Telekinezi Yöntemiyle ‘Mi Minör’ Kritiği Yazıyorum

|

Telekinezi Yöntemiyle ‘Mi Minör’ Kritiği Yazıyorum A Telekinezi Yöntemiyle ‘Mi Minör’ Kritiği Yazıyorum

Son dört haftadır süren ‘Gezi Parkı İsyanı’ tüm Türkiye’de ‘Demokrasi İsyanı’na dönerken, bu senenin belki de en iyi oyunları arasında gördüğüm ‘Mi Minör’, Yeni Şafak Gazetesi tarafından isyanın provası olarak hedef gösteriliyor. Oyunda başrolü oynayan Memet Ali Alabora’yı oynadığı oyun nedeniyle ‘isyanı yöneten adam’ konumuna sokan gazete utanmadan sıkılmadan tezini savunmayı sürdürüyor. Bunlar yaşanırken Türkiye’de saçları dışında hiçbir tarafı dikkat çekmeyen Yiğit Bulut isyancılara yönelik ‘Başbakan’ı ‘Telekinezi Yöntemiyle devirmeye çalışıyorlar’ diyecek kadar ileri gidiyor. Sözde düşünce gücüyle iktidar değişikliği gerçekleştirmek isteyenler sahneye çıkmış. İnsanların üzerindeki baskıları kırarak, sadece ‘çoğulcu demokrasi’ adına başlattıkları isyanı bulandırmak için yalanın iftiranı ardı arkası kesilmiyor. İsyancıların yurt dışı bağlantısı olduğunu, faiz lobisinin isyancılara para aktardığını söyleyecek kadar dezenformasyon üreten yandaş basın, Türkiye tarihinin şimdiye dek görmediği en büyük komedi oyununda başrolde. Sanatçısıyla, yazarıyla, işçisiyle, köylüsüyle, şehirleşmiş orta sınıf burjuva kesimiyle insanlar ‘sivil isyanlarını’ sürdürürken, bende düşünce gücümü kullanıp, büyük usta Yiğit Bulut’un söylediği ‘Telekinezi Yöntemi’ ile ‘Mi Minör’ oyununu izlediğim ana tekrar yolculuk yapmaya, oyunda yaşanılanları sizlere bir kez daha aktarmaya karar verdim. Bakalım düşünce gücümü kullanarak Yeni Şafak Gazetesi’nin iddialarına cevap verebilecek miyim?

Neydi efendim, konuyu düşünce gücüyle yeniden hatırlayayım. Yağmurlu bir İstanbul gününde evimden çıkıp Küçükçiftlik Park’taki devasa sahneye doğru yol almıştım. Yediden yetmişe herkes neyle karşılaşacağını bilmeden sahneye geçerken, Pinima adlı ülkenin kolluk güçleri bizleri kapıda karşılamıştı. Haaaaa pardon bunlar Türkiye Polisi olabilir mi? Düşünce gücümü zorlamalıyım, evet evet biraz daha zorluyorum, vallahi değil. Sonra salonda yerimizi alıyoruz. Sahnede bir tarafta Pinima ülkesinin başkanı için ayrılmış bir kürsü, diğer tarafta ülkenin televizyon kanallarını gösteren bir stüdyo ve ekran bulunmakta. Ortada bir piyano var. Az sonra oraya bir kadın gelecek, şarkısını söyleyecek, sisteme muhalif olduğunu aktaracak, akabinde Pinima’nın kolluk güçlerince tutuklanacak. Pinima Başkanı da ülke gündemi ile ilgili sözlerini kendisine ayrılan kürsüden bildirecek. Televizyon programlarında ‘tartışma’ programları ‘asla tartışma’ olarak seyirciye gösterilecek. Ortada saçma sapan reklamlar dönecek, insanlar ‘gerçek kapital sistem eleştirisi’ izleyecek. Düşünce gücümü zorluyorum, sahnede yaşanılanlar Türkiye’yi mi anlatıyor, evet evet biraz daha zorluyorum, vallahi değil. Şimdi gelelim asıl konuya, sahnede oyunu izleyenler sosyal medya üzerinden yaşanılanları an be an aktarabilecek.

‘Mi Minör’e saldıranlar, Pinima ülkesinde yaşanılanların ‘twitter’ üzerinden aktarıldığı duydukları için ‘Gezi Parkı İsyanı’nın provası bu oyunda gerçekleştirildi’ diyecek kadar düşünceden yoksun kalmış. ‘Pinima’ ve ‘Mi Minör’ hashtag’i kullanan seyirciler ve oyuncular oyun sırasında asla ‘Türkiye’den bahsetmeden ilk defa bir tiyatro gösterisini interaktif biçimde seyirciyle bütünleştirdi. Ayrıca tiyatronun muhalif yapısını düşündüğümüzde elbette yaşadığımız dünyaya dair bir görüş bildirmesi gerekir, ama bu durum Türkiye olunca iktidara yönelik her eleştiri sanki ‘bir karşı yıkış’ olarak adlandırılıyor. Bu oyunun tek suçu iktidarın anti demokratik unsurlarını sürrealist biçimde eleştirmiş olmasıdır. Oyunun sonu bir internet hack grubunun Pinima Devleti’nin tüm sistemlerini ele geçirmesiyle bitiyor. Yani Yeni Şafak’ın söylediği gibi, insanları sokağa döküp, hadi birlikte isyan edip şu yönetimi devirelim, gibi bir algıyla konu son bulmuyor.

Ha pardon, ben konuya ‘Telekinezi Yöntemi’ ile başlamıştım, birden oyunun sonuna kadar geliverdim. Yahu ne büyük fikirmiş şu ‘Telekinezi’, taaa 2012 Aralık ayında izlediğim bir tiyatro oyununa düşünce gücüyle yeniden erişebildim. Hem de hiç kimseyi devirmeden, darbe, devrim yapmadan başardım bunu.

Şimdi geleyim meselenin özüne. Memet Ali Alabora’yı oynadığı ve yönettiği oyun yüzünden ‘hedef’ gösteren yandaş medya, o oyunda bahsi geçen olaylar sizlerin söylediği şekilde olmadı. Türkiye için önemli bir sanatçı ‘Gezi Parkı İsyanı’ nı destekleyince ondan intikam almak için böyle ucuz numaralara başvurmayın, rezil oldukça daha çok dibe batıyorsunuz! Gün sizin gününüz olabilir, ama tarih gerçekleri asla atlamaz, zamanı gelince yalanı yanlışı suratınıza bir tokat gibi çarpar!