Unutulmuş gençler seçimden ne bekler?

|

ÖZENÇ KURT

Egemen güçlerin dayattığı antidemokratik seçim sistemiyle gireceğimiz genel milletvekili seçimlerine sadece üç gün kaldı. Bir buçuk aylık seçim sürecinde, liderlerin seviyesizce atışmaları dışında halka yararlı kabul edebileceğimiz bir yenilik kattığını söylemek yine hayli güç. Yükselen gerilimden medet uman parti politikalarına şahit olduk bir kez daha. Genç seçmenlerin dertlerine somut projeler sunulmadığını söyleyebiliriz. Seçilme yaşının 26 olduğu ülkemizde Meclis kapısı gençlere hâlâ kapalı. Yaşanan süreci bir de genç seçmenlerin ağzından dinlemek için başladık sohbete...
Yağız Mandıracı (YGS mağduru): 12 Haziran seçimlerine giderken oluşan tablo bence hiç iç açıcı değil. Partilerin, halk ve milletin feryadına çare bulmak için, yani halka hizmet etmek için çalıştığı bir seçim yarışı göremedim. Seçimlerden 1. parti olarak çıkmak adına birbirlerine karşı attıkları iftiraları, konuşlan bu çirkin üslubu hiç beğenmiyorum. Bana göre seçimin sonucu o kadar da önemli değil çünkü ben artık bu ülkenin sömürülüşünü, halkına uygulanan zulmü seçim sonucunda gelecek hiçbir partinin değiştirebileceğine inanmıyorum.
Alçay Yıldız (Uludağ Üniversitesi): 12 Haziran seçimlerinde liderlere baktığımızda görüyoruz ki, her zaman olduğu gibi seçim öncesi vaatler art arda geliyor. AKP’nin çılgın projeleri, MHP’nin Diyarbakır mitingi, CHP’nin de AKP’den kurtulmak için halka olan dostluğu ve diğer partilerin oylarını kendi çatısında toparlamak için birlik mesajları ön plana çıkıyor. Geride kalan partilerin kendi tabanındaki insanlar acaba nasıl düşünüyor? Her insan ve her genç gibi benimde seçimlerden ve dolayısı ile geleceğimden beklentilerim var... Ama şu seçim sürecinde görülüyor ki bu beklentilerimi bu seçimler de karşılamayacak. Çünkü ne kadar AKP’nin oylarının düştüğü söylense de muhalefetin oyları AK Partiyi düşürecek kadar artmadı bana göre... Herkes gibi ben de bu seçimlerin arkasını merak ediyorum. Acaba Türkiye seçimlerden sonra böyle gitmeye devam mı edecek? Yoksa farklı bir hükümet gelip bu seçimlerde verdiği vaatlere uyup ‘rahat bir nefes’ mi aldıracak? Ya da “Türkiye’den bir ses” mi bekleyecek? Ne olursa olsun şunu bileceğiz ki hangi hükümet gelirse gelsin hatırı sayılır bir kadrolaşma ve kendi adamlarını kayırma durumu açıkça ortaya çıkacak.
Onur Ünal (diplomalı işsiz): Sadece medyanın ele aldığı liderleri takip edebiliyorum, bu yüzden seçimlerle ilgili bu soruya kısıtlı bir şekilde cevap verebiliyorum. Bu kez, eski süreçlere göre daha farklı söylemler oldu. MHP ve CHP kırmızıçizgi diye tanımladıkları konulardan taviz verdi. CHP değişim akımına uydu, eylemlerini görmesek de söylemleriyle gerçek anlamda sosyal demokrat bir çizgi çizdi diyebilirim. AKP aynı AKP. MHP ve Devlet Bahçeli çok eleştirilmese de iyi niyetli şeyler yapmaya çalıştı. Belki kendini ifade zorluğu yaşadı. Karşıt görüşte olduğu partilerin milletvekillilerinin, destekçilerinin yapmış olduğu açıklamalar ve gelişen eylemlere rağmen geçmişteki yanlışları yapmadı. Aynı şekilde karşılık vermedi ve ülkücüleri yerlerinde tuttu ve çatışma ve şiddete bulaşmalarına izin vermedi. Kimse önemsemedi ama bence önemli bir hareketti. Oyumu Sırrı Süreyya Önder’e vereceğim. Yazılarını ve karakterine inandığım bir kişi. Yanlış olduğuna inandığı bir düşüncenin peşinden sırf ‘parti genel görüşü o diye’ arkasından gitmeyen, her zaman doğru bildiğini savunacak cesur bir vekilim olsun. Düşüncesi yüzünden onu seçiyorum