Bana kalırsa devrim…

|

EREN ALİ GÜL

Devrim, histeriden arınmıştır bir kez. Bana kalırsa devrim, mütalaa edilen ve kendiliğinden gülebilmenin devrilmişliğidir. Güneşi görünce topukları kıçına değmesidir mesela çocukların. Rüzgâra sırt vermesidir bir halkın, sonra uçurtmaların kuşlama yapmasıdır. Kolları salya saman fırlamaların, Afrikalı sefillere Kürt aksanıyla Türkçe konuşturmalarıdır...
Bana kalırsa devrim, adam olamamaya inat insan olmakla meşgullerin masalsı yaşamlarıdır. İlle de sokağın olacaksa, biraz da Hopalıların olmalıdır. Tayyip ve efendi hazretlerine laf yetiştirilecekse, küfür edebilmektir. Bana kalırsa devrim, benim hayal ettiğim kadarıysa hepiniz için bir yer taşıyor olmalıdır. Hayallerin mülkiyeti nasıl ki Kültür ve Turizm Bakanlığı’nınsa, taş atmanın sırası gelmişse mesela, orta yerinden yarıla yarıla geliyorsa sütlacın fokurdaması, öylesine ve sıradanlığıyla ağzı çikolatalı arkadaşların el uzatmalarıdır... Seksen yaşında sekiz çizen liberallere inat, sekiz yaşında kalabilmenin ısrarı gibidir BirGün’ün...
Bana kalırsa devrim, biraz da anne eli değmiş gibilerin sığınma evidir.  TBMM’nin bahçesine işeyebilmektir mesela her akşam. Büyütülmüş en acıları damıtarak, en sevimli mutlulukların keşfine giderken koluna takışıp gelen arsız ağrıları da yoksaymamaktır. Her yıldızlıya bir yumruk gibi her güzelliğe bir hayat arayışıdır.
Bana kalırsa devrim, hiç doğmadığım Dersim’de yaşama isteğidir. Dersim tanrısı Xızır’ın; Seyid Rıza’nın, Hüseyin Cevahir’in, Hıdır Aslan’ın, Önder Babat’ın kollarına takışmasıdır. Bir şaka sırasında, eşek ölüsü gibi serilmektir belki. Kim bilir, ...
Bana kalırsa devrim, beş para etmeyenlerin; simit kırılmasında ayrışan ve martıların kapışa kapışa örselediği bir gıdımlık ekmeksiliğidir. Öyle ya, para edenlere karşı ben para etmiyorum diyebilmenin muhayyelidir; onurun,  doğruluğun... Konur sokağın sahipleri geliyorsa, Karanfil’den de Ahmed Arif’in gelebileceği ihtimalidir. Kavramların, kuramların, tezgâhların işleyemediği anlatabileceğim öykülerin bir gün basılma ihtimalidir. Aktivist, profesör, doçent, doktor, girişimci-mirişimci olmadan da muktedir olanın devrilmesidir, başımı yere ayaklarını yukarı kaldırdığımda...
Hep bana kalıyor bu devrim, ağır da gelmiyor. İşte; ağır gelmeyen tek sevdadır devrim. Kelle ile orantı kuran paramiliter istilasına, eril yanlarını gösterip pışşşşıııık! diyebilmektir.
Bana kalırsa devrim; Oligarşiye tas tarak toplattıran, cürümüne göre davranan, eli çükünde gezen yaşındalığına varmamış tahtakurularımız içindir! Özgürlüğün dayanışması varsa, gençliğin de muhalefeti vardır. Kim bilir...

Tabelaları köşeli mahalle
Acılarımız bu kadar kesikken
Tabelaları köşeliyken mahallemizin
Mahirleri göstermiyorsa atölye artıkları
 Cevahirlere götürmüyorsa Bursa bıçakçıları
Bizim ekmeğimiz halkın evi Bertolt bilmiyorsa
Maltepe’deyse
Posta alıcılarımız
Kan kabartmalı posterlerini gösterip
Büyük caddeler tanıştıramadıysa
Karanlıkta dolaşan sokakları
 Bu bizim suçumuz değil
Bu bir kaos değil
Karakteri değiştirilmiş özgürlükler
Mısır tarlalarında
Hürriyetlerin iç çamaşırlarda gezdirilmesiyse
Işıyınca saklaşan sokakların
Yerinde
Kayıp şarkıları söyleyen
 Ninnili ağzıyla
Ankara’dan fakir
Cebeci sokağıysa
İçme sırası bizde
Sarhoşken görülüyorsa devrim