Bu gazeteyi alıp bir THY uçağına bırakır mısınız lütfen! Teşekkürler!

|

Bu gazeteyi alıp bir THY uçağına bırakır mısınız lütfen! Teşekkürler! A Bu gazeteyi alıp bir THY uçağına bırakır mısınız lütfen! Teşekkürler!

 Merhaba uçan insan,
(Burada yazar, hem şu anda uçmakta olanlara hem de meslek icabı uçanlara seslenmektedir)
Bütün hafta boyunca başta Ali İsmail Korkmaz'ın vahşice öldürülmesi ve sonra Başbakan'ımızın barış sürecine ithafen de olsa "Artık gençlerin öldürülmediği, anaların ağlamadığı bir süreçteyiz" demesi gibi binbir türlü şeye içimin içi yandı. Senin de yanmıştır. Yani bu iktidara göbeğin bağlanıp vicdansızlık yemini etmemişsen yanmıştır. Yanmayan da var çünkü, gördük. Ama şu kadarcık kalbin varsa hafta boyunca en az bir kaç kez ağlamışsındır. Öfkeden deliye dönmüşsündür. Topkeyün delirir miyiz acaba, diye düşünmüşsüdür. Delirmemek için arkadaşları aramışsındır, kederden küfredip bir nebze rahatlayıp sonra yine öfkelenmişsindir. Yaşadıklarının yanısıra, yaşananların yok sayılmasına çıldımışsındır.

İşte şu anda uçmakta olduğun THY uçağının senin bu ruh halinde küçük de olsa bir payı var. Gerçek sorumluları, suçluları yazdım, yazıyorum, yazacağım da ama bugün bilhassa her şeyi bir kenara bırakıp içinde olduğun uçakla ilgili bir kaç şey söylemek arzusundayım. 

Zorla güzellik

Şimdi, bilmem hatırlar mısın ey vapur kullanan insan? Bundan kısa bir süre öncesine kadar Başbakan'ın gülcemalini görmeden, bağıra bağıra yaptığı "Beniiiim... Beniiiim... Beniiim..." konuşmalarına maruz kalmadan bir deniz seferi yapman mümkün değildi. Deniz durumu böyleyken kara durumu da malum. Başbakan olmadan bir saniyemizin geçmesine izin yok. Başbakan'ın giderek daha zor gülümsettiği yüzüyle donanmış sokaklarımızda yürüyoruz hep. Dev reklam panolarında hep onun bize el sallayan, alay mı ediyor, sevgi mi gösteriyor tam belli olmayan yüzü var. Başbakan'dan küçük bir ihtimal yırtarsan AKP'li belediyelerin "Şunu bunu yaptık, takdir edeceksin nankör! Saygı duyacaksın mel'un!" temalı ilanlarına çarpmamak mümkün değil. Haberler "Yaşasın Başbakan" derken, köşe yazarları da "Sen ne tatlısın Başbakan'ım, yeminle öylesin" başlıklı ortaokul kompozisyon yarışması adayları gibi. Diyelim ki bütün bunlardan kurtardın paçayı, bir de ne söylesen -çocuklar öldürüldü, köprüyü yanlış yere yapmışlar, sokaklarda insan avı başlatmışlar- "Sen Başbakan'a karşısın" diye ele geçirilmiş gibi sayıklayan gönüllü neferler var. Başbakan'a karşı olmak diye bir suç, bir günah varmış gibi. Hasılı, bir tür "zorla güzellik seferberliği" ilan edilmiş gibi. Başbakan'ı sevmeden kimseye rahat yok. İman edeceksin ki bu kahraman bu ülkeyi tek başına sırtladı götürüyor, ona bakıp hayranlıkla ağlamayanların hepsi çok fena tipler. 

Çok da fifi!

Bütün bu "zorla güzellik seferberliği" içinde eser miktarda gazete var ki ağzını açıp iki kelam etmeye cesaret ediyor. Ya herro ya merro deyip vicdanının doğrultusunda yayın yapan bu gazetelerden bir tanesi de BirGün. Tiraj itibariyla küçük olabilir ama cep Herkül'ü gibi. Yani öyle olmalı ki şimdi uçmakta olduğun THY uçağı BirGün'ü artık yolcularına sunmamaya karar verdi. Eğer bugün uçakta BirGün okuyorsan bu, gazeteyi gıcığına alıp uçağa koyan ve muhtemelen seninle aynı şeylere öfkelenen, içi yanan biri sayesindedir. Tıpkı senin gibi zorla güzellik seferberliğinden yaka silken biri  yapmıştır bu oyunu. Tıpkı senin gibi aptal yerine konmaktan usanmış biri... 
Yoksa THY Birgün'ü alsa ne olur, almasa ne olur. Twitter'da dendiği gibi:
Çok da fifi!

Grev meselesi

Şimdi gelelim THY grevine,
Şu anda uçağın içinde koşturmakta olan hostesin arkadaşları 50 günü aşkındır grevde. Lütfen hostese veya host'a "Grevinizi destekliyoruz" der misiniz. Çünkü onlar kendi hakları için olduğu kadar sizin güvenli uçuşunuz için grev yapıyorlar. "Çok para kazanıyorlar zaten" diye düşünmek gibi bir cahillik yapacağınızı sanmam, zira kendileri hepsini toplasan "Globally yours" reklamları için harcanan paranın binde birini almıyorlar. Miktar olarak farklı paralar kazanıyor olabilirler ama konum itibarıyla Bangladeş'te çalışan, lüks firmalara gömlek diken tekstil işçisi kadınlardan bir farkları yok. Yaptıkları ve karşılığı yeterince ödenmeyen işlerin üzerine THY markası basılıp çok çok acayip fiyatlara satılıyor. THY'nin bir başarısı varsa bundan paylarını almıyorlar. 

Şimdi bu yazıyı okuduğunuza göre, lütfen koltuklarınızı dik konuma getirin, kemerlerinizi bağlayın ve gazeteyi bu yazının görüneceği şekilde katlayıp önünüzdeki koltuk cebine yerleştirin. İyi uçuşlar!

Pek mühim not: Bütün bir hafta boyunca olup biten korkunç şeyler içinden niye THY meselesini seçip yazdım? Çünkü bugün, giderek çapı genişleyen bu zorla güzellik seferberliği bana her zamankinden daha sinir bozucu geliyor, bu bir. İkincisi ve esas sebebi ise Ali'yi yazmayı mesela, ki en çok onu yazabilmeyi isterdim, ama beceremiyorum. Nutkum tutuluyor. Ama bilinsin ki en unutuldu sanılan zamanlarda yazacağım. "Tamam, artık unuttular" dediklerinde en çok, en çok o zaman yazacağım. Dur ben size daha neler edeceğim...