Gençler sınav öncesi sokakta

|

LYS’ye günler kalırken, Türkiye genelinde liseli öğrenciler heyecanlı bir bekleyiş içinde. Heyecanlı mı dedik? Çok özür dileriz. Ağız alışkanlığı haline gelen bu kelimenin yerine artık gençler yeni bir kelime kullanıyorlar şimdi. Geçmiş sınavlarda ortaya çıkan şifreler nedeniyle LYS’ye girecek öğrenciler ve yakınları artık bu sınavı ‘tedirginlikle’ bekliyor. Kimileri sınav öncesi sokaklardayken, önümüzdeki sürecin de liselilerin sokaklarda olacağını gösteriyor. Bu hafta BirGün Genç ekibi olarak sınavı tedirginlikle, sokakları isyanlarıyla bekleyen bu gençlerle konuştuk.
Caner Polat: Türkiye’nin en güvenilmez kurumlarından biri haline gelen ÖSYM, öğrencilerin hayatları ile ilgili kararların alınmasına etken bir sınav yapıyor. YGS şifre skandalı ile ilgili yüzlerce soru işareti hala ortalarda dolanırken, yapılacak olan sınavın da güvenilmez olduğu ortada. Türkiye çapında öğrenciler sokaklara dökülürken, karşısına binlerce kişinin dikilmesi değil, bu sese kulak verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü oraya çıkan liselilerin her biri, kendi bireysel kararları ile, bütün baskılara rağmen çıkmıştır. Dikilenlerin ne kadar aynı bilinçle ‘dikileceklerini’ düşünmek lazım.
Özlem Koçak: AKP’nin liselerde yarattığı gerici-piyasacı ve elemeci sınav sistemi her yıl milyonlarca öğrenciyi üniversite kapılarının dışına itiyor. Gençliğin geleceği ise şifrelere bağımlı hale getirildi. Öğrencilerin bilgilerinin birkaç saatlik sınavlarla sınanması, sadece o sınavlarla ifade edilebilecek bir proje değil, yaratılacak olan yeni kuşağın, AKP’nin neoliberal düzeniyle barışık birey yaratma sürecidir. Bu süreç 4 yıllık tezgâh mekanizmalarından geçen öğrencilerle, eğitimin en son aşaması olan üniversitelere ‘yontulmuş’ bir birey kazandırmaktır. Son olarak da bu projenin yeni ürünü olan şifreler gençliğin geleceksizleştirilmesinin ne boyutta olduğunu gözler önüne serdi. YGS sürecinde yapılan açıklamalarda hiçbir gönül rahatlığı yaşamamışken, bugün LYS’den beklentimiz ‘umutlu bir yarın’ değildir. Biz de liselerimizde ve alanlarda, kendi geleceğine sahip çıkanlar olarak adil olmayan sınav sistemine ve şifrelere karşı sesimizi duyurmaya devam edeceğiz.
Sercan Gelir: Piyasanın ihtiyacına göre teknik eleman yetiştirme anlayışına dönüşen neoliberal politikalar, hayat dediğimiz yolculuğun ilk kilometre taşlarında işlemeye başlar. İlkokul çağındaki öğrencilerin bu sömürü düzeni ile ilk tanışmaları ücretli okul kurslarında başlıyor. Sömürü düzeni daha sonra ortaokul ve lise çağındaki öğrencilere dershaneler eliyle pervasızca saldırıyor. Anayasada eğitimin parasız olduğu söylense de okullarda toplanan kayıt, diploma, sınav gibi paralar, eğitim ilişkilerini öğrenen-öğreten ilişkisinden müşteri-tüccar ilişkisine döndürmekte. Bu durum niteliksiz bir eğitimi açığa çıkartmakta; öğrencilerin bilimsellikten uzak, toplumsal değil bireysel çıkarları gözeten eğitimle karşı karşıya bırakmakta. Sistem bireyi yaratma işlemi tabii ki tek bir ayak üzerinde duramaz. Bu nedenle öğrencileri piyasacılığın kucağına atıp, parası olmayanı da cemaatin ücretsiz/indirimli dershanelerine muhtaç etmekte. Bir yandan dershane aracılığı ile piyasacı saldırılarını lise öğrencileri üzerinde yoğunlaştıran AKP, diğer yandan da cemaatler eliyle gericiliği pompalayıp, iki ayağı üstünde durmakta. Son olarak da yapılan sınavların bu insan ‘eğitimi’ konusunda son hamlelerden biri olduğunu düşünüyorum. Bu sınava kadar öğrencilerin hayatına istenen yaşantı işleniyor ve sınav sürecine girdiklerinde yaratılan ürünlerin vereceği meyvelerin ne olduğu ölçülüyor. Şifrelerde ürünlerin yetersizliğini gözler önüne seriyor. Şimdi önümüzde bir sınav var ve içimiz rahat değil. Ama umudunu taşıdığımız güzel günlerimiz var.
Evrim Kara: Bugün liseli gençlerin hayatları sınavlara hapsolmuş durumda. İnsanların yetenekleri ve bilgileri sınavlarla ne derece ölçülebilir ki? Üstelik bu elemeci anlayışa şimdi yeni bir anlam daha yükleyebiliyoruz. Bugün dershaneler, üniversite kapılarının emekçi çocuklara kapatıldığını, parası olmayanın ‘yarışa’ geriden başladığını gösteriyor. Oysa bu olay sınavlarla da bitmiyor, ileride işsizler ordusunun bir bireyini hazırlamak için aileler paralarını bu sermayeye akıtıyor. Bu çarpık sınav sisteminin, çarpık eğitim sisteminden geldiği gözümüzün önünde bir gerçek olarak duruyor. Sınav sistemlerinde yaptıkları makyajlamalarla bizleri kandıramadılar. Sınav sisteminin hâlâ adaletsiz olduğunu, toplumun ihtiyacına ve insanların yeteneğine göre eğitim olmadan bu sorunun çözülemeyeceğini düşünüyorum.
Demet Sargın: Bugün sınavlar hakkında bir şeyler düşünebilmek için eğitime verilen değere baktığımızda, her şeyi rahatça görebiliyoruz. Sözleşmeli öğretmenler okullarda görev yapıyor, atamalar çoğu yerde yapılmıyor, yapılan atamaların ise kadrolaşmaya yönelik hamleler olduğunu görüyoruz. Öğretmenler düşük ücret alıyor. Bu şartlar altında eğitimin ne kadar sağlıklı olduğunu ne derece tartışabiliriz? Öğrencileri müşteri haline sokan, okullarda gerici ve neoliberal politikaların uygulandığı bir eğitim sistemi ve bu eğitim sürecinin sınandığı bir sınav hakkında konuşuyoruz. Böyle bir sınavda tabii ki kim dershanelere daha fazla para akıtmış, kim şifre alacak ilişkilere sahip olmuş bu sınanıyor. Her şey ortada iken yapılan açıklamalar ne yazık ki bizi ne tatmin ediyor ne de edecektir. Biz de geleceğimiz için sınava girmek dışında başka şeyler de yapacağız: Alanlarda taleplerimizi ve ‘geleceğimizi istiyoruz’ şiarımızı haykıracağız.

LYS’deki tesadüflere hazırlıklı olun!
Bartın Liseli Gençlik Muhalefeti geçtiğimiz hafta Cuma günü LYS ve sınav sistemini basın açıklamasıyla protesto etti. Bartın’ın en işlek caddesi olan Hükümet Caddesi’nde toplanan Liseli Gençlik Muhalefeti üyeleri basın açıklamasında YGS deki şifre skandalına da değinirken LYS’de benzer ‘tesadüf’lerin olabileceğini şimdiden vurguladı. Sınav sisteminin çürüdüğünü ve şifreleme skandallarını dövizleri ile dile getiren Liseli Gençlik Muhalefeti üyeleri, tepkilerini sloganlarla da dile getirerek eylemi sonlandırdı.