Saçmalatmaya çalışıyorum

|

Çizimlerine bayıldığımız Uğur Gürsoy"a gittiğimizde biraz heyecanlı da olsak, dergide kocaman gülümsemesiyle bizi karşıladı. Hatta kendi elleriyle çay bile ikram etti. O kadar eğlenceli, sade ve hoş bir ortam vardı ki içeride, gerçekten gidenin çizer olası geliyor. Mütevazi, sevimli ve bir o kadar hoş sohbet kendisi. Fırat karakterinin sevimliliğinin nasıl oluştuğunu aslında Uğur Gürsoy "u yakından görünce hemen anlayabiliyorsunuz. Gençler tarafından bu kadar tutulan bir karakterin nasıl oluştuğunu hepimiz merak ediyorduk. Gittik ve bakın, neler öğrendik?

 

»İlk olarak tüm gençlerin merak ettiği; Fırat karakterinin sizin küçüklüğünüz olup olmadığı?

Fırat karakteri küçüklüğüm değil. Küçüklüğümden de doneler var içinde ama Fırat aslında akılsız çocukların bir vücutta toplanmış hali. Yani tek bir çocuk değil tabi ki.

 

»Birçok karikatür dergisinde , karikatürlerde siyasi veya sosyolojik birtakım alt yapılar görebiliyoruz. Fırat aslında mesaj kaygısı gütmeyen bir karakter. Sizce bu yüzden mi çok sevildi Fırat?

Siyasi bir alt yapısı olamaz zaten Fırat"ın çocuk karakter. Zaten hiçbir alt yapısı olmasın diye uğraşıyorum. Açıkçası bu filmlerde dizilerdeki bilgiç, duygusal çocuklardan haz etmiyorum. Aklı başında konuşan çocuklar pek hoşuma gitmiyor. Kendi çocuğum öyle olursa nasıl olur bilemiyorum ama. Annesinin babasının sarılmalarından duygulanan çocuk bana uzak geliyor. Ben daha çok Fırat gibi akılsız bir çocuk istedim. Fırat böyle bir çocuk. Gerçi artık biraz daha akıllandı, hafif hafif duyguları oluşmaya başladı. Hiçbir şeyi umursamayan, travma yaşamayan, yaşasa da yarım saat sonra ""he he he"" diye ortalıkta koşturan bir çocuk komik geldi bana. Yoksa herhangi bir mesaj içeren, bize sevgiyi anlatan, durumlardan bir şeyler çıkaran çocuk istemedim. Bundan farklı bir yapısı olduğu için Fırat sevimli. Yetişkinlikten eser yok. Özellikle balonları doldururken çok dikkat ediyorum herhangi bir lafı öğrenilmiş, yetişkin lafı olmasın diye uğraşıyorum. Saçmalatmaya çalışıyorum ama çocuk gibi saçmalatmaya.

 

»Son olarak karikatür çizmeye nerede ve nasıl başladınız?

Çocukluğumdan beri çizmiyorum tabi. Çocukluğumdan beri mizah dergileri okuyorum. Eve de geliyordu zaten her hafta. Hatta ilk okumaya başladığımdan beri mizah dergileriyle iç içeyim. Ama asıl çizer olmak istemem; geçmişte Kemal Arıtan"ın "Bir Gece Daha" diye bir köşesi vardı. Orada gelenler gidenler hikayeler anlatır Kemal Abi de onları dergide kendi çizerdi. Ona bir karikatürümü göstermeye gittim. Mizah dergisine ilk girdiğimde karanlık, loş bir ışık, karlı bir günde, geyik yapılıyor. Sadece masa lambaları yanıyor. Dedim ki böyle bir yerde yaşamak istiyorum, çizer olmak istiyorum. Daha doğrusu çizgiye değil de çizerliğe hayran oldum aslında. Çünkü diş hekimliği yapıyordum ve bol ışıklı, floresanlı yerlerden, insanlarla elit ve düzgün konuşmaya çalışmaktan çok sıkılmıştım. "Buket hanım, bilmem ne hanım" , şu bey bu bey. Şimdi hep dergideyim, saatlerce oturuyorum, yetiştirmem gerekmiyor hafta içleri. Geyik yapıyoruz, konuşuyoruz sürekli. Böyle geçiyor. Muayenehanemde oturmaktan sıkılmıştım. Birden öyle bir ortam görünce hemen eve gidip çalışmaya başladım. Ufak tefek çiziyordum ama çokta profesyonel şeyler yoktu. Baya espri bulmam lazım diyerek masanın başında saatlerce kaldığım günler oldu.