Dünyanın en kötü müzesi

|

 Dünyanın en kötü müzesi A  Dünyanın en kötü müzesi

Bugün 1 Mayıs. Anlamını ortaokulda, Ankara Olgunlar sokakta kitap satan abilerimden öğrendiğim 1 Mayıs, günlerin güzelidir, kutlu olsun. Bu 1 Mayıs senin olsun Baran!

*

Bundan yirmi yıl kadar önce, 1993 sonbaharında Amerika’nın Massachusets eyaletinin 75 bin nüfusluk Sommerville vilayetinde bir müze kuruldu. Adına da MOBA dendi yani ‘Museum Of Bad Art’ (Kötü Sanat Müzesi). Ana koleksiyonun oluşturulurken diğer müzelerin aksine, pahalı galerilerin, dönemin ileri gelen sanatçı atölyelerinin ya da büyük müzayedelerin kapıları aşındırılmadı. Çöplükler, sivil garajlar, ara sokaklar tarandı. Bu müze için milyon dolarlık bütçelerle tasarım harikası binalar da inşa edilmedi. Bir gönüllünün evi bu iş için yeterliydi. Gerekli lisans alınıp, evrak işleri tamamlandıktan sonra müze açıldı. Bütün bu sıra dışı özelliklerinin tamamlayıcı unsuru da müzenin sloganı oldu, o da şuydu: Görmezden gelinemeyecek kadar kötü sanat.

Müzenin felsefesi, iyi niyet taşları ile örülmüş bir sanatın peşinden gitmek. Ne var ki, sanat için iyi niyetten daha fazlası gerektiğini onlar da biliyorlar ve sanatsal değeri yüksek olsun kaygısı ile yapılmasına rağmen bir türlü olmamış, oldurulamamış bir seçki ortaya çıkıyor. Koleksiyon birkaç başlık altında toplanıyor: Portreler, Manzaralar, Görünmeyen Güçler, Nü’msü, Mavi İnsanlar, Burada Semboller Karışık, Poor Traits (Yazık Dokunuşlar) ve Son Çalışmalar... Bu başlıklardan da anlaşılacağı üzere müze koleksiyonunun bir ederi ve fiyatı yok. Alıcısı, meraklısı ve hatta sanatçısı dahi olmayan bu kötü sanat akımının tek dayanağı birlikte çalıştıkları gönüllüler ve ana akım sanat çevresine tepki olarak destek olan bağışçılar.

Bizim Bet-Art Müzesi

Bu müzenin varlığından ilk 2004 yılında haberdar olmuştum ve o günden bu yana yakın takipteyim. O günden bugüne MOBA isim hakkıyla aynı eyalette üç şubesi daha açılan kötü sanat müzelerinin hatırı sayılır bit kitlesi de var. Türkiye’de yaşayan ve kültür sanatla ilgilenen, yapılan işleri, yapılacağı vaat edilen ancak sonunda geldiği noktaya tanık olduğum işleri gören biri olarak, neden bizim de bir ‘Bet-Art’ müzemiz yok diye soruyorum? Kötüyse kötü, sanatsa sanat. Hepsi bizde mevcut fazlasıyla. Üstelik bizim koleksiyonumuz öyle sadece resim ve heykelden ibaret olmayacak, sinema, tiyatro ve edebiyatı da kapsayacağı gibi, mesela bir festivalin tamamını bu seçkiye katılabilecek nitelikte. Örneğin 2010 yılının 365 gününü ele alabilir, başyapıtımız olarak sergileyebiliriz, zira hafızanızı biraz zorlarsanız hatırlayacaksınız, 2010, İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti seçildiği yıldı. İçerik danışmanlığı ve sanatsal danışmanlık almayan pek çok sanat kuruluşunun aylık, yıllık etkinlik takvimine bakarak da yine kötü sanat örnekleri ile karşılaşırsınız. Ben kendi ‘bad art’ koleksiyonumu hazırlamaya başladım. Elimde de 20’nin üzerinde eser birikti şu ana kadar. Öyle kötüler ki görün isterdim. Ama hepsinin ortak noktası iyi niyetlerle yapılmış olmaları. Bu da onların sanatsal tarafını güçlendiriyor. Bizim bu yeni sanat felsefesi ile çelişen bir tarafımız var o da, kötü de olsa reddedemiyoruz sanatsal girişimleri.


Kendi koleksiyonumdan örnekleri şu an paylaşmayacağım ancak önerilerinize açığım, bu yepyeni müze için fikirlerinizi bekliyorum. Yaptığınız eserlerin fotoğraflarını çekip bana gönderirseniz daha da sevinirim.

Fotoğraf bilgisi: Eileen adlı tablo R. Angelo Le tarafından yapılmış ve 1996 yılında MOBA’dan çalınmıştı. Nasıl olur demeyin, tarihinde iki büyük hırsızlık olayı yaşayan MOBA sahte ve çalışmayan kameralarla güvenliğini ancak bu kadar sağlayabiliyor. Eileen tablosu için önce 6.5 dolar ödül konmuş sonra gönüllülerin bağışları ile bu ödül 37 bin dolara kadar çıkarıldıysa da hala bulunamadı.