Newroz pîroz be!

|

Newroz pîroz be! A Newroz pîroz be!

Kürtlerin ulusal kimliklerini bayraklaştırdıkları gün olan Newroz, hep çatışmalarla, operasyonlarla, polis ve asker saldırılarıyla anıldı. Diyarbakır’da merkezileştirilmiş olan 2013 Newroz’unun ise sadece Kürtler değil, tüm ülke açısından reddedilmez bir önemi var. Newroz için Şırnak’tan, Hakkari’den, Van’dan, Ağrı’dan, Urfa’dan, Bitlis’ten, Bingöl’den, Dersim’den gelen insanlar akın akın Diyarbakır’da toplandı. Hepsi bu Newroz’un öncekilerden farkının bilincindeler. Her hazırlık ‘süreç zarar görmesin’ mottosu üzerine kurulu. Beklenen ise şu: Abdullah Öcalan’ın mesajı okunacak ve silahlar susacak. Belki de bir daha gençler ölmeyecek.

Bağlar semtindeki Newroz alanındaki hazırlıklar 9 Mart’ta başladı. BDP’nin görevlendirdiği yaklaşık beş bin kişi, eski adı Rewşen olan Newroz Parkı’nda hummalı bir çalışma yürüttü. Bir gün öncesine kadar Newroz’un eksiksiz bir şekilde gerçekleşebilmesi için defalarca provalar yapıldı. Newroz parkının her tarafı sarı, kırmızı, yeşil renklerle kaplandı. Aslında sadece Newroz alanı değil, Diyarbakır’ın bütün caddeleri pankart ve flamalarla ‘kesk u sor u zer’ denizini andırıyor. Newroz alanı 150 dönümlük bir arazi içine kurulu. Çevresinde Yeni Diyarbakır diye adlandırılan toplu konut alanı var ve bu alan da çok geniş. Ortalama metre kare başına dört kişi sığsa, sadece alana 600 bin kişinin girmesi mümkün. Ses düzeni çok iyi ve alanın dışında kalanlar da toplu konut arazisinde Newroz’a katılacak. Beklenti 1 milyona yakın bir kalabalığın sabah saatlerinden itibaren alana akacağı yönünde.

HAZIRLIKLAR TAMAM

Newroz’u organize eden komitenin en küçük bir provokasyona bile tahammülü yok. O nedenle önlemler daha en baştan son derece sıkı bir biçimde alınmış. Diyarbakır’ın bütün belediyelerinde görevli olan ve sayıları yaklaşık 300’ü bulan güvenlik görevlilerinin yanı sıra partili gençlerden oluşturulmuş 3 bin civarında görevli, mitingin sağlıklı geçmesi için hem alan içinde hem de çevresinde bulunacaklar.
Herkes çok heyecanlı. Pek çok kişi Newroz’u izlemek üzere gelen gazetecilere ‘siz de heyecanlı mısınız?’ sorusunu soruyor. Basının ilgisi de alışılmışın çok üstünde. BDP Basın Merkezi’ne Newroz’u izlemek üzere akreditasyon yaptıran gazeteci sayısı neredeyse 600’ü bulmuş durumda. Bu gazetecilerin yüzü yabancı basından. Irak Kürdistan bölgesinden gelen televizyoncular, Newroz alanından canlı yayın yapacak. Yani 2013 Newroz’u sadece Türkiye ve Avrupa’daki değil, aynı zamanda güneyli Kürtlerin de yoğun ilgisini çekiyor.

ÖCALAN’IN MESAJI
Newroz’da en çok Öcalan’ın mesajı merak ediliyor. Mesajın yaklaşık olarak içeriği konusunda herkesin bir fikri var aslında. Fakat asıl merakı ve heyecanı artıran, mesajın doğrudan Öcalan’dan gelecek olması ve içeriğindeki ayrıntılar. Artık “Öcalan ne diyecek?” sorusunu sormaktan vazgeçmiş herkes. Bekleyecekler ve kendi kulaklarıyla duyacaklar. Diyarbakır’da günlerdir Öcalan’ın mesajının nasıl iletileceği konusunda da hayli efsane dolaşıyor. Kurulacak bir barkovizyondan görüntülü olarak mesajını vereceğini söylentileri hayli pirim yapmışken, hükümetten gelen açıklamayla hayaller suya düştü. Bu kez “Newroz alanının yanına helikopter pisti de kuruldu. Öcalan İmralı’dan gelerek kutlamaya katılacak ve mesajını kürsüden okuyacak” efsanesi kulaktan kulağa yayılıyor. Oysa alanda ne helikopter pisti var, ne de bu söylentilerin aslı astarı. Tüm bu söylentilerin arasında gerçeğe yakın olanlar da yok değil elbette. Mesela Öcalan’ın gönderdiği mesajın gerçekten onun tarafından kaleme alınıp alınmadığı konusunda kuşkuların giderilmesi ile ilgili olanlar hayli revaçta. İkinci İmralı heyetinde yer alan Pervin Buldan’ın ve üçüncü heyete başkanlık eden BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Öcalan’dan el yazısı ve imza almalarının hatıra olsun diye değil, MİT kanalıyla gelen yazının gerçek olup olmadığını kontrol amacına yönelik olduğu konuşuluyor. Bu bizlere de hayli akılcı geldi.

MESAJDA NE VAR?
Abdullah Öcalan’ın Kürtlerin coşkusunun doruğa çıktığı günlerden Newroz’da vereceği mesaj önemli. Newroz ateşkesin ilan edildiği gün olarak tarihe geçecek, bu bir. İkincisi ve daha da önemlisi silahlı mücadelenin adım adım sonlandırılması konusunda da net bir mesaj bekleniyor. Bu elbette ki bugünden yarına hemen gerçekleşebilecek gibi de görünmüyor. Devletin onay verdiği söylenen takvime göre, eğer süreci aksatacak herhangi bir olumsuz gelişme yaşanmazsa ateşkesin ardından cezaevlerinde rehin tutulan KCK’li tutukluların peyderpey serbest bırakılması öngörülüyor. Kürtlerin beklentisi, on binin üzerinde olan tutuklu sayısının 4. Yargı Paketi ile birlikte 150 – 200’lere kadar düşmesi yönünde. Tahliyeler, silahlı güçlerin sınır dışına çekilmesine de kapı aralayacak. Aslında en kritik aşama da bu. Yani gerillanın dağdan inip sınır dışına çekilmesi konusu, 1999’da yaşananları dikkate alanlar açısından son derece iyi planlanması gereken bir durum. Öcalan’ın talebiyle 1999’da başlayan çekilme sürecinde 570 gerillanın öldürüldüğü hafızalardaki yerini koruyor. Kürtler aynı acıyı bir kez daha yaşamak istemedikleri için yoğurdu üfleyerek yemekten yana. Kürt tarafı, sınır dışına çekilme için sadece parlamentodan karar çıkarılmasını talep etmiyor. Devletin atacağı diğer demokratikleşme adımlarının hızlandırılması, ciddi bir beklenti halinde. Dağlarda yaklaşık olarak üç bin silahlı PKK’linin olduğu ve bunların önemli bir bölümünün sınır dışına çekilirken, deşifre olmamış olanların silahsızlandırılarak köylerine gönderilebileceği de gündemde.

TEMKİNLİLER, İYİMSERLER
Pek çok Diyarbakırlının, süreçle ilgili heyecan duysa da, ‘silahların bırakılması karşılığında Kürtlerin ne elde ettiği’ konusunda kafası karışık. Bir Diyarbakırlı, “Teslimiyet değil, onurlu bir barış bekliyoruz” derken, bir diğeri “Çocuklarımız ölmeyeceği için sevinçliyiz elbette ama içimizde bir burukluk yok diyemem” diyor. Burukluğun nedenini de şu sözlerle dile getiriyor: “Allah sevindireceği kulunun önce eşeğini kaybettirir, sonra buldururmuş. Sadece kaybettiklerimizi geri alıp, bununla yetinecek olmamızdan korkuyorum” Hakkari’den Newroz için gelmiş olan yaşlı bir kadının sözleri de Kürtlerdeki heyecan, sevinç ve burukluğu barındıran karmakarışık ruh halinin özeti gibi: Daha önce yoksulduk, yoksulluğumuzu bilmezdik, Kürttük, Kürtlüğümüzü bilmezdik, öylesine yaşar giderdik. Şimdi hepsini öğrendik ama eskisinden farkımız ne?

İyimser olanlar, İmralı’da önemli konuların kesin olarak çözüme bağlandığına inananlar da var. Öcalan denildiğinde gözleri parlayan altmış yaşlarında bir Şırnaklı “Bu bir zafer” diyor; “Kürtlerin bütün isyanları yenilgiyle sonuçlandı ama Başkan Newroz’da Kürtlerin kazandığı zaferini ilan edecek…”