‘’Siz’’in durumunuz ‘’biz’’i ilgilendirir

|

‘’Siz’’in durumunuz ‘’biz’’i ilgilendirir A ‘’Siz’’in durumunuz ‘’biz’’i ilgilendirir

Polis, kamu düzenini ve yurttaşların canı, malı ve temel hak ve özgürlüklerini korumakla görevli, yasa uygulayıcı bir kamu görevlisidir.
*
Tıpkı ‘polis’ örneğinde olduğu gibi, kelimelerin sözlük anlamlarından çokça uzaklaştığımız günler yaşıyoruz.

Bir yerlerde bir şeyleri kaçırmış olmalıyım.
Eksik kaldığım yerleri tamamlamaya çalışıyorum, hala anlamak, anlatmak derdindeyim.
Uzun yıllar yurtdışında da kalmadım ki o dönemde Türkiye’de değildim diyeyim.
Az maaş, az hayat bilgisi, düşük seviyeden sigorta hakkı vererek, gençliğinden istifade edilen polisi yönetmek, yönlendirmek bu kadar kolayken, birleştirici olmanın tam da zamanıyken, polis ne zaman kendini toplumdan ayrıştırdı? Ya da kim tarafından?
Toplum ve polis bir bütündür diyemiyorum, işin doğasında var bu ayrıklık, iki tarafın da birbirini eğretilemesi. Ancak mesai bitip de üniforma çıktığında, polis de tıpkı diğer insanlar gibi uyumak için bir eve gidiyor uzay üssüne değil, o da televizyon izliyor başka bir şey değil, o da terlik giyiyor uçan kaykay değil.
Belki de eve gitmediklerinden, üniformayı çıkarmadıklarından, ayaklarını uzatıp şöyle kafasını rahatlatacak bir film izleyemediğinden, arkadaşları ile serbestçe vakit geçiremediğinden o zırhın altında bir insan olduğunu hatırlayamıyordur, bilemiyorum. Ve insanın en çok da diğer insanlara muhtaç olduğunu.
*

Taksim Dayanışması’ndan birçok kişinin gözaltına alınması ile sonuçlanan Pazartesi akşamki polis müdahalesinin ardından, parkın merdivenlerinde, polis denetiminde bir forum gerçekleştirildi. Radikal gazetesi muhabiri, İdris Emen’in haberine göre, forumdan çevik kuvvete yapılan çağrıda, zor şartlar altında çalışan polisin haklarını savunmak, sıkıntıları paylaşmak üzere forum katılımcılarının seslendiği polisten gelen yanıt: ‘Bizim durumumuz sizi ilgilendirmez’ oldu. İlgilendirmez ne demek? Benim durumum seni ne kadar ilgilendiriyorsa senin durumun da beni ilgilendiriyor.
Siz ile biz’i ayıran nedir, bir ara kaçırdığımız bir şeyler mi yaşandı? Hep birlikte büyümedik mi, hep birlikte yaşamadık mı, aynı çeşmeden su içip, aynı fırından ekmek almadık mı? Ne ara ‘siz’ ve ‘biz’ olduk? ‘Yorulduk, evimizi özledik, eşimizi, çocuğumuzu, annemizi özledik’ diyorsunuz ama bir yandan çocukluk arkadaşlarınıza nişan alıp onları bilgisayar oyunu oynar gibi ‘avlamaktan’ geri durmuyorsunuz.
*

Gezi polislerine verilecek 24 maaş ikramiyeden birçok kişinin haberi vardır. Buna göre, pek çoğu henüz birkaç yıllık polis oldukları için alacakları toplam ikramiye bin TL civarında. Daha kıdemli olan emniyet müdürleri ise üç bin TL alacak. Yeni başlayan polislerin net maaşı 36 TL göründüğü için ikramiye de bu ölçüde. Merak ediyorum acaba mesleğe yeni başlamalarına rağmen bu polislerin maaşları iki bin beş yüz TL olarak görünseydi yine 24 maaş ikramiye verecekler miydi? Bu ikramiyeyi ‘uygun’ bulanların çocukları şu an yatlarında tatil mi yapıyor ya da yurtdışında kafa mı dinliyor? Senin durumun beni ilgilendiriyor.
*

Bir ara çok kullanılan deyimle hepsi Y kuşağına mensup Emniyet Müdürlüğü mensuplarına bir hatırlatma yapmak istiyorum, eğer kahraman olmak isteyenleriniz varsa, halkın sevgisini ve gönlünü kazanmadığınız sürece değil destan SMS dahi yazmış sayılmazsınız. Halktan kastım eli palalı, beli silahlı insanlar değil, karakolda meslektaşlarınız tarafından dövülen kadın, sırtına tekmeyi yiyen üniversite öğrencisi, bir terör saldırısında meslektaşlarınızdan biri hayatını kaybettiğinde ağlayan koca koca adamlar, gencecik kızlar...
Unutmayın ki, şiddet uygulayanlar, bu yolla her neyi muhafaza etmeye çalışıyorlarsa en önce o yıkılacaktır. Muhafaza etmeye çalıştıkları her ne olursa olsun.


O polisler neden ve nasıl intihar etti?
Demiştim ya senin durumun beni ilgilendirir diye. Gezi sürecinde intihar eden altı polisin son görev yerleri ve detaylı otopsi raporlarının yayımlanmasını talep ediyorum. Bir gazeteci ve vatandaş olarak merak ediyorum ve soruyorum. Gencecik bu polisler neden intihar ettiler, nerede ve nasıl?

Bir teklif

Milli Eğitim Bakanlığı’ndan rica ediyorum, ilk ve orta okullarda ‘empati’ dersleri verilsin. Pedagog kontrolünde olmak kaydıyla toplumun tüm farklı görüşlerinden, din, dil vs temsilcileri okulları dolaşsın ve çocuklara bu farklılıklarıyla anlatsın. Anlatsın ki, bu çocuklar yarın öbür gün polis olduklarında ya da kamuda karar verici konuma geçtiklerinde başkalarının haklarını da hatırlayıp, saygılı olabilsinler.