar, gerilim politikasını sürdürmeye kararlı.

 

 

Başbakan, çok tehlikeli bir oyun oynuyor!

 

 

Canımız sana feda” diye bağıran gözü dönmüş kalabalıkları, sokaktaki öfkeli insanlarla karşıya getirmek, iç savaşa ortam hazırlamaktır.

 

 

Başbakanı yedirmeyiz!” diyerek yangına körükle gidenler, böyle bir karşılaşmadan yengiyle çıkacaklarını düşünüyorlarsa, “yanlış hesap” bu kez Bağdat’tan değil Türkiye’den dönecektir. Henüz vakit varken uyarmak isteriz.

 

 

* * *

 

Başbakan, yandaş medyanın yaratmaya çalıştığı tüm iyimser havaya karşın, Türkiye’de son günlerde yaşananlardan hiçbir şey anlamadığını kanıtladı. Toplumsal patlamaya dönüşen “Gezi Direnişi”nden sonra art arda yaptığı açıklamalar bunun göstergesi. Hâlâ, “Ben Belediye Başkanı’yken şu kadar ağaç diktim!” türküsü söylüyor. Ağaçlardan ormanı göremiyor. Bu işin artık ağaç ve çiçek konusu olmaktan çıktığını kavrayamıyor! Yaklaşmakta olan devrimin ayak seslerini duymuyor! Gülünç gerekçelerle bu gidişi tersine çevirebileceğini umuyor. Bir yerlerden düğmeye basılmışmış! İşin içinde dış güçler, yabancı ajanlar varmış! Ergenekon bağlantısından kuşku duyuluyormuş… Daha ne zırvalar dillendiriyorlar şaşkınlıklarından!

Oysa Taksim Direnişi öylesine gerçek, öylesine sahici bir eylem ki, bunun ardında başka şeyler aramanız boşuna! Zaten arasınız da öyle “gizli tanık”, “ıslak imza”, “düzmece belge” falan bulamazsınız!

* * *

Öfkeli konuşma, düşmanlaştırma, öç alma güdüsü, genlerine sinmiş Başbakan’ın. Söz söylerken kendini denetleyemiyor, “hitabet sanatı” sandığı o zehirli dili kullanmaktan bir türlü vazgeçmiyor!

 

Kendisi bilir…

 

 

İki ağaç kesimiyle başlayan süreçteki ateşleyici konuşmalarıyla toplumsal bir ayaklanmaya yol açan RTE’ye bir bakıma teşekkür borçluyuz! Sosyalistler olarak, tüm çabalarımıza karşın yıllardır yaratamadığımız bu devrimci havayı, onun değerli katkılarıyla şu anda ülke genelinde -biber gazı karışımıyla da olsa- solumanın keyfini yaşıyoruz!

 

 

Türkiye’de bunca farklı muhalefet odağının yan yana gelebileceği düşünülemezdi. Başbakan bunu da başardı! Hepimizi ortak bir paydada buluşturdu.

 

 

İyi ki varsın Tayyip!

 

 

 “Durmak yok, yola devam!”

--------------------------------------------------------------

 

Konuştukça batıyor...

 

-“İki ayyaşın yaptığı yasa…” -“Birisi içki içiyorsa alkoliktir.” -"Kafası kıyak nesil istemiyoruz." -“Evlerinde içsinler…” -"Biz birkaç tane çapulcunun meydana gelip halkımızı tahrik etmesine seyirci kalmayız.” -“Birkaç çapulcudan izin alacak değilim!” -“AKM'yi yıkacağız; Taksim'e Topçu Kışlası da yapacağız, cami de yapacağız.” -“Biz karar verdik, ne derlerse desinler yapacağız!” -“Ankara'nın, İzmir'in Gezi Parkı ile ne alâkası var?” -"Tencere tava, hep aynı hava…" -“Polisin bu kadar yaralanması, mutedil davrandığı içindir.” -“Eylemler artık vandallığa dönüştü.” -“Girsinler, kamu kurumlarını, Başbakanlığı mı işgal etsinler?” -“Şu anda evlerinde bizim zorla tuttuğumuz bu ülkenin en az yüzde 50’si var.” -“Azınlığın, çoğunluğun haklarını gasp etmesine izin vermeyeceğiz.” -“Twetter denilen baş belası…” -“Aşırı uçlar, marjinal gruplar, dış mihraklar, yabancı unsurlar, ajanlar, faiz lobisi…” vb.

 

 

--------------------------------------

 

 

Kim kışkırtıyor?

Hani Taksim Gezi Parkı için başlatılan eylemler sonrasında “provokatör” aranmaya başlandı ya, ben de bu arayışa yardımcı olmak amacıyla küçük bir araştırma yaptım. Başbakan’ın konuşmalarından bir seçmeyi yukarıda paylaştım. Bakın, daha başka kimler nasıl kışkırtıyor öfkeli kalabalıkları:

 

* Rasim Ozan Kütahyalı: “'Taksim Gezi Parkı derhal yıkılmalı! Evet derhal yıkılmalı! Çünkü orda park-mark yok, yok, yokk... Olmayan park sebebiyle haysiyetsizce bir tiyatro oynanıyor orada...” (Sabah, 2 Haziran 2013)

 

 

* Melih Gökçek: "Bu millet sizi tükürükle boğar ama dua edin ki biz demokrasiye inanıyoruz…”

 

* Egemen Bağış (AB Bakanı): “Köpekler istedi diye atlar ölmez.”

* Ve “Sağduyulu” AKP Gençliği: “Azınlık şaşırma, sabrımızı taşırma! İzin ver gidelim, Taksim’i ezelim!”

 

-----------------------------------------------

 

 

Ş U T

 

Filmin sonu…

 

Padişah’tan “balkon konuşması” bekleyenler düş kırıklığına uğradı yine!

 

 

Zaten bu saatten sonra balkona değil çatıya çıksa ne çare!

 

A Ş U T