Yunus Söylet demokrasisi

|

EBRU ÖZKAN
 
Geçen hafta BirGün Genç sayfasının İstanbul Üniversitesi’ndeki fakülteler arası geçiş yasağı ile ilgili bir yazı yayımlanmıştı. Haberin içeriğindeki geçiş yasağı ile bağlantılı olarak 01.11.2010 tarihinde gerçekleşen “olaylarda” ÖGB ve sivil polis işbirliğinde okula alınmayan öğrenciler hem darp edilme hem gözaltına alınma hem de açılan soruşturmalar neticesinde uzaklaştırma cezalarıyla karşı karşıya kaldı. Cezaların tarihleri ile vize sınavlarının tarihlerinin aynı zamana denk gelmesi ise çok manidar bir durumdur. Ceza alan hiçbir öğrenci vize sınavına girememiştir. Cezaların bu tarihe denk getirilmesinin altında hiçbir iyi niyet arayamayız. Baskı ile zulüm ile en doğal hakkımız olan eğitim hakkımız dahi elimizden alınmak istenmiştir. Soruşturmalarla yıldıramadıkları devrimci-demokrat öğrencileri yıllardır yaptıkları gibi bugün de eğitim hakkından ve dahi üniversitelerinden mahrum bırakmak istemişlerdir.
Geldikleri günden beri demokrasi çığırtkanlığı yapan Recep Tayyip Erdoğan ile Erdoğan’ın aile doktoru olan İstanbul Üniversitesi rektörü Yunus Söylet, baskı ve zulüm kokan uygulamalarına her geçen gün yenilerini eklemeye devam etmektedir. İktidar ve üniversite yönetiminin bu uygulamaları, kimi zaman kendisini uzaklaştırmalarla kimi zaman da şiddet ile ortaya koymaktadır. Geçtiğimiz günlerde üniversite yönetimi fakülteler arası geçiş yasağının hiç “olmadığına” dair açıklama yaparken kırk beş öğrenci hakkında açılan soruşturmalardan uzaklaştırma alan öğrenciler okula zorla giriş yapmak “suçundan’’  adeta kapı dışarı edilmeye çalışılmıştır. Böyle bir yasağın olmadığını ileri sürerken bu denli komik bir ceza ile öğrenciler okullarından ve eğitim haklarından mahrum bırakılmaya çalışılmıştır. Uygulamanın en can yakan kısmı ise vize sınavlarından mahrum bırakılan öğrencilerin ceza süreleri bitse bile sınava giremedikleri için otomatik olarak okullarının uzamasıdır.
Baskı ve zulüm mekanizması bugün yalnızca üniversitelerde işlememektedir. Ülkenin dört bir yanında özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren her kesimin sesini gırtlağında düğümlemeye çalışan malum iktidar, hak gasplarını soluksuz işletmektedir. Fakat onlar da çok iyi biliyor olacaklar ki bir toplumsal uyanışın ilk nüveleri kapılarına kilit vurmaya çalıştıkları üniversitelerin içinden çıkan aydın yüzlerin çığlıklarıdır. Bu nedenledir ki kargaların bile güleceği kadar gülünç nedenlerle okullarımızdan uzaklaştırılıyoruz, bu nedenledir ki belki bir belki iki sene sonra üniversitelerin aydınlık yüzü olmaya aday gençliğin önünü şifrelerle kapatmaya çalışıyorlar. Bu nedenledir ki bu deniz yürekli gençlerin karşısına kendi koyun sürülerini koyacaklarını söyleyerek yıldırmaya çalışıyorlar. Unuttukları bir gerçek var; ne dün ne bugün ne de yarın her türlü baskı mekanizmalarının çarkları arasında ezilmeyen ve ezilmeyecek olan bu gençlerin varlığıyla, bir ileri iki geri demokrasi anlayışı değil hak ve hürriyetlerin gasp edilmediği bir üniversite ve dahi ülke yaşayacaktır.